Ağu 282009
 

Arkadaş edinmekte zorlanıyormusun ? Bazen zor olabilir, ama bu bir yetenek ki geliştirmek olamaz değildir. Arkadaşlar edinmek için önemli şey olan bir arkadaş kendinizi ve olduğunuz gibi göstermek yapmacık olmamaktır.
1. Adım 1
Gülümseyin
2. Adım 2
Senin adını tarafından arkadaşlar yapmak istediğiniz kişi Adres. Bu da onları tanımaya ilgilenen.
3. Adım 3
Orijinal olun. İnsanlar doğal birine kim ve gerçekten onlara ilgi samimi ilgi vardır.
4. Adım 4
Rahatlayın.
5. Adım 5
Bunları konuşmaya başlayın yardımcı olacak sorular sorun. Çok doğal olarak kişisel sorular sormayın.
6. Adım 6
İyi bir dinleyici olun.
7. Adım 7
Ortak bir zemin üzerinde, çıkarları ya da hobiler gibi oluşturun.
8. Adım 8
Görüş saygı farklılıklar; bunun ne dostluk heyecan budur. Objektif ve açık fikirli olun.
9. Adım 9
Övgü zaman çağrısında ver. İnsanlar her zaman pozitif geribildirim için teşekkür ederiz.
10. Adım 10
Dokunmatik birlikte eğlenceli bir şeyler yapmak için davet ederek tutun.
11. Adım 11
Kadar onlarla bundan sonra izleyin.
12. Adım
Dostluğunuzu keyfini çıkarın.

Tem 202009
 

En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyor, eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyor ve eski Türk filmleri dahi sizi hüzünlendiriyorsa, kesinlikle aşıksınız
Birbirinizi gerçekten sevip sevmediğinizi anlamak için bazı ipuçlarına ihtiyacınız var. 
Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyor, en aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyor ve artık eski Türk filmleri dahi sizi hüzünlendiriyorsa, kesinlikle aşıksınız. 
İşte aşık olduğunuzdan emin olabilmeniz için 50 işaret: 
- “Seni seviyorum” demeye doymuyorsanız
- En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız
- En bakımsız halinize bile bayılıyorsa
- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa
- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa
- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız
- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve “ya o da böyle bir kaza geçirirse” diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız
- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella’yı ve Robin Hood’u anlatıyorsa
- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız
- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için
- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa
- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız
- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa
- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa
- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa
- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız
- Siz seyahatteyken, her gün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa
- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa
- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı anlıyorsa
- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız
- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsa
- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsanız
- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye başladıysanız 
- Onsuz tatile çıktığınızda, bütün vaktinizi telefon başında onu ne kadar çok özlediğinizi anlatarak geçiriyorsanız
- Canınız işe gitmek istemediğinde sizin için patronunuzu arayıp hasta olduğunuzu söylüyorsa
- Siz kilo aldıkça, tombul kadınları sevdiğinden bahsediyorsa
- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile, onunla en yakın arkadaşlarınızın uğrak mekanı olan eğlence yerlerine gitmekten rahatsız olmuyorsanız
- Size durup dururken çiçek alıyorsa
- Size hala oyuncak ayılar ve tüylü köpekler alıyorsa
- Ne kadar saklamaya çalışsanız da, bugün sizin için kötü giden bir şeyler olduğunu fark ediyorsa
- Yorgun olduğunda bile size seve seve masaj yapıyorsa
- Onun yüzünden eğitiminizi yarım bırakmanın veya kariyerinize zarar verecek bir adım atmanın “fedakarlık” olduğunun farkındaysa
- Başınız sıkıştığında ilk aklınıza gelen onun koruyucu omuzlarına ihtiyacınız olduğuysa
- Sizin için yemek, temizlik hatta ütü yapıyorsa
- Arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz ve onun dışında da bir hayatınız olması konusunda sizi destekliyorsa
- Özel günleri asla unutmuyor ve ufak da olsa mutlaka bir hediye alıyorsa
- Sizin için ağlamaktan utanmıyor, hatta bunun için gurur duyuyorsa
- Çok paraya ihtiyacınız olduğu bir dönemde hiç düşünmeden birşeylerini satabilecek kadar düşünceliyse
- Bir sorunu olduğunda ima yoluna gitmek yerine açık açık konuşmayı tercih ediyorsa
- Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa
- Gecenin bir yarısı, sadece sizi sevdiğini söylemek için telefon ediyorsa
- ‘Nasıl olsa birlikte yaşıyorsunuz’ diye kendini boş vermiyorsa, ilişkinizi taze tutmak için çaba sarf ediyorsa
- Size ayak uydurmak için tenis dersleri alıyorsa
- Birlikte dans dersleri almayı teklif ediyorsa
- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa, sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa
- Pijamalı halinizi gece kulüplerindeki çarpıcı kadınlara tercih ediyorsa
- Kendisi acılı sevdiği halde, sizin için yemeği acısız ısmarlıyorsa
- Sizin için dünyanın öbür ucuna gitmeyi göze alıyorsa
- Size gözü gibi bakıyorsa
- Size her gün “Sevgililer Günü” ise

Tem 192009
 

Her gün bir boşanma haberi duymaya alıştık artık. Büyük bir aşkla evlenip iki ay sonra ayrılanlar artık bizi şaşırtmıyor. Çevremizde ilk günkü gibi birbirine aşık ve mutlu çift sayısı her geçen gün azalıyor. Asıl bizi evliliklerinin ellinci yılını kutlayan ve bunca zamana rağmen hala birbirleri için deli olan çiftleri görmek şaşırtıyor. Hatta bunu başaramayanları kıskandırıyor bile. Onlar nasıl ilk günkü gibi mutlu olmayı başarıyor diye hiç merak ettiniz mi? Ya da o mutluluk tablosundan etkilendiğiniz olmadı mı hiç?
Evet bunun bir sırrı olmalı… Bir çiftin evliliklerinin 25. yılında bile hala birbirleri hakkında yeni birşeyler öğrenmesinin, birbirilerine bakarken gözlerinin içinin parlamasının ve ilişkilerindeki heyecan dolu kıvılcımın bir nedeni olmalı. Böyle kaç tane çift tanıyorsunuz? Eğer mutlu ve uzun süren bir evlilik istiyorsanız bunu başarmış çiftleri gözlemleyin. Ve asla onların öğütlerini kulak arkası yapmayın. Bu arada mutlu bir evliliğe sahip olmak için 10 altın kural niteliği taşıyan aşağıdaki maddelere göz atmaya ne dersiniz? Hatta bu kuralları sadece okumakla kalmayın uygulayın da…
1. Aynı zamanlarda sinirli olmayın: Çiftlerin aralarında bazı anlaşmazlıkların olması ve zaman zaman ufak tartışmaların yaşanması elbetteki çok doğal. Ancak önemli olan tarafların aynı zamanlarda cok sinirli ve fevri hareket etmemeleri olsa gerek. Eğer eşiniz sinirliyse siz alttan almaya çalışın. Bir daha geri dönüşü olmayan sözlerden ve hareketlerden kaçının. Haklı olsanız bile ortamın sakinleşmesini bekleyin ve bir süre sonra düşüncelerinizi ılımlı bir ses tonuyla belirtin. Hem böylece istediklerinizi yaptırma şansınız daha da artacaktır. Unutmayın ki tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır diye boşuna söylememişler…
2. Birbirinize bağırmayın: Bir tartışma esnasında o sesini yükseltti diye siz de sakın bağırmaya başlamayın. Bağırmak hiçbirşeyi çözmeyecektir. Sadece durumun biraz daha karışmasını ve hatta sarpa sarmasını sağlar o kadar. İki taraf da aynı anda birbirine bağırıp, çağırırsa sadece gürültü çıkarmış olursunuz. Sesinizi hiçbir koşulda eşinize karşı yükseltmeyin. Sevgiden önce aranızdaki saygıyı koruyabilirseniz uzun yıllar süren mutlu bir evliliğiniz olur.
3. Eleştirilerinizi yumuşatın: Tabii ki eşinizin bir takım hareketlerini beğenmeyebilirsiniz. Ve konudaki düşüncelerinizi dile getirmekte de özgürsünüz. Ancak önemli olan bunu nasıl yaptığınız… Onu değiştiremeyeceğinizi bilerek hareket etmelisiniz. Sözlerinizin olumlu yönde, sevgi dolu ve ılımlı olmasına özen gösterin. Yoksa hiçbir işe yaramaz. Sadece onu kırmış ve üzmüş olursunuz o kadar. Şu hareketinden nefret ediyorum yerine, hayatım bence böyle davranmak sana hiç yakışmıyor diyebilirsiniz. Ne dersiniz böylesi daha yapıcı olmaz mı?
4. İktidar savaşına girmeyin: Eğer tartışmayı mutlaka birinin kazanması gerekiyorsa bırakın eşiniz kazansın. Aşkın bir iktidar savaşı olmadığını ve incelik istediğini bilerek hareket edin. Evlilik bu durumu daha da hassaslaştırır üstelik. Tartışmayı kimin kazandığı ya da kaybettiği ne kadar önemli sizin için? Bu konuda sakın hırslı olmayın. Neticede böyle küçük hasaplar yaparak bir ömrü o insanla geçiremezsiniz.
5. Geçmişi geçmişte bırakın: Hiçbir zaman geçmişte yapılan hataları tekrar tekrar eşinize hatırlatmayın. Herhangi bir tartışma esnasında, birden bire konuyla ilgili ya da ilgisiz eşinizin çok eskiden yaptığı bir hatayı gündeme taşımayın. Bu konuyu saptırmanızın yanısıra olayı uzatmanıza da neden olacaktır.
6. Birbirinizi ihmal etmeyin: Niye evlendiğinizi unutmamalısınız. Hayatı, üzüntülerinizi ve sevinçlerinizi paylaşmak, hayattan iki katı daha fazla keyif almak için evlendiniz öyle değil mi? Birbirinizden farklı hayatlarınız olabilir, eşiniz maça giderken siz de eski kız arkadaşlarınızla dışarı çıkabilirsiniz. Bunlar evliliğinizi monoton ve sıkcı bir havaya girmekten kurtaracak küçük detaylardır. Ama bir plan yaparken eşinize hiç danışmıyor, onun fikrini almıyor ya da arkadaşlarınıza ondan daha fazla vakit ayırıyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Önemli olan dengeyi kurmanız ve eşinizi herşeyden öte tutmanızdır.
7. Yatağa asla küs girmeyin: Gün içinde birçok şey yaşamış ve hatta şiddetli bir kavga etmiş olsanız da yatak odanıza dolasıyla yatağa asla dargın girmeyin. Yatmadan önce mutlaka tüm sorunlarınızı halledin. Aranızda çözülmemiş ve açıklığa kavuşmamış bir problemin olması ertesi günün de keyifsiz ve cansıkıcı olacağı anlamına gelir. Tartışmaları uzatan taraf olmayın. Yatak odanız sizin için özel bir dünya. O odaya sorunlarınızı taşımayın.
8. İltifat edin: Gün içinde en azından biri kere hayat arkadaşınıza güzel bir söz söyleyin. Eşinizin sizden güzel bir söz duyduğundaki mutluluğunu hiç fak ettiniz mi? Dünyadaki birçok kişinin onu hoş ya da çekici bulması bir yana asıl önemli olan sizin ne düşündüğünüzdür.
9. Özür dilemeyi bilin: Eğer yanlış bir şey yaptıysanız bunu itiraf edin ve özür dileyin. Hata yapmanız dünyanın sonu değil ki zaten. Önemli olan bunu fark etmiş olmanız. Ancak tabii ki bunu alışkanlık haline getirmeyin. Nasılsa özür diliyorum konu kapanıyor diye düşünmeyin.
10. Bir tartışma için iki kişi gerektiğini unutmayın: Bir düşünün bakalım tartışmalarınız neden çıkıyor ve nasıl büyüyor? Acaba sadece karşı tarafı suçlamak ne kadar gerçekçi? Sizin hiç mi payınız yok tartışmalarda. Elbetteki vardır. Bunu itiraf etmekle başlayın isterseniz ilk olarak işe. Kendinizi eleştirmekten korkmayın. Hep eşinizi suçlayarak bir yere varmadığınızı ve kimi zaman da hatanın kendinizide olduğunu kabul edin.

Tem 192009
 

Amerikalı yazar çift Linda ve Charlie Bloom, ‘Keşke Evlendiğim Zaman Bunları Bilseydim’ başlıklı kitapta evlilikle ilgili 6 gerçeği şöyle sıralamış:

1- Birini ölesiye severken, aynı zamanda ondan öldüresiye nefret etmek mümkündür.

2- Eğer eşiniz yanınızda olmayınca kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, onunla asla mutlu bir evlilik sürdüremezsiniz.

3- Nerelerde hata yapıldığını araştırmak yerine, her şeyi doğru yapmaya odaklanmak çok daha akıllıca bir davranış olur.

4- Cinsel birleşmenin kusursuzluğu evliliği mükemmel yapmaz, ama doğrusu yararı da vardır.

5- Karşı cinsten bir yabancıdan hoşlanmak evliliği bitirmez, sadece biraz zedeler.

6- Eğer eşiniz bir meseleyi önemli buluyorsa, onun gerçekten önemli olduğuna inanmak zorundasınız.

Sırlar açıklanmalı mı?

Eşinizle, uzunca bir flört dönemi yaşamış olsanız da aynı çatı altında evli bir çift kimliğine bürününce, birbirinizi çok da iyi tanımadığınızı fark edeceksiniz. Eskilerin bir sözü vardır; ‘Erkek, evinde pijamasını giyip koltuğuna oturmadıkça, onu yeterince tanıyamazsın’ derler. Bu sözlere kulak vermek gerek. Evlendiğiniz kişi, önceleri size hep olumlu yanlarıyla kendini gösterdi. Onun özel alışkanlıklarını, birlikte yaşamaya başlamadan önce bilmeniz biraz zor.

Yeni hayatınızın ilk günlerinde, birbirinize geçmişinizden söz edeceksiniz. Çocukluk yılları, aileler, akrabalar, arkadaşlar bir bir anlatılacak. Bu arada eşiniz belki ilk aşkınızı öğrenmek isteyecek. Belki siz daha önceki duygusal ilişkilerinizi eşinize anlatmaktan kaçınacaksınız. Tabii siz suskun kaldıkça eşinizin merakı artacak ve sizi konuşmaya zorlayacak. Aynı durum sizin için de geçerli. Eşinizin geçmişini ayrıntılarıyla öğrenmeye hak kazandığınızı düşünecek ve soruları peş peşe sıralayacaksınız.

Geçmişin muhasebesi yapılırken kadın da erkek de çok dikkatli olmalı. Kaçamak cevaplar yerine gerçekleri fazla ayrıntıya girmeden anlatmalı. Hiçbir sır, karı kocanın arasına girmemeli. Belki bazı gerçekleri gizleyerek o gün için durumu idare etmiş olabilirsiniz. Ama eşinizin her şeyi başkalarından öğrenmesi ihtimalinin yüksek olduğunu da unutmayın.

Kadının da erkeğin de geçmişte kalan yaşantısının yeni yaşantıya gölge düşürmesi, mutluluğa darbe vurur. Bu nedenle kadının da erkeğin de olgunluk gösterip, geçmişteki olayları önemsememesi iki tarafın da lehinedir.

Şimdi gösteri zamanı

Yeni evli her genç kadın, ev yönetiminde usta olduğunu kocasına kanıtlamak ister. Çalışan kadın da, evinde oturmayı tercih eden kadın da aynı hevesle, ev yönetimine kendini adar. Daha önce de belirttiğimiz gibi, yeni evli çiftler, bir süre yabancılık çekerler. Bu dönemde kadın, eşinin sevdiğine inandığı yemekleri sunmayı dener. Onun çayını kaç şekerli içtiğini, sofra alışkanlıklarını bir çırpıda öğrenip sanki kırk yıllık evliymişler gibi eşinin her isteğini o daha bir şey söylemeden yerine getirmeye çalışır. Çocukluğunda her gün arkadaşlarıyla oynadığı ‘evcilik oyunu’nu tekrarlar gibidir.

Erkek de kadından geri kalmaz. Eşinin yaktığı yemeği, ‘Çok lezzetli olmuş’ diyerek yemeye çalışır. Evde yaptığı her düzenlemeyi beğenmiş görünür. Eşinin isteklerini yerine getirmek için çaba harcar.

Bir süre sonra kadın da erkek de bu evcilik oyunundan sıkılmaya başlar. İlk şikayet kadından gelir: ‘Gün boyu onu memnun etmek için çalışıp çabalıyorum. Eve bir karış suratla geliyor, bir tatlı sözle gönlümü almayı denemiyor. Ben bu evin kölesi miyim?’

Erkeğin de kendi açısından şikayetleri peş peşe sıralanır: ‘Doğru dürüst yemek pişirmesini öğrenemedi. Annemi kendine örnek alsa ya… Akşamları, ben yorgun argın eve geliyorum. Hanımefendi benimle hiç ilgilenmiyor. Bir köşeye çekilip oturuyor.’

Aslında yeni evli bir çiftin birbirinden bu kadar çabuk şikayete başlaması pekala önlenebilir. Evliliği bir oyun diye düşünüp, rolünü başarıyla oynamaya çalışmak, kısa zamanda bu başrol oyuncularını yorgun düşürür. Kadın da erkek de mükemmel eş rolüne kendilerini kaptırmak yerine doğal davransalar, kısa sürede şikayete başlamazlar.

Evlilikte kadının da erkeğin de sorumlulukları eşit olarak paylaşmayı baştan kabullenmeleri, çok şeyi değiştirir. Kadın, sadece pişirdiği yemeklerle, ev içindeki düzenlemelerle yuvasının mutluluğunu sağlayacağını düşünmemeli. Erkek de sadece evde her işinin görülmesinin yeterli olacağına inanmamalı. Evlilik, aynı zamanda bir ortaklıktır. Kadın, eşinin yemeği kadar düşünceleriyle, sorunlarıyla ilgilenmeli. Karı-koca, birbirlerinin zevklerini paylaşmalı. Evde, iki arkadaş gibi dertleşip, sorunları birlikte çözmeli.

Aile büyükleri

Yeni evliler için önemli sorunların başında iki tarafın aileleri geliyor. Özellikle kayınvalide-kayınpeder meselesi hiç ihmale gelmez. Kayınvalidelerin gelinlerini sevemedikleri, damatlarını her zaman el üstünde tuttukları söylenir. Kimi ailelerde bu sözleri doğrulayan olaylar yaşanır… Kimilerinde ise gelin-kaynana, herkesi kıskandıracak derecede mükemmel bir ittifak içine girerler. Siz bütün bu anlatılanlara kulak vermeyin. Eşinizin ailesiyle mesafeli ama olumlu bir ilişki başlatın. Eşinizin annesi, evinizde size akıl vermeye, bazı düzenlemeler yapmaya kalkışırsa, eşinizin bu tür değişikliklerden hoşlanmayacağını belirtip, kayınvalidenin kalbini kırmadan meseleyi geçiştirin. Sizin anneniz, damadına hükmetmeye kalkışırsa, onu da engellemek için elinizden geleni yapın. Aile büyüklerinin size hükmetmelerine izin vermeyin. Bu arada siz de, eşiniz de ‘bizim ev’ denildiği zaman yıllarınızı geçirdiğiniz baba evini değil, yeni eşinizle birlikte kurduğunuz yuvayı aklınıza getirin. Hiçbir erkek, eşinin ‘Bizim evde şu olur, bu olur’ diye söz etmesinden hoşlanmaz. Ve tabii hiçbir kadın da kocasının ‘Bizim aile’ diye kendi ailesini ön plana çıkarmasını doğru bulmaz. Evliliğinizde mümkün olduğu kadar az sorun yaşamak istiyorsanız, önce ev dediğiniz yerin, eşinizle paylaştığınız yuva olduğunu aklınızın bir köşesine yazın.

May 022009
 

Pazartesi bunalımını Pazar’dan yaşamaya başlıyorsanız, iş değiştirmek çözüm olmayabilir. Belki de yaklaşımınızı değiştirmeniz gerekiyordur.

İş hayatınızda mutlu musunuz? Aslında bu soruya koşulsuz “evet” diyen fazla kişi çıkmıyor şu günlerde. Ama eğer her Pazar, Pazartesi kabusunu düşünüp bunalıyorsanız, belki de iş değiştirmeden bu sorunu çözebilirsiniz.

İşinize yeni başladığınız zamanlardaki heyecan, coşku ve enerjinizi yeniden yaşamak istiyorsanız, iş ya da kariyer değiştirmek sizin için çözüm olmayabilir. İhtiyacınız olan şey, sizin için neyin önemli olduğunu, sizi neyin hareket geçirdiğini keşfetmek. Bunu da 7 adımda gerçekleştirebilirsiniz:

İlk adım: Duygularınızı açıklığa kavuşturun
İş hakkında sizi mutsuz eden duygularınızı tanımak ve bunların sonuçlarından haberdar olmak, bu sorunla olan savaşınızda iyi bir başlangıç noktasıdır. Örneğin; eğer işiniz hakkında kendinizi yetersiz hissediyorsanız, o zaman ihtiyacınız olan şey kendinize olan güven ve inancınızı tazelemektir. 

İşinizle ilgili duygularınızı özetleyen birkaç kelimeyi bir kağıda yazın. Ne hissediyorsunuz? Kızgınlık, sıkkınlık, bunalmışlık, kapana kısılmışlık? Duygularınızı tanımladıktan sonraki adım, bu duyguları körükleyen sebepleri bulmak olmalı. Mutsuz hissediyorsunuz ve bunun sebebi bir şeylerin eksikliği, ya da yetersizliği. Aşağıdaki soruları kendinize sorarak cevapları bir kağıda yazın. Böylece sorunu bulmaya çalışın.

  • İşinizle ilgili sorun nedir?
  • Eğer daha çok vaktiniz olsaydı, işinizle ilgili olarak ne yapardınız?
  • İşinizle ilgili kızgınlık hissetmenize neden olan şey nedir?
  • İşinizle ilgili sizi üzen şey nedir?
  • İşte yapmak zorunda olduğunuz ama yapmama şansınız olsa tercih edeceğiniz şeyler nelerdir?

Yaşanan sıkıntıyı azaltacak geçici yöntemler
Çoğumuz işle ilgili mutsuzluğumuzu geçici yöntemlerle geçirmeye çalışırız. Aşağıda bu yöntemlerin en sık başvurulanlarını görebilirsiniz. Ancak demin de söylediğim gibi, bunlar sadece geçici çözüm sunarlar, çümkü problemin köküne inmezler.

  • İş aramak
    Yeni bir iş yeni bir heyecan demek. Yeni ofis, yeni iş arkadaşları, yeni sorumluluklar. Ama bir süre geçip de her şey rutine oturduğunda, tıpkı eski işinizde olduğu gibi heyecan ve coşku kaybolur. 
  • İzin almak
    Bu, tatile çıkmak şeklinde olabileceği gibi, hastalık izni gibi daha kısa süreli mazeret izinleri de olabilir. İş daha stresli olmaya başladığından, işten izin mi alıyorsunuz? Öncelikle bu türden bir durumda yokluğunuzun dikkat çekeceğiniz ve olumsuz etki yaratacağını bilin. Ayrıca işe geri döndüğünüzde de problemler hala orada sizi bekliyor olacaklar. 
  • Hayal kurmak
    Popüler kaçış yollarından biri de fantazi alemine dalmaktır. Bir gün oturup kaderinizin nasıl da aniden değişeceğini ve kurtulacağınızı düşünüyor musunuz? Ya da piyangoyu kazanmayı? Yaşadığımız dünyaya geri dönün, buarada size ihtiyaç var!

İkinci adım: Üzüntü ve sıkıntı döngüsünü kırmak
Hissettiğiniz üzüntü ve sıkıntıyı kendinizi değişim için teşvik etmekte kullanın. Düşünce, duygu ve ihtiyaçlarınızı dinleyip, bunları cevaplayarak yeni fikir, inanç ve yetenekler geliştirmeye başlayabilirsiniz.

Harekete geçmenin neden olacağı endişe yerine, yerinizde durmanın verdiği mutsuzluğa odaklanın. Kendinize şu soruları sorarak başlayın:

  • Durumun bu hale gelmesine nasıl sebep oldum?
  • Şu ana kadar işim hakkında odaklandığım şey neydi. Peki neden bunun bana bir yararı yok?
  • Olumlu bir değişiklik yapabilmek için atmam gereken ilk adım nedir?
  • Kendimi daha memnun ve iyi hissetmek için ne yapmalıyım? 

Unutmayın: Problemi yönetmesi gereken sizsiniz, problemin sizi yönetmesine izin vermeyin.

Üçüncü adım: Yaratma döngüsü
Bu bölüm kişisel yetenek ve özelliklerinizi geliştirmekle ilgilidir.

Bu adımda yapmanız gereken ilk şey, kişiliğinizin güçlü yanlarını öğrenmek, enerjinizi nereden sağladığınızı ve bunun nasıl tükendiğini keşfetmektir.

Aşağıdaki soruları kendinize sorarak, enerjinizi neyin tükettiğini bulmaya çalışın:

  • İşinize karşı ya da işiniz hakkında sık sık öfke hissediyor musunuz?
  • Kendiniz ve başkaları hakkında fazla eleştirel misiniz?
  • Başkalarını memnun etmek için gereğinden fazla ödün veriyor musunuz?
  • İş arkadaşlarınız veya işle ilgili durumlar hakkında hınç/kin/intikam gibi duygular beslediğiniz oluyor mu?
  • Bir yargıya varmadan önce iyice dinleyip düşünüyor musunuz?
  • İşte söylediğiniz ya da yaptığınız şeyler için sık sık pişmanlık duyuyor musunuz?
  • İşiniz ya da iş arkadaşlarınıza karşı gücenmişlik hissediyor musunuz?
  • Kendinizi ya da başklarını gereğinden fazla kontrol altında tutmaya çalışıyor musunuz?
  • İş hakkında sık sık endişe duyuyor musunuz?

Bu işlemin ikinci kısmında daha çok enerji üretebilmenin yollarını arayacaksınız. Çünkü işle ilgili coşkunuz bu enerjiye bağlı.

Eğer iş çok mücadele gerektiriyorsa, enerjiniz azalır. Kendinizi sık sık yorgun, stresli ya da boşlukta hissedebilirsiniz. Eğer işiniz heyecanlı, bir amaca hizmet eden ve çabalarınızın karşılığını veren bir işse, o zaman kendinizi enerjik hissetmeniz işten bile değil.

Enerjinizi artırmak için kendinize her gün 15 dakika meditasyon yaptığınız 30 günlük bir program hazırlayın. Her gün, farklı bir olumlu duyguya odaklanın, sakin kalmak gibi. Sessiz bir yere oturup, 15 dakika boyunca düşüncelerinizi bu duyguya odaklayın.

İlk beş dakika, bu duyguya karşı içinizde bir direnç hissedeceksiniz. İlk beş dakika bu öfke duygularının dışarı çıkmasına izin verin. Sonraki beş dakikada bir arzuya odaklanın. Son beş dakikada sakin hissettiğiniz anları hatırlayıp onlara odaklanın ve onları minnetle düşünün.

Diğer günlerde, iyimserlik, kabullenme, memnuniyet gibi konular üzerine yoğunlaşabilirsiniz.

Dördüncü adım: İş tatmini
Eğer işinizden tam tatmin sağlamak istiyorsanız, işinizi çok sevmeniz ve iş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler içinde olmanız gereklidir. Bu bölümde, kendinizi, ideallerinizi, umutlarınızı ve kabolmuş hayallerinizi yeniden keşfedeceksiniz. Çocukken ne olmayı hayal ediyordunuz? 

İşinizle ilgili ne istediğinizi bir kağıda yazın. Daha çok gülmek mi, eğlence mi, saygı mı, para mı? İşte ne istediğinizi söyleyebiliyorsanız, bunları yerine getirmeniz kolaylaşır. Mesela iş arkadaşlarınızla daha yakın ilişleriniz mi olsun istiyorsunuz? Dışarı çıkmayı, öğlen beraber yemeyi ayarlayabilirsiniz. Böylece kendinizi daha iyi ve enerjik hissedersiniz.

Eğer olmasını istemediğiniz şeyler, olmasını istediklerinizden fazlaysa, dengeler bozulur ve kendinizi mutsuz hissedersiniz.

Beşinci adım: İşiniz için gerçek bir amaç yaratın
Amaç bazen misyon olarak tanımlanır. Sırf diğerlerine uymak adına olmadığınız bir şey olmaya çalışmanın bir faydası yoktur. Herkesin işe katkısı diğerlerinden farklıdır ve tektir.

Bir farklılık yaratmaya çalışmak işinizi sizin için daha heyecanlı kılar. Çünkü artık size daha çok anlam ifade etmeye başlar. Kendinize şu soruları sorun:

  • Eğer para sıkıntınız olsaydı, başkalarının hayatlarında değişiklik yaratabilmek için neler yapardınız?
  • Şimdiye kadar yapmadığınız neyi yapmayı çok isterdiniz?
  • Eğer iş dünyasının, katkılarınızı ödüllendireceğini bilseydiniz, yapar mıydınız?
  • Eğer iş dünyasının sizi şu an kazandığınızdan daha fazlasıyla ödüllendireceğini bilseydiniz, bunu şimdi yapar mıydınız?

Altıncı adım: Hayatınızı ve işiniz dengeleyin
İşinizden zevk alabilmeniz için denge şarttır. İş sizi sürekli meşgul eder. Kafanız terfi, ikramiye, maaş, amaç, titr, hedef gibi konularla boşur durur çünkü. Ama bunun sonunda kendinizi yorgun, enerjisiz ve tükenmiş hissedebilirsiniz. 

Ancak bir noktada durmanız, geriye çekilip nerede olduğunuzu ve ne yapmak istediğinizi değerlendirmeniz gerekir. Dengeyi sağlayamıyorsanız, iş ve evdeki yaşantınız tatminsiz olmaya başlar. Bu durumda yapmanız gereken şey hayatınızı basitleştirmektir. Güce olan ihtiyacınızı, önemli olmak isteğinizi, stresi bir yana bırakın. Bir şeyleri değiştirmeye çalışmaktansa, sahip olduklarınız için şükredin ve mutlu olun.

Yedinci adım: Kendinizi takdir edin, anlayın ve içinizdeki gerçek sizi dışa yansıtın
İşle ilgili problem ne olursa olsun, öğrenmeniz gereken şeyin ne olduğunu bilmek tek çözümdür. Öğrenecek hiçbir şeyinizin kalmadığını düşünmek kendinizi rahat hissetmenizi sağlar ve dönüp kendinize bakmanızı engeller. Eğer mükemmel olmadığınızı kabul etmiyorsanız, o zaman kendinizi geliştirmeniz de mümkün olmaz. 

İşiniz hakkında daha tutkulu hissetmek için, kendiniz de daha tutkulu olmalısınız.

Nis 252009
 

Pilates yapmayı düşünüyorsanız  resimli şekilde anlatımlı videosuyla bulabilirsiniz.  Resimleri büyütmek için üzerine tıklayın.


Yazıya ait etiketler: egzersiz topu, Joseph Pilates, meditasyon, nefes egzersizi pilates hareketleri, pilates, pilates haraketleri, pilates izle, pilates merkezleri, Pilates metodu, pilates nasıl, pilates nasıl yapılır, pilates nedir, pilates set, pilates sporu, pilates teknikleri, pilates topu, pilates video, pilatesle form, pilatesle zayıflma, plates, plates haraketleri, plates hareketleri, plates izle, plates merkezleri, Plates metodu, plates nasıl yapılır, plates nedir, plates teknikleri, platesle form, platesle zayıflama, resimli pilates, resimli plates, yoga, yogha

Nis 232009
 

Güneşte yanmış, bronz bir tenin görüntüsü gerçekten de hoştur. Ama bronzlaşmak ve bronz kalmak zaman ve uğraş ister. Buna ayıracak zamanınız yoksa, bronzlaştırıcı ürünler iyi birer alternatiftir. Tabii nasıl kullanmanız gerektiğini biliyorsanız…

Güneş ve deniz açısından şanslı bir ülkede yaşıyoruz. Ayrıca nüfusun çoğunluğu da koyu renk tenli olduğundan, bir bronzlaşma sorunu da yaşanmıyor. Ancak gene de tatile gidememe, solaryuma girememe, ya da girmek istememe gibi durumlarda, bronzlaştırıcı ürünler hızır gibi imdada yetişiyor.

Bronzlaştırıcılar, yanık görünmeyi seven ama güneşten faydalanmaya fırsatı olmayanlarla, güneşe çıkmaktan kaçınanlar için mükemmel ürünler olsalar da, bu ürünleri düzgün sürüp kullanmak gerçekten de beceri istiyor. Aksi takdirde, yanık bir renk yerine turuncu olmak veya yamalar halinde bir bronzluk elde etmek işten bile değil. Bu nedenle bu konuda nelerin yapılıp, nelerin yapılmaması gerektiğinden bahsedelim istedik.

Hazırlık
Öncelikle yapmanız gereken şey, uygun bir ürün bulmaktır. Piyasada satılan pek çok üründen hangisini seçeceğinize karar vermek zor olabilir ama standart tüketici tuzağına kapılmayın. En pahalı olan, en iyisi olmak zorunda değildir. Bu ürünlerin tamamında yaklaşık olarak aynı içerik kullanılır. Farklı olan şeyse, üreticilerin bu içeriği neyle karıştırıp, ürünün daha kolay dağılmasını ve daha iyi kokmasını sağladıklarıdır.

Continue reading »

Nis 232009
 

Sevgiliniz ya da eşinizle tatile gitme fikri başlarda kulağa hoş gelse de, günde 24 saati birlikte geçirecek olmak sonunda sinirlerinizin biraz gerilmesine sebep olabilir.

Sevgiliniz ya da eşinizle birlikte çıkacağınız bir tatil, birlikte zaman geçirmek adına oldukça hoştur. Öte yandan pek çok çift için bu, gayet de streslidir. Ne de olsa, günde 24 saat yanınızda birinin olması o kadar da kolay bir şey değil aslında. Başınıza ne mi gelebilir?

Başlangıç olarak; tatilde aynı şeyleri yapmaktan hoşlanan pek az çift vardır. Mesela biri alışveriş yapmaktan hoşlanırken, diğeri balonla uçmak isteyebilir veya biri animasyonlara katılmak isteyebilir, diğeri de bunlara katılmaktan nefret edebilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Çoğu çift, beklentilerinin fazla olması yüzünden, farkında olmaksızın kendilerini baskı altına sokarlar. Eşlerden birinin nefret edeceği bir yere tatile gitmeyin. Eğer kamp yapmanın fikri bile size kokrunç geliyorsa, bir trekking tatiline gitmeye kalkışmayın; ya da beraber olduğunuz kişi dans müziğinden hoşlanmıyorsa, onu İbiza’daki kulüplere sürüklemenin bir manası yok.

İdeal tatil mekanı
Tatile giderken, her ikinizin de hoşuna gidecek etkinliklerin bulunduğu mekanları seçmeye çalışın. Örneğin siz güneşlenmeye bayılıyorsanız, o da tarihi yerleri ve müzeleri gezmekten zevk alıyorsa, Türkiye’de, ya da Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerde gidebileceğiniz yığınla yer var. Böylece her ikinizi meşgul ve memnun edecek bir şeyler bulma olasılığınız olur.

İşin püf noktası ödün vermeye hazır olmaktır. İkinizin de hoşlandığı şeylere zaman ayırdığınız gibi, onun ve sizin hoşlandığınız şeylere de biraz zaman ayırın. Burada da ortak bir nokta yakalamaya çalışabilirsiniz. Örneğin, güneşin altında yatıp güneşlenmekten hoşlanmıyorsanız, birlikte sahilde bir yürüyüş yapmayı deneybilirsiniz.

Eğer bir şeyi yapmaktan rahatsız olup huysuzlanacaksanız, o zaman hiç girişmeyin. İlgi alanlarınız birbirinden tamamen farklıysa, o zaman tatilde kendi başınıza olmaya da hazır olun. Bu durumda da günün yarısını kendi aktivitelerinize, geri kalanını veya akşamları da birlikte olduğunuz kişiye ayırabilirsiniz.

Ne kadar iyi anlaşırsanız anlaşın, biraz birbirinizden ayrı kalmak da kötü bir şey değildir. Çiftler, tatil dışında 24 saati pek beraber geçirmezler. Bu yüzde her dakika iç içe olunduğunda, bazı tatsızlıkların çıkması da kaçınılmazdır. Öte yandan biraz hoşgörü ve biraz da ayrı zaman geçirmek işleri sandığınızdan da çok kolaylaştırır. Bir de insanların tepkileri tatilde daha farklı olabilir. Mesela normalde çok düzenli biri, tatilde kendini tamamen salabilir ve tamamen aksi bir görüntü sunabilir. Bunlara da hazırlıklı olmakta fayda var.

İlişkileri savaşa dönüştüren şeylerden biri de tatile arabayla çıkıp bilmediğiniz bir yere gitmektir. Biri arabayı sürerken, diğeri de elinde haritayla yol gösterici konumuna geçer ama bunun sonu kısa zamanda bir tartışmaya varır. Önerimiz, haritalardan anlamıyorsanız, hiç bulaşmamanız. Ancak ikiniz de sabırlı kişilerseniz, işi maceraya vurup bundan keyif bile alabilirsiniz.

Bir çift olmanın en önemli unsurları sabır, karşınızdakini düşünmek ve hoşgörüdür. Bunları yapabiliyorsanız, tatil için de endişelenmenize gerek yoktur.

Copyright kurtlu.com © 2008 - Bu sitedeki makaleler creativecommons Lisanası ile korunmaktadır Tüm Hakları Saklıdır

sohbet, toplist, siteni ekle, site ekle Bilgisayar ve İnternet