Mar 092013
 

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), hastaların başka illere sevklerinin elektronik ortamda yapılmasına imkan veren e-Sevk Projesi’nin Türkiye genelinde uygulanmaya başlandığı bildirildi.
 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, pilot uygulaması Sinop, Samsun, Çankırı ve Ankara’da yapılan ”e-Sevk Projesi”nin bugün itibarıyla tüm Türkiye’de başladığı belirtildi. 

Projenin uygulanmasıyla kağıt sevkin tarih olduğu vurgulanan açıklamada, ”Ayda ortalama 83 bin olmak üzere yaklaşık 1 milyon hasta sevki yapılıyordu. Son bir ay içinde 12 bin 57 kişinin sevki elektronik olarak yapıldı. 

Hastane yazılımlarının tamamlanmasının ardından sevklerin yüzde 90′ı (TSK, sağlık ocakları, aile hekimlerinin bazıları hariç) elektronik olarak yapılacak” bilgisi yer aldı. 

Uygulamayla yol ve gündelik ödemelerin daha kısa sürede yapılacağı ifade edilen açıklamada, sevk belgesindeki hata ve eksikler nedeniyle hastaların mağdur olmasının önününe geçileceği ve usulsüzlüklerin engelleneceği kaydedildi.

Mar 092013
 

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, hazır gıdaların kanserden tiroit hastalıklarına kadar ciddi sorunlara yol açtığını vurguladı.

Dizdar, AA muhabirine raf ömrünün uzatılması için yapılan müdahalelerin gıdaların besleyici özelliklerini ortadan kaldırdığını savundu.

Hazır gıdaların normal şekilde bozulmamasının işlem gördüğünün açık göstergesi olduğuna dikkati çeken Dizdar, yoğurdun tüketim süresi dolmasına rağmen ekşimemesinin, sosisin 2 ay boyunca bozulmadan ve kokuşmadan durabilmesinin bunun kanıtı olduğunu anlattı.

”Gıdalara aşırı basınç uygulayarak ya da içine bakteri üremeyi engelleyecek nitrat gibi maddeler koyarak raf ömrülerinin uzatılması, ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor” diyen Dizdar, firmaların bozulmayı önleyici işlemlerle dağıtım maliyetlerinden kurtularak ciddi kar elde ettiklerini öne sürdü.

Dizdar, şöyle konuştu:

”Bir ürün normalde 2 günde bozulacaksa bunun sirkülasyonunu sağlamak için çok sıkı bir lojistik takviyesi gerekiyor. Ancak ürünün raf ömrü uzatılırsa haftalık periyodik takviyelerle dağıtım maliyetlerini düşürüyorlar.

Günü geçmiş ürünler bile zamanında toplatılmıyor. Günlük diye satılan sütler de işlemden geçirilerek kaymağı alınıp homojenize ediliyor, bu işlem sütün muhteviyatını bozuyor. Hazır gıdalar hastalıkları tetikliyor. Bütün dünyada satılan hazır gıdalar kanserin yanı sıra, romatizmadan tiroit hastalıklarına kadar bütün genel hastalıkların artmasına yol açar.”

Uzun raf ömrü olan her gıdaya çok dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Dizdar, kekten yoğurda kadar bütün hazır gıdalardan uzak durulması gerektiğini bildirdi.

Mar 092013
 

Sağlık Bakanlığı, grip ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan ’TheraFlu forte’ isimli ilacın bir serisi için toplatma kararı aldı.

Üretici ilaç firması tarafından yapılan açıklamada, Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu ilacın ‘K0984′ serisi için ‘kapalı blister içerisindeki tablet üzerinde nokta şeklinde bir siyahlık’ tespit edilmesi nedeniyle 2. Sınıf B düzeyine çekme kararı verdiği belirtildi.

Açıklamada, eczanelerin ve ilaç depolarıyla diğer sağlık kuruluşlarının, İlaç Takip Sistemi’nde (İTS) satılamaz konumunda olan ‘K0984′ serisindeki ”TheraFlu forte” adlı ilacı ilgili ilaç firmasına en kısa sürede iade etmeleri istendi.

‘K0984′ serisi için geri çekme işlemi yapılan ”TheraFlu forte” adlı ilaç, grip ve soğuk algınlığına bağlı ateş ile nezlenin semptomatik tedavisinde kullanılıyor.  

Ağu 052011
 

İMPLANT HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR !
Kök hücre çalışmalarının hızla ilerlediği 21.yüzyılda doğal diş üretme çalışmaları da hızlı bir şekilde devam etmektedir.Günümüzde implant destekli dişler en mükemmel ve olgun dönemini yaşamaktadır. Ancak yine de implantlarla ilgili yanlış bilgi ve fikir sahibi olabilmekteyiz.Dişsizliğe son veren bu harika uygulama ile ilgili Diş Hekimi Cansın Özgür doğru bilinen yanlışları sizler için açıklıyor.
İmplant uygulaması sırasında hastanın ağrı duyması…
İmplant uygulaması sırasında hastanın ağrı duyma olasılığı söz konusu bile değildir. Çünkü doğru uygulanmış bir anestezi sonrasında hasta yapılan hiçbir uygulamayı hissedemez… Bu uygulama çeşitliliği sınırsızdır. Lokal anesteziyle, uygulanan bölge ile beyin arasında ileti sistemi belirli bir süreyle bloke olur. Böylece yapılan hiçbir işlem kesinlikle beyin ve dolayısıyla hasta tarafından hissedilemez.
İmplant uygulaması sonrası hastanın ağrı duyması…
İmplant uygulaması yapıldıktan sonra hastanın ağrı hissetmesi durumu düşük de olsa, söz konusudur. Fakat işlem prosedürün kurallarına uygun olarak yapıldığında bu çok sık yaşanmaz… Bu tatsız fenomenin hastalar tarafından en hafif şekilde geçmesi için hekim tarafından reçete edilecek ilaçlar vardır. Hastaların bu ilaçları harfiyen uygulaması gerekmektedir. Bunun yanında hastaların uygulaması gereken başka kurallar söz konusudur. Bunların başında hastanın implant uygulanan bölgeden gelen kanın tükürülmeden yutması, tütün ve tütün muamüllerinin 48 saat süreyle kullanmaması ve implant uygulaması yapılan bölgeyi temiz tutması gelmektedir.
Bu uyarılara uyulması ve anatomik yapılara (sinirler vb.) zarar verilmemesi durumunda ağrı duyma olasılığa sıfıra çok ama çok yakındır.
İmplantın çene kemiği ile uyum sağlamaması…
İmplant,  1952 yılında Per-Ingvar Brånemark tarafında bulunmuştur. Çalışmalar ortopedi için yapılmıştır. Maymunlar üzerinde ortopedik vidalar üzerinde yapılan çalışmalar sırasında bulunmuştur. Maymunların bacaklarına uygulanan titanyum vidaların çıkartılmaya çalışılması sonrasında çıkartılmasının çok ama çok zor olduğu keşfedilmiştir. Sonrasında bu titanyum yapının çene kemiklerinde uygulanması düşünülmüştür ve bu konuda çok büyük bir başarı elde edilmiştir…
İmplant titanyum alaşımlarından oluşmaktadır. Zaman içerisinde bu yapının yüzey özelliklerinde yapılan çalışmalarla çene kemiği ile implant birbirinden ayrılmaz yapılar haline gelmiştir… Yapılan araştırmalar implantların 15 yıllık başarısının %98,3 olduğunu göstermiştir. Ama bu uygulamanın da bilimsel temellere dayanan kuralları söz konusudur. Doğru prosedürle uygulanan implanların (özel vakalar hariç), alt çenede 2-4 ay, üst çenede ise 3-6 ay süreyle üzerine çiğneme işlemini yapacak bir protez yapılmadan bekletilmesi gerekmektedir.
Protez yüklemesi yapıldıktan sonra ise implant birçok anlamda dişle aynı özelliğe sahiptir. Dolayısıyla iyi bir bakıma ihtiyacı vardır (Diş fırçalama vb.).
Bu kurallara uygun olarak yapılan implantların kaybedilmesi ihtimali %1 bile değildir.

 

İmplant operasyonundan hemen sonra implantlarla çiğneme işlemi yapılabilir…
Özel durumlar haricinde bu durum söz konusu değildir. İmplant uygulaması sonrası implantın yüzeyinde oluşacak kemiğin bir süre ile hiçbir çiğneme travmasına uğramaması gerekmektedir. Bu süre alt çenede 2-4 ay, üst çenede ise 3-6 aydır. Bu süre zarfında implanttan bağımsız olacak şekilde geçici protez uygulamaları yapılabilmektedir. Hasta bu bekleme sürecinde dişsiz kalmamaktadır…
Diş çekimi işleminden hemen sonra implant uygulaması yapılabilir….
Diş çekimi sonrasında bazı özel durumlarda hemen implant uygulanabilmektedir. Bu durumun oluşabilmesi için implantın yapılacağı alanda kesinlikle bir enfeksiyon belirtisi olmaması gerekmektedir. Çünkü enfeksiyon varlığı implantın kaybına sebep olacaktır. Bu sebeple diş çekimi sonrası immediate implant uygulaması dikkatle uygulanması gereken bir durumdur.
İmplant uygulaması pahalı bir uygulamadır…
Tam aksine implant ilk bakışta pahalı bir uygulama gibi görünse de implant uygulaması yerine yapılacak olan uygulamalar, çevre dokulara implanttan çok daha fazla travma yaratacağından, ilk bakışta bize maddi olarak daha uygun olan uygulmalar bize ileri dönemde çok daha maliyetli sonuçlar doğuracaktır. Seçimlerimizi yaparken o günü değil çok daha uzun dönemleri düşünmek faydalı sonuçlar doğuracaktır.
Çene kemiği yetersiz olan hastalara implant uygulanmaz…
Teknolojideki ve bilimdeki hızlı gelişmeler sonrasında, çene kemiğindeki erimelerinde önüne geçilip ek cerrahi uygulamalarla bu durumları önlemek kolaylaşmıştır. Şu an çok nadir vakalara implant uygulaması yapılamamaktadır.
Sonuç olarak implantla ilgili kulaktan dolma, gerçeklik dışı bilgilerimizi bir kenara bırakıp, bir uzmandan bilgi almak, teknolojinin gelişimlerini takip etmek, dişsizliği bir sıkıntı olmaktan çıkarıp, geride kalan tatsız bir anı haline getirmektedir.

Cansın ÖZGÜR
Diş Hekimi

 Posted by at 12:00 am
Şub 062010
 

Henüz tamamen anlaşılamamış bazı sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan özellikle ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek böbrek içinde taş olarak adlandırılan yapıları oluştururlar. Tıbbi adı Nefrolitiazis dir. Oluşan bu taşlar golf topu kadar büyük olabileceği gibi kum tanesi kadar küçükte olabilirler. Düzgün yuvarlak, sivri, asimetrik vs. çeşitli şekillerde olabilirler. Çoğu taş sarı-kahverengi renklerdedir. Ancak kimyasal bileşimine göre bronz rengi, altuni veya siyah renkli taşlar da olabilir.

Bazı taşlar hiç belirti vermeden böbrekte kalabilirler. Bazıları ise ureterler, mesane ve uretra boyunca yer değiştirirler ve idrarla dışarı atılabilirler. Küçük olan taşlar herhangi bir belirti vermeden veya çok az bir rahatsızlıkla dışarı atılabilirken daha büyük olan taşlar çok şiddetli ağrılara sebep olabilirler.Bazende idrar geçişini önleyebilen tehlikeli tıkanıklıklar oluşturabilirler.

Continue reading »

Şub 062010
 

İyi huylu böbrek kisti yaygındır. Elli yaşın üzerinde %50 civarında bir ya da daha fazla böbrek kisti bulunur. Erkeklerde kadınlara oranla daha sıktır. %10 tek taraflı ve tek kist, %5inde iki taraflıdır. Basit kistler olarak adlandırdığımız bu kistler anne karnında böbreğin gelişmesini sağlayan kanalların kalıntılarından oluşurlar. Kistlerin içi şeffaf sıvı ile doludur. Böbrek taşları ve hipertansiyonda yapılan kontrol değerlendirmelerinde tesadüfen ortaya çıkarlar. Kistin tümöre dönüşümü düşük oranda görülmektedir.

Genelde tedavi gerekmez, kist bası ile ağrı yapıyorsa, böbrek taşları kiste eşlik ediyorsa, tansiyon şikayetleri varsa ameliyatla kistin boşaltılması gereklidir.Yapılan bu işlemlerde esas vurgulanması gereken durum günümüzde eskisi gibi açık cerrahi ile değil, daha konforlu olan kapalı ameliyatla (LAPAROSKOPİK) herhangi bir yara açmadan, kanama riski ve iş gücü kaybı olmadan, hastanede yatış süresi çok kısa olarak yapılmaktadır.

Fakat eğer kist tomografi ile değerlendirildiğinde kistin içindeki sıvı şeffaflık özelliğini yitirmişse ve kanama ile yoğunlaşmıssa, normalde ince ve düzgün olan kist duvarı kalınlaşmıssa, içinde herhangi bir oluşum olmayan kistin içinde bir dolgunluk,doku (tümör) varsa ,içinde olmaması gereken kireçlenmeler ve bantlar varsa, kist içinde radyo opak madde tutulumu varsa kistin tümör lehine yapısal değişikliğe uğradığı düşünülmeli,basit kist tedavisi değil ve tümör için düşünülen tedavi seçenekleri uygulanmalıdır.

Kistleri olan hastalar senede bir kez USG(ultrason) veya tomografi ile kontrollerini yaptırmalıdır. Erken safhada yakalanan bu komplike kistlerin tedavi şansı herzaman vardır.

Polikistik Böbrek Hastalığı

Polikistik böbrek hastalığı, birçok kist salkımının böbreklerinizin içinde geliştiği bir hastalıktır. Kistler içinde su benzeri sıvı bulunan selim yuvarlak keseciklerdir. Bu keseciklerin boyutları çok ufaktan çok büyüğe kadar çeşitlilik gösterirler, öyle ki bazıları yaklaşık 1 litre sıvı tutabilir.

Her ne kadar böbrekler polikistik böbrek hastalığından en şiddetli etkilenen organlar olsa da, bu hastalık sadece böbreklerinizle sınırlı değildir. Bu hastalık, karaciğerinizde, pankreasınızda, beyninizi ve merkezi sinir sisteminizi saran zarlarda ve seminal veziküllerde kist oluşumuna sebep olabilir. Başka komplikasyonlar da oluşabilir.

Polikistik böbrek hastalığı bulunan insanlar için, böbrek hastalığı sonucu gelişen yüksek kan basıncı (hipertansiyon) en büyük risktir. Bu hastalığa sahip insanlarda hipertansiyondan kaynaklanan komplikasyonlar en önde giden ölüm sebebidir. Böbrek yetmezliği de polikistik böbrek hastalığına sahip kişilerde çok yaygındır.

Hastalığın sebebi, anormal genlerdir ve hastalığın etkisi altındaki kişide böbrek kisti oluşumunu önlemek ya da oluşumu geri çevirmek mümkün değildir. Fakat hastalık şiddet düzeyi açısından çok çeşitlilik gösterir ve bazı komplikasyonların önlenmesi mümkündür. Düzenli kontroller, yüksek kan basıncı gibi komplikasyonların böbreklerinize vereceği zararı azaltacak tedavilere yönlendirebilir.

ÖNERİLER

Böbreklerin, Kortikal basit kistleri 5 cm Çapa ulaşıncaya kadar müdahale edilmezler, bir zararı yoktur. Bol su içmek (Günde yazın 5 lt, kışın 3 lt kadar) yeterlidir.

Basit, klinik olarak asemptomatik böbrek kist sıvıları kolayca enfekte olmaz ve bunlarda cerrahi girişimin geciktirilmesi, kist içinde enfeksiyon riski oluşturmaz.

Şub 032010
 
 Seboreik Dermatit nedir?
Seboreik dermatit kolaylıkla tedavi edilen yaygın bir hastalıktır. Bu hastalıkta saçlı deri, kaş, göz kapakları, kulak ve göğüs ortasında kırmızı pullu kaşıntılı bir döküntü gelişir. Ayrıca göbek deliği, kalçalar, koltuk altları, göğüs altları ve kasıklar gibi deri kıvrımları da tutulabilir.

Kepeklenme, yağlanma ve seboreik dermatit aynı hastalık mıdır?

Kepeklenme, saçlı deride kırmızılık oluşmadan gelişen bir durumdur. Sebore ise derinin aşırı yağ salgılamasıdır, özellikle saçlı deri ve yüzde görülür, kepeklenme ve kızarıklık yoktur. Seboresi olan hastalarda seboreik dermatit gelişebilir. Seboreik dermatitte ise kızarıklık ve pullanma vardır.

Kimlerde seboreik dermatit görülür?

Bu hastalık 3 yaş grubunda sık görülür: bebekler(konak), orta yaş ve yaşlılarda. Bazı bebeklerde seboreik dermatit sadece bez bölgesinde görülür ve başka hastalık tabloları ile karışır. Seboreik dermatit diğer yaş gruplarında meydana geldiğinde iyileşip tekrar etme özelliği gösterebilir. Seboreik dermatit yağlı cilde sahip kişilerde sıktır ve akne ve sedef hastalığı ile birlikte görülebilir. Mantar benzeri bir organizmanın seboreik dermatite yol açtığı düşünülmektedir. 

Seboreik dermatit diğer hastalıklarla birlikte görülebilir mi?
Seboreik Dermatit bir sinir sistemi rahatsızlığı olan Parkinson hastalığı ile birlikte görülebilir. Hastanede yatan kişilerde ve bağışıklık sisteminde yetmezlik olanlarda da görülebilir.

Hastalık ne kadar devam eder?

Seboreik dermatit kendiliğinden iyileşip tekrar edebilir, fakat düzenli tedavi ile bu durum kolaylıkla iyileşir.

Hastalıktan korunulabilir mi ve hastalık tedavi edilebilir mi?
Seboreik dermatitten koruyan veya tamamı ile hastalığı iyileştiren bir tedavi yoktur. Fakat hastalık tedavi ile kontrol altına alınabilir.

Laboratuar testleri hastalığın tanısında rol alır mı?
Hastalığın tanısı için herhangi bir kan, idrar veya allerji testine ihtiyaç yoktur. Nadir durumlarda seboreik dermatit tedaviye cevap vermediği zaman biyopsi alınır, başka hastalıkların varlığını saptamak için kan tahlilleri yapılabilir.

Bu durum nasıl tedavi edilir?
Bebeklerde uygun şampuanlarla nazikçe şampuanlamak konağı tedavi etmek için faydalıdır. Hafif kortizon içeren krem veya losyonlar, ketakanazol veya ciclopiroks adlı mantar ilaçlarını içeren kremler kullanılabilir. Erişkin hastalar medikal şampuanlar ve daha güçlü kortizonlu kremlerle tedavi edilir. Katran, zink piritione, selenyum sülfit, ketakanazol ve/veya salisilik asit içeren şampuanlar ve kremler kullanılabilir. Güçlü ilaçların yoğun kullanımı yan etkilere yol açabildiğinden doktorların tavsiyelerine uyulmalıdır.

 

Şub 022010
 

idrar yolu enfeksiyonları
Oldukça yaygın bir rahatsızlık olan İdrar yolu enfeksiyonları, idrar torbasının (mesane) basit iltihaplanması veya diğer idrar sistemi organlarının (örneğin böbrekler) daha ileri düzeyde iltihaplanması şeklinde olabilir.

Basit enfeksiyonların nedenleri ve tedavi yöntemleri…

Basit enfeksiyon ve komplike enfeksiyon nedir ?
Altta yatan başka bir hastalığa bağlı olmayan sadece idrar torbasını içeren iltihaplanmalar “basit enfeksiyon (sistit)” ve bunun dışında kalan tüm idrar yolu iltihapları “komplike enfeksiyon” olarak adlandırılır. Altmış yaşın altındaki erkeklerde tüm idrar yolu enfeksiyonları komplike olarak öngörülür ve altta yatan başka bir hastalık şüphesiyle ileri değerlendirilmeye alınır.

Sistit neden oluşur ?
Altta yatan başka bir hastalığı olmasa da bazı bayanlarda sistit daha kolay gelişir. Sistit gelişiminde bazı faktörlerin etkili olduğu gösterilmiştir.

İdrar kanalının kısalığı
Erkeklere oranla tüm kadınlarda idrar kanalı oldukça kısadır. Böylece dışarıdaki mikropların idrar torbasına ulaşması daha kolay olmaktadır. Sistite neden olan mikropların çoğu kendi makat çevresindeki ve bacak arasındaki mikroplarla aynıdır. Cinsel ilişki esnasında sürtünme hareketine bağlı olarak bu bölgedeki mikroplar vajen ve idrar kanalının ağzına doğru itilirler. Bu yüzden sistit cinsel açıdan aktif olan kadınlarda diğer kadınlara göre daha sık görülür. “Balayı sistiti” olarak adlandırılan rahatsızlığın nedeni de cinsel aktivitenin artmasıdır. İdrar yapmanın temizleyici etkisi: Cinsel ilişkiden hemen sonra idrar yapmayı adet edinen kadınlarda idrarın, idrar kanalına taşınan mikropları temizlemesine bağlı olarak daha seyrek sistit görülür.Kaynakwh:

Sistit belirtileri nelerdir ?
En sık belirtiler idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma isteğidir. İdrar yaparken yanma bazı bayanlarda çok şiddetli olabilir. Ateş basit sistitte sık rastlanan bir bulgu değildir. Ateşiniz 38 derece ve üstünde ise hemen doktora başvurmalısınız. Eğer ateş ile beraber böğür ağrısı da varsa böbrek iltihabı şüphesi ile hastaneye yatmanız gerekebilir.

Tedavisi nasıl yapılır ?
Basit sistit tedavisi sıklıkla 3-5 günlük antibiyotik kullanımı ile yapılabilir. Ancak doktorunuzun önerisine göre bu süre uzatılabilir.

Basit sistit tekrarlar mı?
Sistit atakları bayanların çoğunda tekrarlamaz. Tekrarlayan sistit atakları için mutlaka üroloji uzmanına danışılmalı ve gerekirse ileri tetkikler yapılmalıdır.

Kas 152009
 

Kronik organ yetmezliği, bağışıklık sistemi ve kan hastalığı bulunanlarla 6 ay ile 5 yaş arası çocukların domuz gribi ne karşı aşı uygulaması yarın başlıyor.

Bu kapsama giren, aşı yaptırmak isteyenlerin sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvuruların kendi beyanları yeterli olacak, herhangi bir belge istenmeyecek.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar:

“-Kronik bronşit, KOAH ya da astım gibi kronik akciğer hastaları, -Kronik kalp-damar hastaları, kalbinde doğumsal delik, damar ve kapak darlığı, kalbin bölümleri arasındaki bağlantı bozukluğu gibi rahatsızlığı
olanlar,
-Özellikle diyalize giren kronik böbrek hastaları,
-Şeker başta olmak üzere metabolik hastalığı bulunanlar,
-Siroz başta olmak üzere kronik karaciğer hastaları,
-Anemi ve lösemi gibi kan hastalığı bulunanlar,
-Kanser hastaları,
-Bağışıklık sistemini baskılayan diğer rahatsızlıkları olanlar.”

6 ay ile 5 yaş altındaki çocuklara da aile onayı alındıktan sonra aşı yapılacak.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, domuz gribi aşılarının gönüllülük esasına göre yapıldığını, bu konuda herhangi bir zorlama olmadığını vurguladı. Aşı uygulanan kişilere olası yan etkiler konusunda bilgi verildiğini kaydeden yetkililer, okul çağındaki çocuklara aşı uygulaması başladığında da veli
onayı olmadan aşı yapılmayacağını bildirdi.

Hamileler için aşının etkinliğini artıran adjuvan maddesi bulunmayan özel aşıların Aralık ayının başında gelmesinin beklendiğini kaydeden yetkililer, “Ancak Dünya Sağlık Örgütü adjuvanlı aşıların da hamilelere uygulanabileceğini açıkladı. Gebeliğinin son 2-3 ayındakilerde hastalık ağır seyrediyor. Özellikle 20 haftanın üzerindeki gebelere aşı yaptırmalarını öneriyoruz. Beklemek isteyenler de aralıkta gelecek aşıdan yaptırabilirler” diye konuştu.

Yetkililer, ayrıca, aşının koruyucu etkisinin en erken 10 gün sonra başladığına da dikkati çekti.

AA

Eki 152009
 

Domuz Gribi Nedir?
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.

Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır?
Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.

Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?
Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir
Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır?
Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir
Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?
Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:
Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme ve
Yorgunluk
gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir
Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır?
Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir
Sulardan domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşabilir mi?
İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma gösterilmemiştir.
Domuz gribini tedavi eden ilaçlar var mıdır?
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır
Hastalığa yakalanan kişiler ne kadar süreyle bulaştırıcıdır?
Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar.

Daha çok hangi yüzeyler bulaşma kaynağıdır?
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.

Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?
Halen domuz gribinden koruyucu bir aşı bulunmamaktadır.
Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:

Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız
Hastalanırsam ne yapmalıyım?
Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen 112 yi arayın, evden dışarıya çıkmayın, sağlık ekiplerinin size ulaşmalarını bekleyin.

Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Zor nefes almak veya nefes darlığı
Bilinç bulanıklığı
Sık ve uzun süreli kusma

Çocuklardaki acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Hızlı veya zor nefes alma
Vücutta solgunluk ya da morarma
Beslenememe
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil
Huzursuzluk
Ateşle beraber döküntü görülmesi

Copyright kurtlu.com © 2008 - Bu sitedeki makaleler creativecommons Lisanası ile korunmaktadır Tüm Hakları Saklıdır

sohbet, toplist, siteni ekle, site ekle Bilgisayar ve İnternet