<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sorgulama Bitkiler Resimleri Araba Sağlık Kadın &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://kurtlu.com/haberler/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kurtlu.com</link>
	<description>sorgulama bitkiler araba oto  örgü ahmet maranki ibrahim saraçoğlu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Aug 2011 21:29:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>İMPLANT HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR</title>
		<link>http://kurtlu.com/implant-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar</link>
		<comments>http://kurtlu.com/implant-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 21:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[İMPLANT HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR ! Kök hücre çalışmalarının hızla ilerlediği 21.yüzyılda doğal diş üretme çalışmaları da hızlı bir şekilde devam etmektedir.Günümüzde implant destekli dişler en mükemmel ve olgun dönemini yaşamaktadır. Ancak yine de implantlarla ilgili yanlış bilgi ve fikir sahibi olabilmekteyiz.Dişsizliğe son veren bu harika uygulama ile ilgili Diş Hekimi Cansın Özgür doğru bilinen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İMPLANT HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR !<br />
Kök hücre çalışmalarının hızla ilerlediği 21.yüzyılda doğal diş üretme çalışmaları da hızlı bir şekilde devam etmektedir.Günümüzde implant destekli dişler en mükemmel ve olgun dönemini yaşamaktadır. Ancak yine de implantlarla ilgili yanlış bilgi ve fikir sahibi olabilmekteyiz.Dişsizliğe son veren bu harika uygulama ile ilgili Diş Hekimi Cansın Özgür doğru bilinen yanlışları sizler için açıklıyor.<br />
İmplant uygulaması sırasında hastanın ağrı duyması&#8230;<br />
İmplant uygulaması sırasında hastanın ağrı duyma olasılığı söz konusu bile değildir. Çünkü doğru uygulanmış bir anestezi sonrasında hasta yapılan hiçbir uygulamayı hissedemez&#8230; Bu uygulama çeşitliliği sınırsızdır. Lokal anesteziyle, uygulanan bölge ile beyin arasında ileti sistemi belirli bir süreyle bloke olur. Böylece yapılan hiçbir işlem kesinlikle beyin ve dolayısıyla hasta tarafından hissedilemez.<br />
İmplant uygulaması sonrası hastanın ağrı duyması&#8230;<br />
İmplant uygulaması yapıldıktan sonra hastanın ağrı hissetmesi durumu düşük de olsa, söz konusudur. Fakat işlem prosedürün kurallarına uygun olarak yapıldığında bu çok sık yaşanmaz&#8230; Bu tatsız fenomenin hastalar tarafından en hafif şekilde geçmesi için hekim tarafından reçete edilecek ilaçlar vardır. Hastaların bu ilaçları harfiyen uygulaması gerekmektedir. Bunun yanında hastaların uygulaması gereken başka kurallar söz konusudur. Bunların başında hastanın implant uygulanan bölgeden gelen kanın tükürülmeden yutması, tütün ve tütün muamüllerinin 48 saat süreyle kullanmaması ve implant uygulaması yapılan bölgeyi temiz tutması gelmektedir.<br />
Bu uyarılara uyulması ve anatomik yapılara (sinirler vb.) zarar verilmemesi durumunda ağrı duyma olasılığa sıfıra çok ama çok yakındır.<br />
İmplantın çene kemiği ile uyum sağlamaması&#8230;<br />
İmplant,  1952 yılında Per-Ingvar Brånemark tarafında bulunmuştur. Çalışmalar ortopedi için yapılmıştır. Maymunlar üzerinde ortopedik vidalar üzerinde yapılan çalışmalar sırasında bulunmuştur. Maymunların bacaklarına uygulanan titanyum vidaların çıkartılmaya çalışılması sonrasında çıkartılmasının çok ama çok zor olduğu keşfedilmiştir. Sonrasında bu titanyum yapının çene kemiklerinde uygulanması düşünülmüştür ve bu konuda çok büyük bir başarı elde edilmiştir&#8230;<br />
İmplant titanyum alaşımlarından oluşmaktadır. Zaman içerisinde bu yapının yüzey özelliklerinde yapılan çalışmalarla çene kemiği ile implant birbirinden ayrılmaz yapılar haline gelmiştir&#8230; Yapılan araştırmalar implantların 15 yıllık başarısının %98,3 olduğunu göstermiştir. Ama bu uygulamanın da bilimsel temellere dayanan kuralları söz konusudur. Doğru prosedürle uygulanan implanların (özel vakalar hariç), alt çenede 2-4 ay, üst çenede ise 3-6 ay süreyle üzerine çiğneme işlemini yapacak bir protez yapılmadan bekletilmesi gerekmektedir.<br />
Protez yüklemesi yapıldıktan sonra ise implant birçok anlamda dişle aynı özelliğe sahiptir. Dolayısıyla iyi bir bakıma ihtiyacı vardır (Diş fırçalama vb.).<br />
Bu kurallara uygun olarak yapılan implantların kaybedilmesi ihtimali %1 bile değildir.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRkFotaqBRFgsW9kJcD_Cvog6gc5uJnT8dAJTy6A7SHLnuo3MU2WQ" alt="" name="HI-Y8LqFXXtigM:" width="258" height="194" data-sz="f" /></p>
<p>İmplant operasyonundan hemen sonra implantlarla çiğneme işlemi yapılabilir&#8230;<br />
Özel durumlar haricinde bu durum söz konusu değildir. İmplant uygulaması sonrası implantın yüzeyinde oluşacak kemiğin bir süre ile hiçbir çiğneme travmasına uğramaması gerekmektedir. Bu süre alt çenede 2-4 ay, üst çenede ise 3-6 aydır. Bu süre zarfında implanttan bağımsız olacak şekilde geçici protez uygulamaları yapılabilmektedir. Hasta bu bekleme sürecinde dişsiz kalmamaktadır&#8230;<br />
Diş çekimi işleminden hemen sonra implant uygulaması yapılabilir&#8230;.<br />
Diş çekimi sonrasında bazı özel durumlarda hemen implant uygulanabilmektedir. Bu durumun oluşabilmesi için implantın yapılacağı alanda kesinlikle bir enfeksiyon belirtisi olmaması gerekmektedir. Çünkü enfeksiyon varlığı implantın kaybına sebep olacaktır. Bu sebeple diş çekimi sonrası immediate implant uygulaması dikkatle uygulanması gereken bir durumdur.<br />
İmplant uygulaması pahalı bir uygulamadır&#8230;<br />
Tam aksine implant ilk bakışta pahalı bir uygulama gibi görünse de implant uygulaması yerine yapılacak olan uygulamalar, çevre dokulara implanttan çok daha fazla travma yaratacağından, ilk bakışta bize maddi olarak daha uygun olan uygulmalar bize ileri dönemde çok daha maliyetli sonuçlar doğuracaktır. Seçimlerimizi yaparken o günü değil çok daha uzun dönemleri düşünmek faydalı sonuçlar doğuracaktır.<br />
Çene kemiği yetersiz olan hastalara implant uygulanmaz&#8230;<br />
Teknolojideki ve bilimdeki hızlı gelişmeler sonrasında, çene kemiğindeki erimelerinde önüne geçilip ek cerrahi uygulamalarla bu durumları önlemek kolaylaşmıştır. Şu an çok nadir vakalara implant uygulaması yapılamamaktadır.<br />
Sonuç olarak implantla ilgili kulaktan dolma, gerçeklik dışı bilgilerimizi bir kenara bırakıp, bir uzmandan bilgi almak, teknolojinin gelişimlerini takip etmek, dişsizliği bir sıkıntı olmaktan çıkarıp, geride kalan tatsız bir anı haline getirmektedir.</p>
<p>Cansın ÖZGÜR<br />
Diş Hekimi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/implant-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşı Sebepleri tedavisi</title>
		<link>http://kurtlu.com/bobrek-tasi-sebepleri-tedavisi</link>
		<comments>http://kurtlu.com/bobrek-tasi-sebepleri-tedavisi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 20:42:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı düşürme]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşlarının Tipleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=1049</guid>
		<description><![CDATA[Henüz tamamen anlaşılamamış bazı sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan özellikle ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek böbrek içinde taş olarak adlandırılan yapıları oluştururlar. Tıbbi adı Nefrolitiazis dir. Oluşan bu taşlar golf topu kadar büyük olabileceği gibi kum tanesi kadar küçükte olabilirler. Düzgün yuvarlak, sivri, asimetrik vs. çeşitli şekillerde olabilirler. Çoğu taş sarı-kahverengi renklerdedir. Ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz tamamen anlaşılamamış bazı sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan özellikle ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek böbrek içinde taş olarak adlandırılan yapıları oluştururlar. Tıbbi adı Nefrolitiazis dir. Oluşan bu taşlar golf topu kadar büyük olabileceği gibi kum tanesi kadar küçükte olabilirler. Düzgün yuvarlak, sivri, asimetrik vs. çeşitli şekillerde olabilirler. Çoğu taş sarı-kahverengi renklerdedir. Ancak kimyasal bileşimine göre bronz rengi, altuni veya siyah renkli taşlar da olabilir.</p>
<p>Bazı taşlar hiç belirti vermeden böbrekte kalabilirler. Bazıları ise ureterler, mesane ve uretra boyunca yer değiştirirler ve idrarla dışarı atılabilirler. Küçük olan taşlar herhangi bir belirti vermeden veya çok az bir rahatsızlıkla dışarı atılabilirken daha büyük olan taşlar çok şiddetli ağrılara sebep olabilirler.Bazende idrar geçişini önleyebilen tehlikeli tıkanıklıklar oluşturabilirler.</p>
<p><span id="more-1049"></span><strong>Görülme Sıklığı:</strong></p>
<p>Oldukça sık görülen bir hastalıktır. Erkeklerin % 10-15 i, kadınların ise ortalama % 5 inde görülür.İlk olarak genellikle 20-30 yaşlarında ortaya çıkar. Özellikle erkeklerde bir kez taş oluşmuş erkeklerin 2/3 ünde ortalama 9 yıl içinde taş tekrarlamaktadır.</p>
<p><strong>Sebepleri:</strong></p>
<p>Böbrek taşını oluşturan sebepler kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar içilen suyun çok fazla sert ( kalsiyum sulfat içeriği fazla ) veya çok fazla yumuşak ( sodyum karbonat içeriği fazla ) olmasının etki edebileceğini söylemektedirler. Aşırı alkol tüketimi, gut hastalığı da aşırı taş oluşumuna sebep olabilir.Bazı araştırmacılar ise aşırı sıvı kaybına neden olan sıcak iklimlerde böbrek taşının daha sık rastlandığını, bir başka grup birtakım özel yiyeceklerin bövrek taşına neden olduğunu iddia etmektedir.</p>
<p><strong>Supersaturasyon teorisi:</strong> ( aşırı doygunluğa bağlı kristalleşme teorisi.) En yaygın teoridir. Vücudun susuz kalmasına bağlı olarak idrar daki sıvı oranı ile çözünen katı maddeler arasında dengesizlik oluştuğuna inanılır. Bu çözünmüş artık maddeler ile aşırı yüklenen idrar bir noktada doygunluğa uğrar ve bu noktadan sonra artık maddeler yavaş yavaş birikerek kristalizasyona ve taş oluşumuna sebep olur. Bu nedenle taş oluşumunu engellemek için çok miktarda su içilmesi önerilir.</p>
<p>İnhibitörler: Normal idrar kristalleşmeyi engelleyen inhibitörleri içermektedir. Bir teoriye göre bazı kişilerde bu inhibitörler yeterli görevi yapamamakta , kristalleşmeyi ve dolayısıyla taş oluşumunu engelleyememektedir.</p>
<p><strong>Böbrek Taşlarının Tipleri:</strong></p>
<p>Böbrek taşları kimyasal içerik olarak farklılıklar gösterir.</p>
<p><strong>Kalsiyum Taşları:</strong></p>
<p>Tüm böbrek taşlarının yaklaşık % 70-80 i ya kalsiyum oksalat, veya kalsiyum fosfat ya da her ikisinin bileşiminden oluşur. Kalsiyum diş ve kemik sağlığında önemli rol aynar ve normal diyette bulunur. Kalsiyumun fazlası idrar yolu ile ile vücuttan uzaklaştırılır. Kalsiyum taşları da hiperkalsiüri ( idrarda aşırı kalsiyum bulunması ) li kişilerde oluşmaktadır.</p>
<p>Kalsiyum taşı oluşan hastaların % 40 ında sebebi bilinmeyen ailevi geçişli kalsiyum metabolizması bozukluğu vardır.Ender olarakta kalsiyum metabolizmasını harekete geçirenparotiroid hormonunu aşırı miktarlardaüreten paratiroid bezi tümörü sebep olmaktadır. Furasemid gibi diüretikler, kalsiyum bazlı antasitler ve steroidler de hiperkalsiüri ye neden olabilmektedir. Aynı zamanda bazı barsak hastalıkları, A ve D vitamininin çok yüksek miktarlarda alınması, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerin aşırı alınması da sebep olabilmektedir.</p>
<p>DiyetteB vitamininin çok az veyaC vitamininin çok fazla olması ile kalsiyum oksalat taşlarının oluşumu arasında bir ilişki kurulmaktadır.</p>
<p>Ürik Asit Taşları:</p>
<p>Ürik asit vücutta protein yıkımı sonucu normal olarak oluşur ve idrarla atılır. Ancak bazı kişilerde özellikle erkeklerde ürik asit böbreklerde ve eklem yerlerinde birikebilir. Eklemlerde ürik asit birikmesi ailevi geçişli olan gut hastalığında görülür. Böbreklerde birikmesi ile de ürik asit taşları oluşur.</p>
<p>Böbrek taşlarının % 5-23 ü ( özellikle çoğunlukla erkeklerde olmak üzere) ürik asit taşlarıdır. Ürik asit taşlarında genetik faktörlerin de rol oynadığı öne sürülmektedir. Yüksek proteinli ( özellikle et ürünleri fazla ) diyet alanlarda ürik asit taşı oluşma olasılığı artmaktadır.</p>
<p>Enfeksiyon taşları:</p>
<p>Tüm taşların yaklaşık % 20 sini oluştururlar. İdrardaki ürenin bakteriler tarafından bozulması ile asidikleşen idrarda oluşan amonyak ve magnezyumun kristalleşmesi enfeksiyon taşlarına neden olmaktadır. Üriner sistem enfeksiyonu geçirmeye daha yatkın olan kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır.</p>
<p>Sistin Taşları:</p>
<p>Sistin sinir kas ve bazı dokuların yapı taşlarından olan aminiasitlerden biridir. Ender görülen ailevi bir hastalık olan sistinüri de böbrekler de sistin taşları oluşur. Tüm taşların % 1-2 sini oluşturmaktadır.<br />
Ek bilgi<br />
Çok çeşitli sebeplere bağlı olarak idrar yollarında meydana gelen, muhtevaları farklı taşlar. Böbrek ve idrar yollarındaki taşlar, idrar yollarının tıkanmasına bağlı olarak gelişen, böbrek hastalıklarının en sık görülen sebebidir. En sık 20-40 yaşları arasında görülür.</p>
<p>İdrar yolu taşları, genellikle vücuttaki hassas bir dengenin bozulması sonunda meydana gelir. Böbrekler, vücuttaki suyu korurken, çözünürlüğü az olan bir takım maddeleri de atmak zorundadır. Bu iki zıt durum arasında diyet, iklim ve aktiviteye uyumun sağlandığı bir denge kurulmalıdır. İdrarda, kalsiyum kristallerinden zerrecikler meydana gelmesini önleyen ve çözünen maddelerdeki kalsiyumu bağlayan maddeler mevcuttur. Atılma miktarının artması veya aşırı su tutulması sebebiyle idrar, çözünmeyen maddelere doyunca, kristal zerrecikler hasıl olur, büyür ve taş meydana getirmek üzere çökmeye başlar. Kalsiyum oksalat ve fosfat kendi aralarında birçok taş kompleksleri meydana getirebilir. Kalsiyum oksalat, fosfat, ürik asit ve sistinin idrarla fazla atılması veya fazla su kaybı, idrarın yoğunlaşıp, çözünmüş madde miktarının artmasına sebeb olabilir. İdrar iyonlara doyunca kümeleşmeler olur. Bu kümeler sabitleşince, çekirdek meydana gelir ve çekirdek bir taş meydana getirmek üzere büyür.</p>
<p>Kalsiyum, ürik asit, sistin ve struvit (magnezyum, amonyum fosfat) taşları hemen hemen böbrek taşlarının hepsini meydana getirirler. Kalsiyum oksalat ve fosfat taşları bütün taşların % 75 ila 85&#8242;ini yaparlar.</p>
<p>Kalsiyum taşları genellikle 30 yaş üstündeki erkeklerde görülür. Taş oluştuktan sonra yeni taşların oluşma süresi hızlanabilir. Her 2-3 senede bir tekrarlayabilir. Kalsiyum taşı hastalığı, büyük ölçüde irsidir. Uzun süre yatalak olan hastalarda, bazı kemik hastalıklarında, paratiroid bezi hastalıklarında, böbrek hastalıklarında, aşırı D vitamini alanlarda görülebilir. Kalsiyum oksalat taşları iltihap sonucunda da olabilir.</p>
<p>Ürik asit taşları direkt (düz) filmde görülmez (diğer taşlar görülür). Ancak ilaçlı filmde (İ.V.P) görülebilir. Umumiyetle erkeklerde görülür. Ürik asit taşı gelişen hastaların bir kısmında gut hastalığı da mevcut olup, irsidir. Fazla et yiyenlerde, uzun süren yüksek ateşli hastalıklarda, kan kanserinde, kanser tedavisi esnasında görülebilir.</p>
<p>Sistin taşları çok nadirdir, irsidir.</p>
<p>Struvit taşları sık görülür ve tehlikelidir. Genellikle kadınlarda rastlanan bu taşlar, bakterilerin sebep olduğu idrar yolu iltihapları sonucunda meydana gelir. Bu taşlar büyük ebatlara erişip, böbrekten çıkan idrar yolundaki böbrek havuzunu doldurabilir.</p>
<p>Taşların belirtileri: İdrar yolu yüzeyini kaplayan taşlar belirti vermeyebilirler. Herhangi bir sebeple çekilen karın filminde idrar yolu taşı tesbit edilebilir. Bazen de idrarda gözle görülebilen veya mikroskobik kanamalar olabilir. Umumiyetle taş parçalanıp yerinden oynar ve idrar yoluna girip tıkar, ağrıya sebep olur. Taş, üreterden (böbrek ve mesane arasındaki idrar yolu) belirti vermeden geçebilir, fakat çoğu zaman bu geçiş ağrı ve kanama yapar. Böğürde giderek artan bir ağrı başlar. 20-60 dakikada ağrı şiddetlenir, bu durumda ağrı kesiciler gerekir. Ağrı böğürde kalabildiği gibi alt kısımlara da yayılabilir. Ağrının aşağıya kayması, taşın üreterin alt ucuna hareket ettiğini gösterir. Üreterin mesaneye girdiği bölgede olan taş; sık idrara çıkma, ağrılı idrar yapma gibi belirtilere sebep olur ve idrar yolu iltihapları ile karışabilir. Hareket halindeki taş kanama yapar. Taş bulunan hastada, idrar yolu iltihabı sık görülür. Bu iki hastalık birbirinin ilerlemesini arttırır.</p>
<p>İdrarla, üreterleri tıkayacak miktarda ürik asit veya sistin atılabilir. Kalsiyum oksalat kristalleri tıkanma yapmaz, kum şeklinde atılabilir. Kalsiyum fosfat kristalleri idrarı süt kıvamına sokabilir, tıkanma yapmaz.</p>
<p>Taş hastalığında ayrıca; bulantı, kusma, bel ağrısı, karında şişkinlik ve ishal gibi belirtiler olabilir.</p>
<p>Böbrek taşı olan hastaların tedavi ve değerlendirilmesi: Böbrek taşlarının oluşumlarının ve böyümelerinin önlenmesi için taşın cinsi ve sebebi araştırılmalıdır. Hastalığın mühim bir kısmında, taşa sebeb olan ve serum ve idrarın kimyasal analizi ile ortaya çıkarılabilen metabolik hastalıklar mevcuttur. Serum ve idrarda gerekli tahliller yapılır. Mümkünse böbrek taşının muhtevası incelenerek buna göre perhiz ve tedavi planlanır. Bozukluk ne olursa olsun her hasta susuz kalmaktan kaçınmalı ve günde 6-8 bardak su içmelidir.</p>
<p>Böbrek ve idrar yollarında mevcut taşların tedavisi için tıbbi ve cerrahi yönden yaklaşmak gereklidir. Tedavi; taşın yerleştiği yere, yaptığı tıkanıklığın durumuna, böbreklerin çalışmasına, iltihabın olup olmamasına, ameliyat riskine, hastanın durumuna göre değişir. Genel olarak; şiddetli tıkanma, iltihap, dayanılmaz ağrı, çok şiddetli kanama varsa taşın cerrahi metodlarla veya mesaneden sistoskopla girerek alınması (basket metodu) yoluna gidilebilir.</p>
<p>Son yirmi beş senedir, böbrek taşlarının tıbbi tedavisinde mühim gelişmeler olmuştur. Kalsiyum oksalat taşlarının tedavisinde hasta bol sıvı almalıdır. Sıvı; oksalat muhtevası yüksek çay, kahve veya meyve suları yerine tercihen su şeklinde alınmalıdır. Hastanın diyetindeki kalsiyum ve oksalat kısıtlanmalıdır. İdrarla oksalat itrahını arttıracağından, aşırı C-vitamini alınmamalıdır. Oksalat kumu çok sebze yiyenlerde meydana gelir. Oksalat bulunan sebzeler yenmemelidir. Kuzu kulağı, ıspanak, beyaz fasulye, semizotu, elma, armut, kiraz, vişne, çilek ve incir yasaktır. Biber, çikolata, kakao yasaktır. Kepeksiz beyaz ekmek yemelidir. Böbrek taşına karşı en iyi ilaç terementidir. Terementiden ceviz kadarını şekerle veye menekşe şerbeti ile içmek çok faydalıdır. Terementinin taş düşürdüğü, Fransızca tıb kitaplarında yazılıdır. Nieron adındaki mayi (sıvı) da, böbrek taşlarını parçalamakta, bunları ve kumları dökmektedir. Bu ilaç, günde üç defa yemeklerde otuzar damla alınmalıdır. Perhizler, başarısız kalırsa tiazit grubu idrar söktürücü ilaçlarla tedavinin uygulanmasına başlanabilir. Kalsiyum oksalat taşlarının tıbbi tedavi ile erimesi mümkün değildir. Tedavinin gayesi yeni taş teşekkülünü önlemektir.</p>
<p>Ürik asit taşlarının mühim bir kısmı, et, balık ve kümes hayvanı etlerinin aşırı alınmasına bağlıdır. Diyeti değiştirmek ideal bir tedavi olur. En çok ürik asit yapan genç hayvan etleri, jelatinli etler (baş, ayak, deri), beyin, karaciğer, böbrek ve işkembedir. Ekmek ve et de oldukça ürik asit yapar. Kahve, gazoz yasaktır. Hergün iki üç litre bol su içmelidir. Limon suyu ve mide sodası vererek idrarın asitliği azaltılmalıdır. Bu sayede ürik asit taşlarının husulünü önlemek mümkündür. Ürik asidi atmak için gerekirse allopurinol tedaviye eklenir.</p>
<p>İdrar yolu taşlarının, bir cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavisi, asırlardır taş hastalarının ve doktorların en büyük hayali olmuştur. Tamamen vücut dışından tatbik edilen “şok dalgaları” ile böbrek taşlarını parçalayarak tedavi konusunda 1976 yılından beri çalışmalar yapılmaktadır. Bu metod, 1980&#8242;den bu yana insanlar üzerinde de uygulanmaya başlanmıştır. Şok dalgalarıyla böbrek taşlarının tedavisi, taşların bir milimetreden küçük parçalara ayrılması ve bunların üreter yoluyla aniden atılması esasına dayanır. Taşın üreterden geçişi esnasında ağrılara mani olmak için ağrı kesiciler uygulanır. Hastanın ağrıları kesilip, taş kırıntıları tamamen atıldığında, hasta evine gönderilebilir. Henüz sınırlı olarak kullanılan bu metodla % 90 başarı sağlanıyor. Hastahanede kalma süresinin kısa olması, hastanın kısa sürede işine dönebilmesi yanında, hastanın ameliyat korkusunu kaldırması gibi avantajları vardır. Cihaz oldukça pahalı olmakla beraber, metod gittikçe yaygınlaşan bir tedavi şekli olarak görülmektedir.</p>
<p>Kaynak: Rehber Ansiklopedisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/bobrek-tasi-sebepleri-tedavisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek Kisti</title>
		<link>http://kurtlu.com/bobrek-kisti</link>
		<comments>http://kurtlu.com/bobrek-kisti#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 20:34:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[İyi huylu böbrek kisti]]></category>
		<category><![CDATA[Polikistik Böbrek Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=1048</guid>
		<description><![CDATA[İyi huylu böbrek kisti yaygındır. Elli yaşın üzerinde %50 civarında bir ya da daha fazla böbrek kisti bulunur. Erkeklerde kadınlara oranla daha sıktır. %10 tek taraflı ve tek kist, %5inde iki taraflıdır. Basit kistler olarak adlandırdığımız bu kistler anne karnında böbreğin gelişmesini sağlayan kanalların kalıntılarından oluşurlar. Kistlerin içi şeffaf sıvı ile doludur. Böbrek taşları ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İyi huylu böbrek kisti yaygındır. Elli yaşın üzerinde %50 civarında bir ya da daha fazla böbrek kisti bulunur. Erkeklerde kadınlara oranla daha sıktır. %10 tek taraflı ve tek kist, %5inde iki taraflıdır. Basit kistler olarak adlandırdığımız bu kistler anne karnında böbreğin gelişmesini sağlayan kanalların kalıntılarından oluşurlar. Kistlerin içi şeffaf sıvı ile doludur. Böbrek taşları ve hipertansiyonda yapılan kontrol değerlendirmelerinde tesadüfen ortaya çıkarlar. Kistin tümöre dönüşümü düşük oranda görülmektedir.</p>
<p>Genelde tedavi gerekmez, kist bası ile ağrı yapıyorsa, böbrek taşları kiste eşlik ediyorsa, tansiyon şikayetleri varsa ameliyatla kistin boşaltılması gereklidir.Yapılan bu işlemlerde esas vurgulanması gereken durum günümüzde eskisi gibi açık cerrahi ile değil, daha konforlu olan kapalı ameliyatla (LAPAROSKOPİK) herhangi bir yara açmadan, kanama riski ve iş gücü kaybı olmadan, hastanede yatış süresi çok kısa olarak yapılmaktadır.</p>
<p>Fakat eğer kist tomografi ile değerlendirildiğinde kistin içindeki sıvı şeffaflık özelliğini yitirmişse ve kanama ile yoğunlaşmıssa, normalde ince ve düzgün olan kist duvarı kalınlaşmıssa, içinde herhangi bir oluşum olmayan kistin içinde bir dolgunluk,doku (tümör) varsa ,içinde olmaması gereken kireçlenmeler ve bantlar varsa, kist içinde radyo opak madde tutulumu varsa kistin tümör lehine yapısal değişikliğe uğradığı düşünülmeli,basit kist tedavisi değil ve tümör için düşünülen tedavi seçenekleri uygulanmalıdır.</p>
<p>Kistleri olan hastalar senede bir kez USG(ultrason) veya tomografi ile kontrollerini yaptırmalıdır. Erken safhada yakalanan bu komplike kistlerin tedavi şansı herzaman vardır.</p>
<p><strong>Polikistik Böbrek Hastalığı</strong></p>
<p>Polikistik böbrek hastalığı, birçok kist salkımının böbreklerinizin içinde geliştiği bir hastalıktır. Kistler içinde su benzeri sıvı bulunan selim yuvarlak keseciklerdir. Bu keseciklerin boyutları çok ufaktan çok büyüğe kadar çeşitlilik gösterirler, öyle ki bazıları yaklaşık 1 litre sıvı tutabilir.</p>
<p>Her ne kadar böbrekler polikistik böbrek hastalığından en şiddetli etkilenen organlar olsa da, bu hastalık sadece böbreklerinizle sınırlı değildir. Bu hastalık, karaciğerinizde, pankreasınızda, beyninizi ve merkezi sinir sisteminizi saran zarlarda ve seminal veziküllerde kist oluşumuna sebep olabilir. Başka komplikasyonlar da oluşabilir.</p>
<p>Polikistik böbrek hastalığı bulunan insanlar için, böbrek hastalığı sonucu gelişen yüksek kan basıncı (hipertansiyon) en büyük risktir. Bu hastalığa sahip insanlarda hipertansiyondan kaynaklanan komplikasyonlar en önde giden ölüm sebebidir. Böbrek yetmezliği de polikistik böbrek hastalığına sahip kişilerde çok yaygındır.</p>
<p>Hastalığın sebebi, anormal genlerdir ve hastalığın etkisi altındaki kişide böbrek kisti oluşumunu önlemek ya da oluşumu geri çevirmek mümkün değildir. Fakat hastalık şiddet düzeyi açısından çok çeşitlilik gösterir ve bazı komplikasyonların önlenmesi mümkündür. Düzenli kontroller, yüksek kan basıncı gibi komplikasyonların böbreklerinize vereceği zararı azaltacak tedavilere yönlendirebilir.</p>
<p>ÖNERİLER</p>
<p>Böbreklerin, Kortikal basit kistleri 5 cm Çapa ulaşıncaya kadar müdahale edilmezler, bir zararı yoktur. Bol su içmek (Günde yazın 5 lt, kışın 3 lt kadar) yeterlidir.</p>
<p>Basit, klinik olarak asemptomatik böbrek kist sıvıları kolayca enfekte olmaz ve bunlarda cerrahi girişimin geciktirilmesi, kist içinde enfeksiyon riski oluşturmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/bobrek-kisti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzde Pullanma Kızarıklık</title>
		<link>http://kurtlu.com/yuzde-pullanma-kizariklik</link>
		<comments>http://kurtlu.com/yuzde-pullanma-kizariklik#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 18:35:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[egzama]]></category>
		<category><![CDATA[egzama tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kaşlarda pullanma]]></category>
		<category><![CDATA[Seboreik Dermatit]]></category>
		<category><![CDATA[Seboreik egzama]]></category>
		<category><![CDATA[suratta kızarıklık]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde kızarıklık]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde kızarma pullanma]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde pullanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=1042</guid>
		<description><![CDATA[ Seboreik Dermatit nedir? Seboreik dermatit kolaylıkla tedavi edilen yaygın bir hastalıktır. Bu hastalıkta saçlı deri, kaş, göz kapakları, kulak ve göğüs ortasında kırmızı pullu kaşıntılı bir döküntü gelişir. Ayrıca göbek deliği, kalçalar, koltuk altları, göğüs altları ve kasıklar gibi deri kıvrımları da tutulabilir. Kepeklenme, yağlanma ve seboreik dermatit aynı hastalık mıdır? Kepeklenme, saçlı deride kırmızılık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size: x-small;"> <strong>Seboreik Dermatit nedir? </strong><br />
Seboreik dermatit kolaylıkla tedavi edilen yaygın bir hastalıktır. Bu hastalıkta saçlı deri, kaş, göz kapakları, kulak ve göğüs ortasında kırmızı pullu kaşıntılı bir döküntü gelişir. Ayrıca göbek deliği, kalçalar, koltuk altları, göğüs altları ve kasıklar gibi deri kıvrımları da tutulabilir.<br />
<strong><br />
Kepeklenme, yağlanma ve seboreik dermatit aynı hastalık mıdır?</strong><br />
Kepeklenme, saçlı deride kırmızılık oluşmadan gelişen bir durumdur. Sebore ise derinin aşırı yağ salgılamasıdır, özellikle saçlı deri ve yüzde görülür, kepeklenme ve kızarıklık yoktur. Seboresi olan hastalarda seboreik dermatit gelişebilir. Seboreik dermatitte ise kızarıklık ve pullanma vardır.<br />
<strong><br />
Kimlerde seboreik dermatit görülür?</strong><br />
Bu hastalık 3 yaş grubunda sık görülür: bebekler(konak), orta yaş ve yaşlılarda. Bazı bebeklerde seboreik dermatit sadece bez bölgesinde görülür ve başka hastalık tabloları ile karışır. Seboreik dermatit diğer yaş gruplarında meydana geldiğinde iyileşip tekrar etme özelliği gösterebilir. Seboreik dermatit yağlı cilde sahip kişilerde sıktır ve akne ve sedef hastalığı ile birlikte görülebilir. Mantar benzeri bir organizmanın seboreik dermatite yol açtığı düşünülmektedir. </span></div>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Seboreik dermatit diğer hastalıklarla birlikte görülebilir mi?<br />
</strong>Seboreik Dermatit bir sinir sistemi rahatsızlığı olan Parkinson hastalığı ile birlikte görülebilir. Hastanede yatan kişilerde ve bağışıklık sisteminde yetmezlik olanlarda da görülebilir.<br />
<strong><br />
Hastalık ne kadar devam eder?</strong><br />
Seboreik dermatit kendiliğinden iyileşip tekrar edebilir, fakat düzenli tedavi ile bu durum kolaylıkla iyileşir.</p>
<p><strong>Hastalıktan korunulabilir mi ve hastalık tedavi edilebilir mi?</strong><br />
Seboreik dermatitten koruyan veya tamamı ile hastalığı iyileştiren bir tedavi yoktur. Fakat hastalık tedavi ile kontrol altına alınabilir.</p>
<p><strong>Laboratuar testleri hastalığın tanısında rol alır mı? </strong><br />
Hastalığın tanısı için herhangi bir kan, idrar veya allerji testine ihtiyaç yoktur. Nadir durumlarda seboreik dermatit tedaviye cevap vermediği zaman biyopsi alınır, başka hastalıkların varlığını saptamak için kan tahlilleri yapılabilir.</p>
<p><strong>Bu durum nasıl tedavi edilir?</strong><br />
Bebeklerde uygun şampuanlarla nazikçe şampuanlamak konağı tedavi etmek için faydalıdır. Hafif kortizon içeren krem veya losyonlar, ketakanazol veya ciclopiroks adlı mantar ilaçlarını içeren kremler kullanılabilir. Erişkin hastalar medikal şampuanlar ve daha güçlü kortizonlu kremlerle tedavi edilir. Katran, zink piritione, selenyum sülfit, ketakanazol ve/veya salisilik asit içeren şampuanlar ve kremler kullanılabilir. Güçlü ilaçların yoğun kullanımı yan etkilere yol açabildiğinden doktorların tavsiyelerine uyulmalıdır.</p>
<p> </p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/yuzde-pullanma-kizariklik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdrar Yolu Enfeksiyonları</title>
		<link>http://kurtlu.com/idrar-yolu-enfeksiyonlari</link>
		<comments>http://kurtlu.com/idrar-yolu-enfeksiyonlari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 18:34:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Basit sistit tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yollarında iltahap]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolu enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolu hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[idrar yolu iltahabı]]></category>
		<category><![CDATA[sistit nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=1036</guid>
		<description><![CDATA[idrar yolu enfeksiyonları Oldukça yaygın bir rahatsızlık olan İdrar yolu enfeksiyonları, idrar torbasının (mesane) basit iltihaplanması veya diğer idrar sistemi organlarının (örneğin böbrekler) daha ileri düzeyde iltihaplanması şeklinde olabilir. Basit enfeksiyonların nedenleri ve tedavi yöntemleri&#8230; Basit enfeksiyon ve komplike enfeksiyon nedir ? Altta yatan başka bir hastalığa bağlı olmayan sadece idrar torbasını içeren iltihaplanmalar “basit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>idrar yolu enfeksiyonları<br />
Oldukça yaygın bir rahatsızlık olan İdrar yolu enfeksiyonları, idrar torbasının (mesane) basit iltihaplanması veya diğer idrar sistemi organlarının (örneğin böbrekler) daha ileri düzeyde iltihaplanması şeklinde olabilir.</p>
<p>Basit enfeksiyonların nedenleri ve tedavi yöntemleri&#8230;</p>
<p>Basit enfeksiyon ve komplike enfeksiyon nedir ?<br />
Altta yatan başka bir hastalığa bağlı olmayan sadece idrar torbasını içeren iltihaplanmalar “basit enfeksiyon (sistit)” ve bunun dışında kalan tüm idrar yolu iltihapları “komplike enfeksiyon” olarak adlandırılır. Altmış yaşın altındaki erkeklerde tüm idrar yolu enfeksiyonları komplike olarak öngörülür ve altta yatan başka bir hastalık şüphesiyle ileri değerlendirilmeye alınır.</p>
<p>Sistit neden oluşur ?<br />
Altta yatan başka bir hastalığı olmasa da bazı bayanlarda sistit daha kolay gelişir. Sistit gelişiminde bazı faktörlerin etkili olduğu gösterilmiştir.</p>
<p>İdrar kanalının kısalığı<br />
Erkeklere oranla tüm kadınlarda idrar kanalı oldukça kısadır. Böylece dışarıdaki mikropların idrar torbasına ulaşması daha kolay olmaktadır. Sistite neden olan mikropların çoğu kendi makat çevresindeki ve bacak arasındaki mikroplarla aynıdır. Cinsel ilişki esnasında sürtünme hareketine bağlı olarak bu bölgedeki mikroplar vajen ve idrar kanalının ağzına doğru itilirler. Bu yüzden sistit cinsel açıdan aktif olan kadınlarda diğer kadınlara göre daha sık görülür. “Balayı sistiti” olarak adlandırılan rahatsızlığın nedeni de cinsel aktivitenin artmasıdır. İdrar yapmanın temizleyici etkisi: Cinsel ilişkiden hemen sonra idrar yapmayı adet edinen kadınlarda idrarın, idrar kanalına taşınan mikropları temizlemesine bağlı olarak daha seyrek sistit görülür.Kaynakwh:  </p>
<p>Sistit belirtileri nelerdir ?<br />
En sık belirtiler idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma isteğidir. İdrar yaparken yanma bazı bayanlarda çok şiddetli olabilir. Ateş basit sistitte sık rastlanan bir bulgu değildir. Ateşiniz 38 derece ve üstünde ise hemen doktora başvurmalısınız. Eğer ateş ile beraber böğür ağrısı da varsa böbrek iltihabı şüphesi ile hastaneye yatmanız gerekebilir.</p>
<p><strong>Tedavisi nasıl yapılır ?</strong><br />
Basit sistit tedavisi sıklıkla 3-5 günlük antibiyotik kullanımı ile yapılabilir. Ancak doktorunuzun önerisine göre bu süre uzatılabilir.</p>
<p><strong>Basit sistit tekrarlar mı?</strong><br />
Sistit atakları bayanların çoğunda tekrarlamaz. Tekrarlayan sistit atakları için mutlaka üroloji uzmanına danışılmalı ve gerekirse ileri tetkikler yapılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/idrar-yolu-enfeksiyonlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimlere Domuz Gribi Aşısı Vurulacak</title>
		<link>http://kurtlu.com/kimlere-domuz-gribi-asisi-vurulacak</link>
		<comments>http://kurtlu.com/kimlere-domuz-gribi-asisi-vurulacak#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 17:58:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gıribi]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi aşı olacak kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi aşısı vurulacaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=949</guid>
		<description><![CDATA[Kronik organ yetmezliği, bağışıklık sistemi ve kan hastalığı bulunanlarla 6 ay ile 5 yaş arası çocukların domuz gribi ne karşı aşı uygulaması yarın başlıyor. Bu kapsama giren, aşı yaptırmak isteyenlerin sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvuruların kendi beyanları yeterli olacak, herhangi bir belge istenmeyecek. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, yarından itibaren sağlık ocakları veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik organ yetmezliği, bağışıklık sistemi ve kan hastalığı bulunanlarla 6 ay ile 5 yaş arası çocukların <strong>domuz gribi</strong> ne karşı aşı uygulaması yarın başlıyor.</p>
<p>Bu kapsama giren, aşı yaptırmak isteyenlerin sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvuruların kendi beyanları yeterli olacak, herhangi bir belge istenmeyecek.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar:</span></p>
<p>-Kronik bronşit, KOAH ya da astım gibi kronik akciğer hastaları, -Kronik kalp-damar hastaları, kalbinde doğumsal delik, damar ve kapak darlığı, kalbin bölümleri arasındaki bağlantı bozukluğu gibi rahatsızlığı<br />
olanlar,<br />
-Özellikle diyalize giren kronik böbrek hastaları,<br />
-Şeker başta olmak üzere metabolik hastalığı bulunanlar,<br />
-Siroz başta olmak üzere kronik karaciğer hastaları,<br />
-Anemi ve lösemi gibi kan hastalığı bulunanlar,<br />
-Kanser hastaları,<br />
-Bağışıklık sistemini baskılayan diğer rahatsızlıkları olanlar.</p>
<p>6 ay ile 5 yaş altındaki çocuklara da aile onayı alındıktan sonra aşı yapılacak.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı yetkilileri, domuz gribi aşılarının gönüllülük esasına göre yapıldığını, bu konuda herhangi bir zorlama olmadığını vurguladı. Aşı uygulanan kişilere olası yan etkiler konusunda bilgi verildiğini kaydeden yetkililer, okul çağındaki çocuklara aşı uygulaması başladığında da veli<br />
onayı olmadan aşı yapılmayacağını bildirdi.</p>
<p>Hamileler için aşının etkinliğini artıran adjuvan maddesi bulunmayan özel aşıların Aralık ayının başında gelmesinin beklendiğini kaydeden yetkililer, Ancak Dünya Sağlık Örgütü adjuvanlı aşıların da hamilelere uygulanabileceğini açıkladı. Gebeliğinin son 2-3 ayındakilerde hastalık ağır seyrediyor. Özellikle 20 haftanın üzerindeki gebelere aşı yaptırmalarını öneriyoruz. Beklemek isteyenler de aralıkta gelecek aşıdan yaptırabilirler diye konuştu.</p>
<p>Yetkililer, ayrıca, aşının koruyucu etkisinin en erken 10 gün sonra başladığına da dikkati çekti.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/kimlere-domuz-gribi-asisi-vurulacak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domuz Gribi hakkında bilgiler</title>
		<link>http://kurtlu.com/domuz-gribi-hakkinda-bilgiler</link>
		<comments>http://kurtlu.com/domuz-gribi-hakkinda-bilgiler#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 09:38:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gıribi]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi olursam]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribine karşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=877</guid>
		<description><![CDATA[Domuz Gribi Nedir? Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır. Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır? Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Domuz Gribi Nedir?</strong><br />
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.</p>
<p><strong>Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır?</strong><br />
Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.</p>
<p><strong>Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?</strong><br />
Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir<br />
<strong>Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır? </strong><br />
Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir<br />
<strong>Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?</strong><br />
Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:<br />
Ateş,<br />
Öksürük,<br />
Boğaz ağrısı,<br />
Yaygın vücut ağrısı,<br />
Baş ağrısı,<br />
Üşüme ve<br />
Yorgunluk<br />
gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir<br />
<strong>Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır? </strong><br />
Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir<br />
<strong>Sulardan domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşabilir mi?</strong><br />
İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma gösterilmemiştir.<br />
<strong>Domuz gribini tedavi eden ilaçlar var mıdır?</strong><br />
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır<br />
<strong>Hastalığa yakalanan kişiler ne kadar süreyle bulaştırıcıdır?</strong><br />
Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar.</p>
<p><strong>Daha çok hangi yüzeyler bulaşma kaynağıdır?</strong><br />
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.</p>
<p><strong>Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?</strong><br />
Halen domuz gribinden koruyucu bir aşı bulunmamaktadır.<br />
Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:</p>
<p>Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.<br />
Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.<br />
Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.<br />
Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.<br />
Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.<br />
Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız<br />
<strong>Hastalanırsam ne yapmalıyım?</strong><br />
Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen 112 yi arayın, evden dışarıya çıkmayın, sağlık ekiplerinin size ulaşmalarını bekleyin.</p>
<p><strong>Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?</strong><br />
Zor nefes almak veya nefes darlığı<br />
Bilinç bulanıklığı<br />
Sık ve uzun süreli kusma</p>
<p><strong>Çocuklardaki acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?</strong><br />
Hızlı veya zor nefes alma<br />
Vücutta solgunluk ya da morarma<br />
Beslenememe<br />
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil<br />
Huzursuzluk<br />
Ateşle beraber döküntü görülmesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/domuz-gribi-hakkinda-bilgiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bursa aile hekimliği uygulamasına geçti</title>
		<link>http://kurtlu.com/bursa-aile-hekimligi-uygulamasina-gecti</link>
		<comments>http://kurtlu.com/bursa-aile-hekimligi-uygulamasina-gecti#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 16:41:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aile doktoru öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[aile hekimi bulma]]></category>
		<category><![CDATA[aile hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[aile hekimliği bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bursa aile hekimi öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[bursa aile hekimi sorgulama]]></category>
		<category><![CDATA[bursa aile hekimim bulma]]></category>
		<category><![CDATA[bursa aile hekimim kim]]></category>
		<category><![CDATA[bursa aile hekimliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=797</guid>
		<description><![CDATA[Bursa&#8217;da aile hekiminizin kim olduğunu aşağıdaki linkten sorgulayabilirsiniz aile hekimim kim Niçin Aile Hekimliğine neden geçiliyor ? Aile Hekimliği uygulaması, dünyada birçok ülkede uzun yıllardan beri başarı ile yürütülen, halkın ve sağlık çalışanlarının memnuniyetinin en fazla olduğu sağlık modelidir. Ülkemizde de 2005 yılından itibaren aşamalar halinde pilot illerde Aile Hekimliği uygulamasına geçilmektedir. Aile Hekimimi Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="color: #000000;">Bursa&#8217;da aile hekiminizin kim olduğunu aşağıdaki linkten sorgulayabilirsiniz</span></strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://etf.bsm.gov.tr/FertAH/" target="_blank"><span style="color: #ff0000;">aile hekimim kim</span></a></span></strong></p>
<p><strong>Niçin Aile Hekimliğine neden geçiliyor ?</strong></p>
<p>Aile Hekimliği uygulaması, dünyada birçok ülkede uzun yıllardan beri başarı ile yürütülen, halkın ve sağlık çalışanlarının memnuniyetinin en fazla olduğu sağlık modelidir. Ülkemizde de 2005 yılından itibaren aşamalar halinde pilot illerde Aile Hekimliği uygulamasına geçilmektedir.</p>
<p><strong>Aile Hekimimi Ben Seçebilecek miyim?</strong></p>
<p>Halkımızın Aile Hekimine ilk kaydı ikamet ettikleri bölge göz önünde bulundurularak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılacaktır.</p>
<p><strong>Hastaneye Sevkimi Kim Yapacak?</strong></p>
<p>Aile Hekimi bir üst sağlık kurumuna (hastaneler, sağlık dal merkezleri&#8230;) sevk yapmakla yetkili olacaktır.</p>
<p><strong>Aile Hekimime Ücret Ödeyecek miyim?</strong></p>
<p>Aile Hekimliği hizmetlerini T.C. kimlik numarası olan herkes sosyal güvencesi olup olmamasına bakılmaksızın alabilecek.</p>
<p><strong>Gebe, Lohusa ve Çocuk Takiplerimizi Kim Yapacak?</strong></p>
<p>Aile Hekimi ve yanında çalışan Aile Sağlığı Elemanı gebe, lohusa ve çocuk takip ve aşı hizmetlerini kendilerine bağlı bulunan nüfusa daha önce olduğu gibi verecekler.</p>
<p><strong>Aile Hekimliğine Nasıl Kayıt Yaptıracağım?</strong></p>
<p>Bursa&#8217;da Aile Hekimliği hizmetlerinden yararlanabilmek için <a href="http://212.175.209.237/ahvk/kimlikkontrol.php" target="_blank"><strong>Aile Hekimliği Kişisel Kayıt Sistemi</strong></a> ne dahil olmanız ve kaydınızı yaptırmanız gerekmektedir. Bunun için lütfen T.C. Kimlik Numaranız ile ikamet ettiğiniz bölgedeki en yakın sağlık ocağına başvurunuz veya aşağıda verilen bağlantıdan kayıtlı olup olmadığınızı kontrol ediniz; yoksa ön kayıt yaptırınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/bursa-aile-hekimligi-uygulamasina-gecti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Horlamanın Tedavisi var</title>
		<link>http://kurtlu.com/horlamanin-tedavisi-var</link>
		<comments>http://kurtlu.com/horlamanin-tedavisi-var#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 19:17:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[horlama nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[horlama sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[horlama tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=736</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul ünv. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof.Dr. Murat Toprak, yaptığı açıklamada, Küçük çocuklarda dahi horlama sorununun yaşandığını söyledi ve horlamanın nedenlerini şöyle anlattı: Aşırı kilo durumunda boyun yapısının derinleşmesine ve dil kökünde daralmaya bağlı olarak horlama meydana gelir. Ayrıca yatakta yanlış pozisyonda uyumakta horlamaya yol açar. Kist ve tümörlerde nadir olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul ünv.  Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof.Dr. Murat Toprak, yaptığı açıklamada, Küçük çocuklarda dahi horlama sorununun yaşandığını söyledi ve horlamanın nedenlerini şöyle anlattı: Aşırı kilo durumunda boyun yapısının derinleşmesine ve dil kökünde daralmaya bağlı olarak horlama meydana gelir. Ayrıca yatakta yanlış pozisyonda uyumakta horlamaya yol açar. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir. Ü. Kesin istatistiki veriler olmamakla birlikte toplumun yaklaşık yüzde 50&#8242;sinin zaman zaman horladığına dikkat çeken Toprak, horlama sorununun en sık kilolu erkeklerde görüldüğünü ve yaşla birlikte her geçen gün arttığını vurguladı. Horlama nedenleri arasında şişmanlığın önemli bir yeri olduğuna dikkat çeken uzmanlar, erkekler daha çok horluyor diyor. Murat Toprak, yaptığı açıklamada, horlamanın hafife alınmaması gerektiğini bildirdi.  Toprak, sosyal olarak ciddi sorunlar yaratan ve aile yaşamını olumsuz etkileyen horlamanın kalitesiz bir uykuyu da beraberinde getirdiğini bildirdi.</p>
<p>Bu durum da horlamaya neden olur.Hasta kadar aynı odayı paylaşanlar içinde önemli bir sorun olan horlamanın tedavi edilebildiği bildiriliyor. işman insanlarda kalın boyun dokusu neden olarak gösterilir. Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltarak horlamaya neden olur. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof.</p>
<p>Dr. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması da horlamaya yol açar. Özellikle uykuda nefes durması olarak adlandırılan uykuda apne sendromundan kaynaklanan horlama ise yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. İ. Türk toplumunda sık görülen burun eğrilikleri(burun deliğini ayıran perdenin sağa ya da sola eğriliği de horlamanın nedenleri arasında gelmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/horlamanin-tedavisi-var/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her 10 erkekten sekizi horluyor</title>
		<link>http://kurtlu.com/her-10-erkekten-sekizi-horluyor</link>
		<comments>http://kurtlu.com/her-10-erkekten-sekizi-horluyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 19:13:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[erklerde horlama]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[horlama problemei]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=734</guid>
		<description><![CDATA[Birçok ülkede boşanma nedeni olarak kabul edilen horlamanın, en çok erkeklerde görüldüğü ve 10 erkekten 8&#8242;inin horladığı belirlendi. Üst solunum yolu tıkanıklığı nedeniyle ortaya çıkan horlama, erkeklerde, yaşlanmayla birlikte artıyor. Şişmanlık, alkol ve bazı sakinleştirici ilaçların kullanılması horlamanın şiddetini çoğaltıyor. Horlayanlar, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarına aday kişiler olarak değerlendiriliyor. Kadınlarda az Horlama kadınlarda daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="FONT-SIZE: 12pt"><span style="FONT-FAMILY: Verdana"><span style="FONT-SIZE: 12pt"><span style="FONT-SIZE: 12pt"><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="alignleft" style="margin: 0px 4px; background-color: #ffffff; border: 0px; padding: 4px;" title="horlama" src="http://img2.blogcu.com/images/d/i/y/diyetustasi/horlama_tedavi_kadin_erkek_uyku_bozukluk.jpg" border="0" alt="" width="210" height="308" /></strong></span></span></span></span></span>Birçok ülkede boşanma nedeni olarak kabul edilen horlamanın, en çok erkeklerde görüldüğü ve 10 erkekten 8&#8242;inin horladığı belirlendi.</p>
<p>Üst solunum yolu tıkanıklığı nedeniyle ortaya çıkan horlama, erkeklerde, yaşlanmayla birlikte artıyor. Şişmanlık, alkol ve bazı sakinleştirici ilaçların kullanılması horlamanın şiddetini çoğaltıyor. Horlayanlar, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarına aday kişiler olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>Kadınlarda az </strong><br />
Horlama kadınlarda daha az görülürken, kadın-erkek arasındaki oran, tıpta 8&#8242;de 1 olarak kabul ediliyor. Bugüne kadar horlamada birden 10&#8242;a kadar değişik şiddette skor tespit edildi. En şiddetlisine &#8216;kahramanca horlama&#8217; veya &#8216;kükreme&#8217; deniyor. Kişi, bu durumda &#8216;nara atarcasına&#8217; horluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/her-10-erkekten-sekizi-horluyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

