Ömer Osman Korkmaz Prostat için Bitkiler
Lokman Hekim Ömer Osman Korkmaz 3 ayda prostata son diyor.
Malzemeler:
50 gr. kereviz tohumu
50 gr. ısırgan yalnız ısırgan erkek cinsi olacak
3 lt. su
50 gr. ardıç tohumu
100 gr. arpa
50 gr. ayrıkotu
1 tutam mısır püskülü
100 gr. eğrikökü
Hazırlanışı: Tüm malzemeleri derin bir tencereye yıkayıp koyun. 1 saat kayntın. Soğumaya bırakın.Şurup renginde olacak. Cam kavanozlara koyun. Prostatı olan olmayan herkes yapabilir. 3 ay kullanın her ay taze yapın. Sabah yarım çay bardağı aç karnına ve akşam yatarken yarım çay bardağı için.
Şifalı çaylar şifalı otlar bitkisel çaylar
İlaç yapımında da kullanılan bitkiler, doğal şifa kaynakları. Ancak kimyasal olarak üretilen ilaçlara nazaran, bitkilerle tedavinin daha uzun sürmesi, bitki yerine ilaç kullanımını teşvik ediyor.
Gelişmiş bir teknolojiyle üretilen türlü ilaç piyasada satılsa da, insanların doğal tedavi yöntemlerine yöneldiği bir süreç yaşıyoruz. Bunun nedeni, yapay ve kimyasal ürünlerle çevrelenmiş olmamız ve bunların verdiği zararlar. Bu nedenle organik besinler, bitkisel ürünler ve ilaçlar yerine bitkilerin kendisi oldukça revaçta. Öte yandan uzmanların önerisi, bitkilerin hastalığa yakalanmadan önce tedbir olarak kullanılması. Bunun nedeni, basit hastalıkların bitki çayları, kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi edilebilmesi. İlaç kullanımı ise daha ciddi bir hastalıkta doktor tavsiyesi paralelinde olabilir ve gene böyle bir tedaviye devam ederken, ek olarak bitkileri de kullanabilirsiniz.
Bitki çayları en sık kullandığımız bitkisel ürünlerden. Bu çayları yaparkense dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Böylece çayların tedavi edici etkisini artırmak mümkün.
- Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı.
- Suyunuzu kaynattıktan sonra bir-iki dakika dinlendirin.
- Porselen bir demliğe önce, çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin.
- Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir.
- Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir.
- Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz.
Şifalı çay elde edilen şifalı bitkiler
Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa sebep olabilir.
Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı, kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.
Yogi çayı: Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Biberiye: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarına da birebirdir. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.
Rezene: Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Hindiba: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının baş köşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
Nane: Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.
Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağıln baharatların karışımndan elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbı’nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil, zerdeçal ve bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, baş ağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır, göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
Dr. Ahmet maranki ms hastalığı için önerileri
Multipl Skleroz ( MS ), merkezi sinir sistemini oluşturan beyin, beyincik ve omurilik gibi yapıları etkileyen ve genç erişkinlerde görülen bir hastalıktır.
İlk belirtileri bir gözde görme kaybı veya bulanıklığı, çift görme, konuşmada zorluk, bir beden yarımında güçsüzlük ve uyuşukluk, ellerde titreme, yürüme güçlüğü veya dengesizlik, ince hareketlerde beceri kaybı olan bu hastalık en çok 20 ile 40 yaşlar arasında ortaya çıkmaktadır. Hastalığa ait ilk belirtilerin ortaya çıkış yaş ortalaması memleketimizde 27, Batı ülkelerinin çoğunda ise 30 yaşında olup kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görülmektedir. Ancak yukarıda sayılan belirtilerin, tek başlarına MS hastalığı için özgün olmayıp, birçok başka nörolojik veya diğer hastalıkta da görülebileceğini unutmamak gerekir. MS kesinlikle bulaşıcı ya da bir akıl hastalığı değildir. MS’de ana sinirlerin üzerini kaplayan koruyucu miyelin tabakası bozularak, sinirler arasında küçük elektrik arızalarına sebep olur. MS hastalarında önemsiz halsizliklerden felce kadar geniş bir yelpazede yer alan bir takım semptomlar görülür. Her ataktan ya da kötüleşmeden sonra, bazı MS hastaları tamamen normal hallerine dönerken bazılarında kalıcı arazlar oluşur.
AHMET MARANKİ’NİN ÖNERDİĞİ BİTKİLER :
Isırgan Otu (Urtica dioica) : Isırgan otunun içerdiği bazı bileşikler, tıpkı arı soksı gibi bir etkiye neden olurlar. Isırgan otu demetlerini eldivensiz olarak tutmanız sayesinde son derece güçlü birçok yararlı bileşik vücudunuza enjekte edilir.
Semizotu (Portulaca oleracea) : İngiltere’de yayınlanan bir tıp dergisinde, MS hastası bir İngiliz biyokimyacı, bol magnezyum kaynağı olan semizotunu yemenin kendisine çok faydası olduğunu belirtmiştir. Günde 375 mg. kullandığını söyleyen biyokimyazı, böylece MS ataklarının azaldığını söylemiştir. Bir tabak dolusu buharda pişmiş semizotu, 375 mg. dozun alınmasında yardımcı olacaktır.
Dr. İbrahim Saraçoğlu Dişi Guatr ve bademcik enfeksiyonuna karşı ebegümeci kürü
Değerli okuyucu, bugün sizlere ebegümeci (malva sylvestris) bitkisinden bahsetmek istiyorum. Birkaç hafta sonra ebegümecinin doğada mavi, sarı ve beyaz çiçekli açan türlerini görebileceğiz. Ebegümeci, gerçek bir protein ve C-vitamini deposudur. Kalsiyum ve fosfor bakımından bulunmaz bir tabii kaynaktır. Ağız ve diş temizliği için de ebegümeci gargarası bulunmaz bir nimettir. İçerdiği malvidin ve malvin maddeleri sağlıklı diş eti yapısı için ideal bir yardımcı olmakla birlikte, plaque (plak) önleyici ve de ağızdaki bakterilere karşı da güçlü bir pro-oxidant özelliğe sahiptir. Bu sayede haftada birkaç defa yapacağınız ağız gargarası, sizi faranjite, bademcik iltihablanmasına (tonsilit) ve sağlıksız diş etlerinin oluşumuna karşı koruyacaktır.
Karışım oranları önemli
Ebegümeci tanıdığım yüzlerce bitkinin içerisinde en iyi destek özelliğine sahip olanıdır. Doğru bitkisel karışımlarda kullanıldığı taktirde ebegümeci, en güçlü takviye edici ve işlev artırıcı olan bitkilerden bir tanesidir. Bu gücünü içerdiği gossypin-3-sulfate ve malvidin’den almaktadır. Ebegümeci, yanlış karışımlarda kullanıldığı taktirde, karışımda bulunan diğer şifalı bitkilerin tedavi edici gücünü nerede ise, tamamen ortadan kaldırma özelliğine sahiptir. Bu nedenle ebegümecinin karıştırılacağı bitkilerin ve karışım oranlarının çok iyi bilinmesi ve tanınması gerekir.
Ebegümeci kendisinde bulunmayan ancak diğer bazı bitkilerde bulunan etkin maddelerin tedavi gücünü artıran ve işlev artırıcı (medyatör) maddelere sahip bir bitkidir. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum; Isırgan tek başına akciğer kanserini tedavi etmekte etkilidir. Ancak yeterli değildir. Çünkü ısırganın akciğer kanserine karşı tedavi etme gücü olan etkin maddeleri, yeteri derecede etkili olamamaktadırlar.Tedavi etmekteki başarı oranını yükseltebilmek için medyatör adı verilen maddelere ihtiyaç vardır. İşte bu işlev artırıcı etkin maddeler (medyatörler) ebegümeci bitkisinde bulunmaktadır.
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Kireçlenmeye karşı Çınar yaprağı Kürü
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Çınar yaprağındaki mucizeyi açıkladı. Kireçlenme sorunlarına karşı kurutulmuş olgun çınar yaprağı kürünü öneriyor.
Çınar yaprağı kürü beyinde oluşan kireçlenme haricinde vücudun her bölgesinde oluşan kireçlenmelerin giderilmesi için büyük fayda sağlıyor.
Kireçlenmeye karşı Çınar yaprağı kürü :
Hazırlanışı: 1 su bardağı klorsuz suyun içine 1.5 yemek kaşığı kurutularak ufalanmış olgun çınar yaprağı koyarak 1 dakika (daha fazla değil) kaynattıktan sonra ılımaya bırakın. Ilıdıktan sonra süzün .
Uygulanışı: Sabah kahvaltısı ile öğle yemeği arasında aç karnına 1 bardak, Öğle yemeği ile akşam yemeği arasında aç karnına 1 bardak için.
Bu uygulamayı 15 gün yaptıktan sonra 3 gün ara verin. Tekrar 15 gün daha uygulayın.
Dikkat: Bu kür Her defasında taze olarak hazırlanmalıdır.Kaynatma süresi 1 dakikadan fazla olmamalıdır. ve aç karnına içilmelidir.


