<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sorgulama Bitkiler Resimleri Araba Sağlık Kadın &#187; çocuk bakımı</title>
	<atom:link href="http://kurtlu.com/haberler/cocuk-bakimi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kurtlu.com</link>
	<description>sorgulama bitkiler araba oto  örgü ahmet maranki ibrahim saraçoğlu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Aug 2011 21:29:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Çocuk nörolojisi</title>
		<link>http://kurtlu.com/cocuk-norolojisi</link>
		<comments>http://kurtlu.com/cocuk-norolojisi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 21:04:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=1051</guid>
		<description><![CDATA[Bilinçli birer anne baba olarak bebeğinizi dikkatle takip etmelisiniz. Çünkü ancak böylelikle onların sağlık sorunlarına doğrudan katkıda bulunabilirsiniz. Özellikle de beyinle ilgili hastalıklar gibi endişe verici durumlarda&#8230; Çocukluk çağı beyin ve sinir hastalıkları aslında sık görülen ama az bilgimizin olduğu hastalıklardır. Havalelerden, sara hastalığından korkulurken diğer beyin ve sinir hastalıkları gözden kaçar ve tedavisi gecikir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinçli birer anne baba olarak bebeğinizi dikkatle takip etmelisiniz. Çünkü ancak böylelikle onların sağlık sorunlarına doğrudan katkıda bulunabilirsiniz. Özellikle de beyinle ilgili hastalıklar gibi endişe verici durumlarda&#8230;</p>
<p>Çocukluk çağı beyin ve sinir hastalıkları aslında sık görülen ama az bilgimizin olduğu hastalıklardır. Havalelerden, sara hastalığından korkulurken diğer beyin ve sinir hastalıkları gözden kaçar ve tedavisi gecikir.</p>
<p>Çocuklarda nöroloji az bilinen bir uzmanlık dalıdır. Özetle beyinle ilgili çocukluk çağı hastalıkları bu dalın konusudur. Burada özellikle havaleler, bayılmalar, gelişme gerilikleri, riskli bazı yeni doğanların izlenmesi, konuşamama, yürüyememe, dengesizlik, tikler ve kimi davranış sorunları ele alınır. Bu hastalarda altta yatan sebeplerin ortaya çıkması için ayrıntılı bir nörolojik muayene ve hikayenin değerlendirilmesi kadar çeşitli testlerin de uygulanması gerekir.</p>
<p>Çocuk nörolojisi erişkinlerden farklı olarak çok geniş bir hastalık yelpazesini kapsar. Bu hastalıklar ve tedavi yöntemleri ise kısaca şöyle sıralanabilir.</p>
<p><span id="more-1051"></span><strong>Havaleler sık tekrarlıyorsa </strong></p>
<p>Febril konvulsion veya ateşli havale diye tabir edilen 6 ay ile 5 yaş arası çocuklarda görülen havaleler; eğer sık tekrarlıyor, uzun sürüyor, ailede başka hasta varsa ve nörolojik bozukluk bırakıyorsa çocuk nöroloğu tarafından takibe alınmalıdır. Söz konusu hastalar tetkik edilmeli ve koruyucu ilaç tedavisine başlanmalıdır. Ateşsiz olarak ortaya çıkan ve epilepsi (sara) olarak adlandırılan hastalıklı çocuklar ise; mutlaka takip altına alınmalı, belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve uzun süreli ilaç tedavisi verilmelidir. Bu çocukların beyin tomografisi ve EEG ile takiplerinin yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Doğum zor olmuş veya menenjit gibi enfeksiyon hastalıkları geçirilmişse</p>
<p>Doğum travması veya menenjit, ensefalit gibi enfeksiyon hastalıklarından sonra ortaya çıkan beyin hasarına bağlı kas güçsüzlükleri, beyin felci ile ortaya çıkan olgular ve spastik çocuklar dikkatle incelenmelidir. Bu çocuklar, fizik tedavi uzmanı ve çocuk nöroloğu tarafından beraberce izlemeli ve tedavileri ona göre düzenlenmelidir.</p>
<p>Bebeğiniz şayet erken doğmuşsa</p>
<p>Yoğun bakımda tedavi edilen prematüre doğan bebeklerin beyin gelişimlerinin normal gidip gitmediğinin takibi çok önemlidir. Bebeğin gelişimindeki aksaklıklar erken dönemde farkedilirse yapılacak tedavi ile sekel oranı çok aza indirilebilir. Yine doğuma bağlı beyinde sekel kalan hastalarda havale, kas güçsüzlüğü görülebilir. Bunların da sıkı bir fizyoterapist ve çocuk nöroloğu tarafından takibi gereklidir.</p>
<p>Konuşma ile ilgili sorunu varsa</p>
<p>Dört yaşına kadar belirgin konuşması olmayan, 2.5 yaşına kadar hiç kelime çıkaramayan çocuklar, beyin problemi olabileceği için, çocuk doktoru ve çocuk nöroloğu gördükten sonra ilgili diğer branşların kontrolünden geçmelidir.</p>
<p>Evliliğiniz eğer akraba evliliği ise</p>
<p>Özellikle akraba evlilikleri sonrasında daha sık görülen vücutta bazı zararlı maddelerin birikmesiyle ortaya çıkan metabolik hastalıklarda beyin harabiyeti de görülür. Hastalığın tanı ve tedavi basamaklarında çocuk nörolojisinin de önemli bir katkısı vardır.</p>
<p>Gebelikte bazı hastalıklar geçirilmişse</p>
<p>Gebelikte geçirilen kızamıkçık, toksoplazma gibi hastalıklar vücudun diğer organlarını etkileyebildiği gibi beyni de etkileyebilir. Böyle bebeklerde; havale, gözde katarakt, beyinde gelişmeme ve kireçlenme gibi bulgular saptanır. Tomografi, kan ve idrar incelemelerinin yanı sıra çocuk nöroloğunun da katkısı ile tanı konulur ve tedavi yönlendirilir.</p>
<p>Son olarak;</p>
<p>Eğer çocuğunuz zamanında oturmadıysa, yürümediyse konuşmadıysa, havale geçiriyorsa başka bir nedenle açıklanamayan zeka özrü varsa veya yukarıda bahsedilen durumlardan birisi mevcutsa mutlaka sizi uzun süreli takip edecek bir çocuk nöroloji uzmanına başvurulmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/cocuk-norolojisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altını ıslatmada genetik faktör</title>
		<link>http://kurtlu.com/altini-islatmada-genetik-faktor</link>
		<comments>http://kurtlu.com/altini-islatmada-genetik-faktor#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 19:55:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[altına çiş yapma]]></category>
		<category><![CDATA[altına kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[altını ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda altına kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=644</guid>
		<description><![CDATA[Üç yaşındaki çocukların yüzde 40&#8242;nın gece altını ıslattığı ve gece altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa bağlı olduğu belirtildi. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Hatun, altını ıslatmanın çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucu olduğunu söyledi ve 3 yaşındaki çocukların yüzde 40&#8242;ı gece altını ıslatıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Üç yaşındaki çocukların yüzde 40&#8242;nın gece altını ıslattığı ve gece altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa bağlı olduğu belirtildi.</p>
<p></span><span style="font-size: x-small; color: #242424; font-family: Verdana;">Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Hatun, altını ıslatmanın çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucu olduğunu söyledi ve 3 yaşındaki çocukların yüzde 40&#8242;ı gece altını ıslatıyor dedi.</p>
<p>Bu oranın 5 yaşında yüzde 20&#8242;ye 6 yaşında yüzde 10&#8242;a düştüğünü ifade eden Hatun, şunları kaydetti:</p>
<p>Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşıyor. Aileler, 5-6 yaş civarında bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaşında hekimlerden yardım istemeye başlarlar. Gecealtını ıslatmanın iki tipi vardır. Eğer çocuk hekime getirilinceye kadar devamlı altını ıslatıyorsa birincil tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya başlamışsa ikincil tip altını ıslatmadan söz edilir.</p>
<p>Altını ıslatan çocukların büyük bölümü birincil tiptedir. Nedenleri ise fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruptur. Yüzde 90-95&#8242;i fizyolojiktir. Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitesinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bilinmektedir. Esas önemlisi altını ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta yüzde 45, ikisinde birden varsa yüzde 77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır.</p>
<p><strong>AİLELERİN TUTUMU ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Prof. Dr. Hatun, altını ıslatan çocuklara davranış biçiminin çok önemli olduğunu da ifade ederek, şöyle devam etti:</p>
<p>Altını ıslatan çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumu zarar vermektedir. Bunların içinde en tehlikelisi (altına yapan kızını sobaya oturttu) gibi haber başlıklarına konu olan cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakır. Aileler çocuğun benlik saygısını zedelemeden bu sorunu çözmelidir. Hekime getirilen çocuklar daha önce söz edilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmeli, fizyolojik olup olmadığı belirlenmelidir. Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, acil idrar yapma, kafa travması geçirme, horlama gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır.</p>
<p>Fizyolojik nedenle altını ıslatan çocuğa gece kaldırıp tuvalete gitme bir hedef olarak kesinleştirilmeli, tuvalete ulaşmak kolaylaştırılmalıdır. Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alınmamalı ve kafein içeren içecekler kesinlikle verilmemelidir. Gece kuru kalması için bez bağlanmamalıdır.</p>
<p>Prof. Dr. Hatun, tedavi yöntemlerinde, alarm cihazı ve ilaç kullanıldığını dile getirerek, alarm cihazının çocuk idrarı kaçırmaya başladığı anda harekete geçtiğini ve çocuğun uyanıp tuvalete gitmesini sağladığını söyledi.</p>
<p>Alarm yönteminin yüzde 70-84 oranında başarı sağladığını vurgulayan Hatun, vücutta sıvı tutulmasını sağlayan ilaçların da kullanılabildiğini, ancak alarm ve ilaç yönteminin birlikte kullanılmasının daha yararlı olduğunu sözlerine ekledi. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/altini-islatmada-genetik-faktor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon çocukları saldırganlaştırıyor</title>
		<link>http://kurtlu.com/televizyon-cocuklari-saldirganlastiriyor</link>
		<comments>http://kurtlu.com/televizyon-cocuklari-saldirganlastiriyor#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 18:11:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda tv seyretme]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon çocuğa zararı]]></category>
		<category><![CDATA[tv çocuklara zararı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[Hep içimizi kemiren o şüphenin kanıtları sonunda bulundu: TV izlemenin çocukların üzerinde olumsuz etkisi var. Ancak tüm suç şiddet içeren programlarda değil. Araştırmacılar hareketsiz ve yalıtılmış bir şekilde geçirilen bitmek bilmez saatlerin çocuğun gelişimi üzerinde kendine özgü etkileri olduğunu dile getiriyorlar. Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı bölümünden Dr.Elif Özmert’e göre, çocuğun gözünü ekrana dikip TV izlediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="çocuk televizyon" src="http://img2.blogcu.com/images/c/o/c/cocugumveislam/tv.jpg" alt="" width="274" height="206" />Hep içimizi kemiren o şüphenin kanıtları sonunda bulundu: TV izlemenin çocukların üzerinde olumsuz etkisi var. Ancak tüm suç şiddet içeren programlarda değil. Araştırmacılar hareketsiz ve yalıtılmış bir şekilde geçirilen bitmek bilmez saatlerin çocuğun gelişimi üzerinde kendine özgü etkileri olduğunu dile getiriyorlar.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı bölümünden Dr.Elif Özmert’e göre, çocuğun gözünü ekrana dikip TV izlediği saatlerin uzunluğu sosyal yetileri ve okul başarısını doğrudan etkiliyor. Türkiye’deki TV programları en az ABD’dekiler kadar şiddet içeriyor.</p>
<p>Araştırma Pediatric and Adolescent Medicine(Çocuk ve Ergen Tıbbı) dergisinin Eylül sayısında yayınlandı.</p>
<p>Araştırmada günde iki saatten uzun süre televizyon karşısında kalan çocukların sosyalleşme ve dikkatlerini toplama konusunda sorunları olduğu, suça eğilimli ve daha saldırgan oldukları sonucu elde edildi. Günde dört saatten fazla televizyon seyreden çocuklarla ilgili sonuçlar ise daha da vahimdi.</p>
<p>Özmert’e göre bu durumun suçu bir parça programların içeriğine yüklense de her şey bundan ibaret değil. Tek başına bu kadar uzun süre televizyon izlemenin getirdiği hareketsizlik ve çevreden yalıtılmışlık saldırganlığın artmasına katkıda bulunmuş olabilir.</p>
<p>Çok fazla TV izlemenin okuldaki başarıyı da etkilediği görüldü. Daha fazla TV izleyen çocuklar derste dikkatlerini toplamakta daha fazla zorlanıyordu.</p>
<p>Özmert araştırmasında ’Araştırmamızın ve bu konudaki diğer araştırmaların sonuçları televizyonun davranış bozukluğu ve öbür psikolojik sorunlara yol açmaktan ötürü suçlanması için yeterli olmasa da televizyon izlemenin davranışla ilgili sorunlarda risk yaratan bir etken olarak sayılmasını ve doktorların hastalarının televizyon izleme alışkanlıklarını dikkate almasını gerektirecek kadar ciddi.’ ifadesine yer verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/televizyon-cocuklari-saldirganlastiriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklere inek sütü vermeyin</title>
		<link>http://kurtlu.com/bebeklere-inek-sutu-vermeyin</link>
		<comments>http://kurtlu.com/bebeklere-inek-sutu-vermeyin#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 17:49:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[1 ya inek sütü]]></category>
		<category><![CDATA[6 ay inek sütü]]></category>
		<category><![CDATA[bebek beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklere süt verme]]></category>
		<category><![CDATA[kaç aylık inek sütü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=638</guid>
		<description><![CDATA[Erken süt çocukluğu döneminde inek sütü verildiğinde; büyüme geriliği, demir eksikliği, kansızlık, bağırsaklarda kanama, böbrek fonksiyonlarında ve beyin gelişiminde sorunlar yaşanıyor. Uzmanlar, bebeklik ve çocukluk yaş grubunda sağlıklı büyümeyi olumsuz etkileyen faktörlerin başında bebeklerin ilk bir yaş içinde inek sütü ile beslenmesi olduğunu söylüyor. Türkiye’de erken süt çocukluğu döneminde bebeklere yaygın olark verilen inek sütü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erken süt çocukluğu döneminde inek sütü verildiğinde; büyüme geriliği, demir eksikliği, kansızlık, bağırsaklarda kanama, böbrek fonksiyonlarında ve beyin gelişiminde sorunlar yaşanıyor.</p>
<p>Uzmanlar, bebeklik ve çocukluk yaş grubunda sağlıklı büyümeyi olumsuz etkileyen faktörlerin başında bebeklerin ilk bir yaş içinde inek sütü ile beslenmesi olduğunu söylüyor. Türkiye’de erken süt çocukluğu döneminde bebeklere yaygın olark verilen inek sütü ile ilgili Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Metabolizma Gastroentoroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Benal Büyükgebiz önemli açıklamalrda bulundu. </p>
<p>Benal Büyükgebiz, “İnek sütü, içerdiği özellikler nedeni ile Avrupa ve Amerika’daki ilgili tüm tıp otoriteleri tarafından ilk 1 yıl içinde bebeklere tavsiye edilmiyor” dedi. İnek sütünün, demir ve C vitamini içeriğinin düşük olduğunu belirten Büyükgebiz, inek sütü kullanımının bebeklerin bağırsaklarında gizli kanamya yol açarak demir eksikliği ve kansızlığa neden olabileceğini söyledi. </p>
<p>Prof. Dr. Benal Büyükgebiz, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin, ilk bir yaş içinde bebekler için sakıncalı olan inek sütü kullanım miktarını artırdığını belirterek anne ve babalrın bu konuda bilgilendirilmeleri ve uyarılmaları gerekir dedi. Büyükgebiz, ”Her bebek haytının ilk altı ayında anne sütü almalı, daha sonra ek gıdalara geçmelidir. Anne sütünün olmadığı veya eksik olduğu durumlarda anne sütünün yerine, anne sütünün içerdiği özelliklere haiz bebek mamalarının kullanılması gerekir. İnek sütü bebek beslenmesinde kesinlikle anne sütünün yerine kullanılabilecek bir alternatif değildir” dedi. </p>
<p>Ek gıdalara geçilmesinin en önemli nedenleinden biri artan demir ve enerji ihtiyacının karşılanması; diğeri ise çocuğun pürtüklü gıdalara alıştırılmasıdır diyen Benal Büyükgebiz, inek sütünün veridiği bir beslenme uygulaması ile bebeklerin pürtüklü besinleri yutmaya alışamayacağını, daha sonraki aşamalarda da çiğnemeyi öğrenemeyeceğini belirtti. Büyükgebiz, bu durumda bebeğin büyümeyi sağlayacak besinleri tüketmeyi başaramayacağını, bunun sonucunda da beslenme yetersizliği, büyüme geriliği, demir eksikliği, kansızlık gibi önemli sağlık sorunları ile karşılaşacağını söyledi. </p>
<p>Anne sütü herhangi bir sebepten dolayı verilemiyorsa ya da bebeğe yeterli olmuyorsa inek sütünün kesinlikle alternatif gıda olmaması gerektiğini belirten uzmanlar, ilk bir yaş içerisinde inek sütü ile beslenen bebeklerde oluşacak sağlık sorunlarını şu şekilde sıralıyorlar. </p>
<p>- İnek sütü, demir ve C vitamini açısından yetersiz olduğu için bağırsaklarda gözle görülmeyen gizli kanamalara, demir eksikliği anmisine (kansızlığına) neden oluyor. </p>
<p>- İlk bir yıl inek sütü ile beslenen bebeklerde alerjik hastalıklara yakalanma oranı yükseliyor. </p>
<p>- İnek sütü ile beslenen bebekler, gerektiğinden daha fazla mineral özellikle dev sodyum, potasyum ve klor alıyor. Bu da bebeğin henüz tam gelişmemiş böbrek fonsiyonlarını ve su-elektrolit dengesini olumsuz etkiliyor. Bebek dehidratasyona (sıvı kaybına) daha yatkın oluyor. </p>
<p>- İnek sütü, anne sütünde ve bazı mamalarda bulunabilen ve hayati öneme haiz, bebeğin gözündeki retina tabakası, beyin hücreleri, doku hormonlarının gelişiminde rol oynayan omega-3, omega-6 yağ asit metabolitleri gibi maddeleri içermiyor. </p>
<p>- İnek sütünün, içerdiği yağ nedeni ile hazmı oldukça güç oluyor. </p>
<p>- İnek sütü, beyin gelişimini olumsuz etkiliyor. </p>
<p>- İnek sütünün düşük D vitamini içeriği nedeni ile normal bir kemik ve iskelet gelişimi sağlanamıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/bebeklere-inek-sutu-vermeyin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklere masaj yapmanın faydaları</title>
		<link>http://kurtlu.com/bebeklere-masaj-yapmanin-faydalari</link>
		<comments>http://kurtlu.com/bebeklere-masaj-yapmanin-faydalari#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 22:47:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğe masaj]]></category>
		<category><![CDATA[bebek masajı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklere masaj nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara masaj]]></category>
		<category><![CDATA[masajın faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklere doğumunun 15. gününden itibaren uygulanan masaj, boy ve kilo artışını sağlıyor, uykuyu düzenleyerek bebeğin daha daha uzun süre uyumasını kolaylaştırıyor. Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı&#8217;nda yapılan doktora çalışması, bebeklere doğumunun 15. gününden itibaren uygulanan masajın, boy ve kilo artışını sağladığı, uykuyu düzenleyerek bebeğin daha huzurlu ve daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="bebeğe masaj" src="http://img2.blogcu.com/images/b/i/l/bilgininustunlugu/bebek_anne_s_t__masaj.png" alt="" />Bebeklere doğumunun 15. gününden itibaren uygulanan masaj, boy ve kilo artışını sağlıyor, uykuyu düzenleyerek bebeğin daha daha uzun süre uyumasını kolaylaştırıyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı&#8217;nda yapılan doktora çalışması, bebeklere doğumunun 15. gününden itibaren uygulanan masajın, boy ve kilo artışını sağladığı, uykuyu düzenleyerek bebeğin daha huzurlu ve daha uzun süre uyumasını kolaylaştırdığı sonucunu ortaya çıkardı.</p>
<p>9 ay süreyle Bornova Osmangazi Seher Şükrü Ergil Sağlık Ocağı&#8217;na gelen 60 bebek ve anneleri üzerinde yürütülen araştırma, bebeklerin evlerinde de sürdürüldü.</p>
<p>Sağlıklı ve ailelerinin sosyal ve demografik özellikleri, gelir düzeyleri, doğum şekli, doğum sırası, emzirme süreleri, bebeğe bakan kişi, evde yaşayan birey sayısı gibi değişkenler de dikkate alınarak 30 bebeğe masaj uygulanırken, aynı özelliklere sahip 30 bebek de test grubu olarak seçildi.</p>
<p>Araştırma kapsamına giren masaj grubu ve kontrol grubu bebeklerin 4. ayın sonunda gündüz, gece ve 24 saatlik uyku sürelerinde masaj grubu lehine anlamlı bir farklılık görülürken, yapılan analizde masaj ve kontrol grubu bebeklerin yalnızca gündüz uyku süreleri arasında farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu.</p>
<p>Araştırma Görevlisi Dr. Hatice Bal Yılmaz, Doğumdan itibaren sevgi dolu, güven verici dokunuşlar ve kucaklamalar bir bebeğin sağlıklı gelişiminde ve anne-babası ile daha sağlıklı bir etkileşim geliştirmesinde büyük önem taşır. Bebek masajı da bu birliktelik için eşsiz bir fırsattır dedi. Masaj uygulamasının bebeklerin ağırlık ve boy artışları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu, ayrıca bebek masajının erkek bebeklerin ağırlık ve boy artışında kızlara oranla daha etkili olduğu saptandı.</p>
<p>Araştırmayı yürüten Dr. Hatice Bal Yılmaz, masaj uygulanan bebeklerin kontrol grubuna göre daha fazla çevreyle ilgili, aktif ve canlı davranış sergilediklerini, psiko-motor gelişim davranışlarından annelerini gördüklerinde gülümseme, sevgi sesleri çıkarmaya başlama (agulama), eline verilen nesneleri ağzına götürebilme ve hareket eden cisim ya da kişileri takip etme sürelerinin kontrol grubuna göre daha erken gerçekleştiğini belirtti. Yılmaz ayrıca, masaj grubu bebeklerin annelerinin durumluk kaygı düzeyleri ile masaj uygulaması arasında anlamlı bir etkileşim olduğunun saptandığını da ifade etti.</p>
<p>Bebek masajı nasıl uygulanıyor?<br />
Arş. Gör. Hatice Bal Yılmaz, bebek masajının, bebeğin doğumunu takip eden 15. günden itibaren yapılabileceğini, ancak masaj için hijyenik ortamla birlikte oda sıcaklığı ve masajı uygulayacak kişinin bazı kurallara uyması gerektiğini ifade ederek, Oda ısısının bebeği üşütecek kadar soğuk ve terletecek kadar sıcak olmaması, odanın ışık alan aydınlık bir ortam olması gerekiyor. Masaj yapacak kişinin el hijyeni, tırnaklarının kesilmiş olması ve cilt rahatsızlıklarının bulunmaması önemli. Masaj yapacak kişinin rahat bir pozisyonda olması lazım. Bebeğin de keyfinin yerinde olması gerekiyor. Ayrıca bebeğin herhangi bir rahatsızlığı, ateşi, ağrısı, yarası olmamalı. Bebeğin cildi çok hassas olduğu için, ellerimizi kayganlaştıracak bir bebek losyonu önerilebilir. Onun dışında küçük temiz bir havlu, yedek bir havlu ve yedek bebek bezinin bulunması yararlı olacaktır diye konuştu.</p>
<p>Bebeğin masajına vücudun herhangi bir yerinden başlanabiliyor. Ancak bebeğin hoşlandığı alan belirlendiğinde, bu bölgeden başlanması başarıyı kolaylaştırıyor. Yüz masajı yapılırken, ele herhangi bir şey sürülmemesi gerektiğini dile getiren Hatice Bal Yılmaz, Ağız, gözler gibi bölgelere bir şey bulaşmamalı diyerek teknik bilgiler aktardı. Yılmaz, masajın mutlaka bir uzmanın kontrolünde başlamasını önerdi. (İHA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/bebeklere-masaj-yapmanin-faydalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken sünnet olmanın faydaları</title>
		<link>http://kurtlu.com/erken-sunnet-olmanin-faydalari</link>
		<comments>http://kurtlu.com/erken-sunnet-olmanin-faydalari#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 16:40:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[erken sünet]]></category>
		<category><![CDATA[kaç yaşında sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[küçük yaşta sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[sünet]]></category>
		<category><![CDATA[sünet yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=552</guid>
		<description><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selami Sözübir, çocuğun erken sünnet edilmesinin idrar yolu enfeksiyonu geçirme riskini azalttığını bildirdi. Sözübir, yaptığı yazılı açıklamada, sünnetin hem cerrahi, hem de psikolojik yönüyle üzerinde önemle durulması gereken bir işlem olduğunu, bu nedenle operasyonun uzman ellerde yapılması gerektiğini kaydetti. Sünnet işlemine gerekli cerrahi itinanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selami Sözübir, çocuğun erken sünnet edilmesinin idrar yolu enfeksiyonu geçirme riskini azalttığını bildirdi.</p>
<p>Sözübir, yaptığı yazılı açıklamada, sünnetin hem cerrahi, hem de psikolojik yönüyle üzerinde önemle durulması gereken bir işlem olduğunu, bu nedenle operasyonun uzman ellerde yapılması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Sünnet işlemine gerekli cerrahi itinanın gösterilmemesi halinde kanama, enfeksiyon, idrar yolları ve penise kalıcı hasarların verilmesi gibi önemli komplikasyonların ortaya çıkabileceğini belirten Sözübir, Türkiye&#8217;de her yıl yüzlerce çocuğun sünnet sonrası komplikasyonlarla hastanelere getirildiğini vurguladı.</p>
<p>Sözübir, sterilizasyonun tam uygulanmaması, aynı aletlerin kullanılması ve özellikle toplu sünnetlerin bu komplikasyonların görülme oranını arttığını bildirdi.<br />
Sünnetin çocuk psikolojisi üzerinde çok önemli etkileri olduğunu işaret eden Sözübir, psikolojik açıdan olumsuz etkilenen çocuğun, ilerideki cinsel hayatına yansıyabilecek birtakım sorunların olabileceğini kaydetti.</p>
<p>Sözübir, gerek cerrahi işlem olarak, gerekse psikolojik etkiler açısından sünnette lokal anestezinin bir an önce terk edilmesi gerektiğini, genel kanının tersine lokal anestezinin daha riskli olduğunu savundu. Cerrahi işlemin ve bakımın kolaylığı, yara iyileşmesinin çabuk olması ve psikolojik travma oluşturmaması gibi avantajları nedeniyle yeni doğan sünnetinin son zamanlarda daha sık uygulanır hale geldiğini ifade eden Sözübir, prematüre, ailesinde hemofili veya diğer kan hastalığı öyküsü bulunan doğuştan pipi anomalisi olan bebeklerin yeni doğan dönemde sünnet edilmemesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Sözübir, 2–4 yaş arası çocukların zorunlu olmadıkça sünnet ettirilmemesi, 1 yaşını da geçmiş çocukların ise sünnet ettirilmesi için 6-7 yaşının beklenmesi gerektiğini ifade ederek, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: Çocuğun erken sünnet edilmesi idrar yolu enfeksiyonu geçirme riskini azaltıyor. Sünnetsiz çocukların idrar yolu enfeksiyonuna sünnetli olan gruba oranla 8 ile 15 kat fazla yakalandığı gösterilmiştir. 400 bin erkek bebek üzerinde yapılan çalışmalarda idrar yolu enfeksiyonu oranı sünnetsiz çocuklarda yüzde 7, sünnet olan bebeklerde ise yüzde 0,7 olarak bulunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/erken-sunnet-olmanin-faydalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baba kız ilişkisi</title>
		<link>http://kurtlu.com/baba-kiz-iliskisi</link>
		<comments>http://kurtlu.com/baba-kiz-iliskisi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 22:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[baba kız]]></category>
		<category><![CDATA[kız çocukları baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı bir aile yapısında genellikle kız çocuklarının ilk aşkı babaları sayılır. Öyle ki, belli bir yaş döneminde Ben babamla evleneceğim! diye tutturan kız çocuklarıyla sıkça karşılaşmak mümkün. Bu aşkın etkileri bazı kız çocuklarında ileri devrelere de taşınabilir. Örneğin, bazı kadınlar eşlerinde hep babalarının özelliklerini bulmaya çalışır. Olumlu ya da olumsuz, hiç farketmez&#8230; İlk aşk babayla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong><img class="alignleft" title="ideal baba" src="http://1.bp.blogspot.com/_wThxoBG8JKg/SjtXYPAHn0I/AAAAAAAAAmQ/0vnVbhzMDrc/s400/baba_kiz.jpg" alt="" width="269" height="179" />Sağlıklı bir aile yapısında genellikle kız çocuklarının ilk aşkı babaları sayılır. Öyle ki, belli bir yaş döneminde Ben babamla evleneceğim! diye tutturan kız çocuklarıyla sıkça karşılaşmak mümkün. Bu aşkın etkileri bazı kız çocuklarında ileri devrelere de taşınabilir. Örneğin, bazı kadınlar eşlerinde hep babalarının özelliklerini bulmaya çalışır. Olumlu ya da olumsuz, hiç farketmez&#8230;</p>
<p><strong>İlk aşk babayla başlar</strong><br />
Küçük kız çocukları babalarına hayranlık duyarlar. Öyle ki, en büyük arzuları babalarıyla evlenmektir. Babalar, kızlarının dünyasında önemli bir yere sahiptirler ve hatta onların ilk aşkları sayılırlar. Babalarının yerini başka bir erkek alana kadar, bu böyle devam eder. Kız çocuklarının hayata sağlıklı bir pencereden bakabilmeleri ve hem sosyal, hem de duygusal ilişkilerinde mutlu olabilmeleri için, babalarıyla sağlıklı bir ilişki geçirmiş olmaları önem taşır.</p>
<p><strong>İdolleştirme babada başlar</strong><br />
Anneler, kızlar için bir örnek sayılırlar. Fakat babalarının yeri daha farklıdır. Kız çocuklarının babalarıyla kurdukları bağ çok güçlüdür. Babayla kız arasında asla anneyle olabileceği gibi, bir rekabet duygusu oluşmaz. İlişkileri bazen mesafeli olsa da, genellikle içten ve etkileyicidir. Babayla kız çocuğu, aşkın farklı bir çeşidini yaşarlar. Baba kız ilişkisnde, babanın çok özel veya mükemmel özelliklere sahip olması gerekmez. Onlar, kız çocukları için her halleriyle bir idoldürler.</p>
<p><strong>Erkek dünyasına açılan ilk pencere</strong><br />
Baba kız ilişkisi sayesinde kız çocukları erkeklerin dünyasını tanırlar. Bu şekilde erkekler arasında nasıl saygı göreceklerini de öğrenebilirler. Babanın tepkileri,  ailedeki roller ve günlük hayattaki davranışlar da burada çok etkili olur. Baba kız ilişkisinde, kız çocuğu sadece erkeklere karşı duyguları öğrenmez. Aynı zamanda eş seçimi konusunda da bir düşünceye sahip olurlar. Babanın kadınlara karşı feodal özellikte davranışlar sergilemesi, kızın da ilerde feodal yapılı erkeklara ilgi duymasına yol açabilir.</p>
<p><strong>Özgüvenin ilk tohumları atılır</strong><br />
Babayla kızı arasındaki bu güzel iletişim, kız çocuğun özgüvenin gelişimini etkiler. Babayla birlikte sosyal etkinliklere katılmak, sinemaya &#8211; tiyatroya gitmek veya sohbet etmek kız çocuğunun özgüvenini destekler ve özsevgisini geliştirir.</p>
<p><strong>Kendini izlemeye başlar</strong><br />
Anne kız arasında duygusal anlamda bir yakınlık olur. Kız çocukları anneleriyle kendini özdeşleştirir. Buna karşılık babalarında, davranışlarının nasıl bir sonuç getirdiğini tespit ederler. Kızların babalarıyla kurdukları bu yakınlık, ileriki yaşamlarında özdeğerlerini benimsemelerine, ilişkilerde karşılaştıkları sorunlarla başetmelerine ve nasıl erkeklerden hoşlandıklarını belirlemelerine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Hayat maratonu başlar</strong><br />
Hayatları içersinde babaların verdiği onay, yaşam yarışında büyük önem taşır. Kız çocuğunun üzerine alacağı sorumlulukları yerine getirmesi, kişiliğini daha da iyi oturtması için ciddi bir temel oluşturur. Kızını teşvik eden ve cesaretlendiren bir baba, hem iş hayatında hem de duygusal ilişkilerinde, başarının ve mutluluğun anahtarını sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/baba-kiz-iliskisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi ideal bir baba nasıl olur</title>
		<link>http://kurtlu.com/iyi-ideal-bir-baba-nasil-olur</link>
		<comments>http://kurtlu.com/iyi-ideal-bir-baba-nasil-olur#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 22:53:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[baba olmak]]></category>
		<category><![CDATA[babalık yapma]]></category>
		<category><![CDATA[idael bir baba]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bir baba olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[Erkekler için ebeveyn olmaya giden yol temelde toplum tarafından İşte anne. Ve sen de gururlu baba olmalısın! şeklinde kabul görüyor. Toplumun bu gibi beklentileri, en iyi niyetli babanın bile gelişmekte olan çocuğuyla kişisel ve sürekli bir bağ kurma çabası içinde takdir edilmediğini, ihmal edildiğini ve boşa uğraştığını hissetmesine neden olabilir. Annelerine fazlasıyla bağlı, babasız büyüyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="ideal baba" src="http://1.bp.blogspot.com/_wThxoBG8JKg/SjtXYPAHn0I/AAAAAAAAAmQ/0vnVbhzMDrc/s400/baba_kiz.jpg" alt="" width="269" height="179" />Erkekler için ebeveyn olmaya giden yol temelde toplum tarafından İşte anne. Ve sen de gururlu baba olmalısın! şeklinde kabul görüyor.</p>
<p>Toplumun bu gibi beklentileri, en iyi niyetli babanın bile gelişmekte olan çocuğuyla kişisel ve sürekli bir bağ kurma çabası içinde takdir edilmediğini, ihmal edildiğini ve boşa uğraştığını hissetmesine neden olabilir.</p>
<p>Annelerine fazlasıyla bağlı, babasız büyüyen genç erkekler, umutsuzca hem cinsleri tarafından kabul görmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyarken, zorlayıcı, abartılı ve fazlasıyla kıyasçı erkek davranışları göstermeye itilirler. En ciddi toplumsal sorunlarımıza katkıda bulunan ilk şey pekala, bağlı, sorumlu ve ilgili babaların yokluğu olabilir.</p>
<p>Sağlam dayanakları olmayan erkekler, ebeveynliğin kendine değerli bir şey sunduğunu muhtemelen göremeyecekler, bunu erkeklerin aile hayatından kaçmasının, ayrı kalmasının veya kopmasının nedeni sayacaklardır.</p>
<p>Yüzyıllarca erkeklerden yaşamlarında kaslarına güvenmeleri istendi. Günümüzün aydınlık çağında, oğullarımızı yaratıcı; bir baba, bir dost ve bir sevgili hisleriyle yetiştirmektense, zenginlik, başarı ve iş dünyasında bir iz bırakma arzusuna saplanıp kalmaları yönünde yetiştiriyoruz.</p>
<p>Küçük kızlar evcilik oynayıp, bebeklerini sallarken ve anne olma provası yaparken, çoğu erkek çocuk, vurup öldüren elektronik oyuncaklarla, rekabete dayalı oyunlarla, her biçim ve boyda silahlarla ve sonsuz sayıda spor aletleriyle geleneksel erkek rollerini oynamakta ısrar ediyor.</p>
<p>Oğullarımızın babalarıyla hala fazla şefkat, güven ve bakım deneyimi yok. Sabır, duyarlılık ve kendini karşısındaki insanın yerine koyma gibi özellikle gösteren erkek çocuklar, bunları genellikle annelerinden, büyükannelerinden veya öğretmenlerinden öğreniyorlar, babalarından değil.</p>
<p>Bugün erkeklerin çocuk bakımı ve ev işleri konularında sorumluluk alması, çocuk bakımıyla ilgilenmesi, duyarlı ve kendinin farkında olması, duygularını ifade etmesi, ailelerinin sağlığı ve refahı için maddi olanaklar yaratması bekleniyor. Doksanlı yılların babaları iki ayrı işi yürüttükleri aile yaşamının, mali zorluk veya enflasyonun, ailelerinden ve köklerinden coğrafi olarak ayrı olmanın pratik ve psikolojik yönleriyle de başa çıkmak zorundalar. Bugünün babası, kendisi ve çocukları için eşi olmayan bir babalık imajı yaratmak zorunda; aile içinde çocuğu büyütecek potansiyel kişi olan erkek imajıyla, ailenin dışında dünyayla etkili bağlar kuran kişi olan erkek imajını birleştirmeli.</p>
<p>Babalığı yeniden kavramak için arzudan çok daha fazlası gerekiyor. Babalığı yeniden yaratmak için niteliğe ihtiyaç var: çocuklarımız ve dünyamız için neyin önemli olduğunu görecek kadar geniş görüşlülük, uzun süre önce geçerliliğini kaybetmiş bir sürü yanlış bakış açısını değiştirecek kadar sızıcı düşünce ve bizi inançlarımıza sımsıkı bağlayacak kadar güçlü bir cesaret. Sadece babalar için değil anneler, aile büyükleri, eğitimciler, sağlık hizmetlileri ve politikacılar için de, eski ön yargıları yıkıp, birlikte çocuklarımız için daha iyi bir dünya yaratmanın zamanı geldi.</p>
<p>Ebeveynliğin cinsiyetle bir ilgisi yoktur. Çok sayıda araştırma göstermiştir ki, istekli babalar da bebeğin davranışına karşı anneler kadar duyarlı, bakımı ve yeni doğan çocuğun hareketlerinden neye ihtiyacı olduğunu anlama konusunda da anneler kadar kabiliyetliler. Bundan da öte, ebeveynlik etme arzusu kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de içseldir. Sonuç olarak ebeveynlik, bir başka insanla olmanın, sevgi ve anlayış göstermenin, inançları ve değerleri nakletmenin ve kabullenme, bağlılık, sevgi yoluyla kendimizin ötesinde ilişki kurmanın temel yoludur.</p>
<p>Etkili ebeveynlik duygu etkileşimidir ve bebekler bunun meyvesini toplar. Bir babanın yeni doğan bebeğiyle ilgill olması, anne rolünün önemini hiç bir zaman azaltmaz. Doğru olan şudur ki, babalar destekleyici ebeveynler ve ilgili bakıcılar olurlarsa, bebekleri muhtemelen anne ve babaları araaında güvenli bir bağ kuracaklardır. Eşleri tarafından desteklendiklerini ve yüreklendirildiklerini hisseden babaların, böyle olmayanlarla karşılaştırıldığında, bebeklerine ebeveynlik etmek konusunda daha rahat ve kendine güvenli oldukları görülür. Benzer şekilde eşleri tarafından desteklendiğini ve yüreklendirildiğini hisseden anneler de çocuklarına karşı daha becerikli, duyarlı olur ve genellikle doğum sancılarını ve doğumu daha kolay atlatırlar. Anlamlı bir şekilde iletişim kuran ve birlikte etkili bir biçimde ebeveynlik eden ailelerin çocukları, iki sevgi kaynağından birden etkilenir.</p>
<p>Bebeklerin gelişiminde babaların, çok derin ve sürekli bir etkisi vardır. İlgili bir babayla büyüyen çocuklar diğerlerine göre yaratıcı, zihinsel ve sosyal beceriler geliştirmeye; kırılganlıklarını psikolojik sorun noktasında tutmaya; olumlu bir beden yapısı geliştirmeye daha yatkındırlar. Ve bu çocuklar, cinsel kimliklerine rahat bir bakış, kendine güven ve ahlaki bir güç oluştururlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/iyi-ideal-bir-baba-nasil-olur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul öncesi eğitimine nezaman başlanmalı</title>
		<link>http://kurtlu.com/okul-oncesi-egitimine-nezaman-baslanmali</link>
		<comments>http://kurtlu.com/okul-oncesi-egitimine-nezaman-baslanmali#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 10:22:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[ana okulu yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi yaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar sürekli evde kaldığından yaşıtları ile palaşma oyun oynama  arkadaşlık gibi duyguları kazanması için okul öncesi eğitim çok önemlidir.sosyal bir ortama uyum sağlayabilecek psikolojik olgunluğu ortalama 3 yaşını doldurduklarında kazanmaktadırlar. Bu nedenle de bu yaştan itibaren bir sosyal kuruma devam etmeleri uygun olmaktadır. Daha öncesinde tek bir kişinin sürekli ilgisine ihtiyaç duyarlar ve bu ilgiyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" title="okul öncesi eğitim" src="http://3.bp.blogspot.com/_VgCzO7kckyo/SjSk6Ph0C7I/AAAAAAAADIo/7-5nz9rowAs/s400/preschool-img.351130442.jpg" alt="" width="264" height="280" />Çocuklar</strong> sürekli evde kaldığından yaşıtları ile palaşma oyun oynama  arkadaşlık gibi duyguları kazanması için okul öncesi eğitim çok önemlidir.sosyal bir ortama uyum sağlayabilecek psikolojik olgunluğu ortalama 3 yaşını doldurduklarında kazanmaktadırlar. Bu nedenle de bu yaştan itibaren bir sosyal kuruma devam etmeleri uygun olmaktadır.</p>
<p>Daha öncesinde tek bir kişinin sürekli ilgisine ihtiyaç duyarlar ve bu ilgiyi paylaşabilecek olgunluğa erişmemişlerdir. Bu nedenle 3 yaş öncesi yuvaya gönderilen çocuklarda sıklıkla yuvaya uyum problemleri yaşanmaktadır.</p>
<p><strong>Anaokulu ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Aileler çocukları için anaokulu seçerken nelere dikkat etmelidir?<br />
</strong>3 &#8211; 6 yaş dönemi çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için en önemli dönemdir. Çocuklar öncelikle gelişimlerinin bir özelliği olarak sosyalleşmek, başka çocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. Yuvalar çocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. Becerileri ve zihinsel kapasiteleri birbirine denk olan yaşıtlarıyla bir arada olmak çocukların yaşayarak öğrenmelerini sağlar ve sosyal paylaşımın öğrenilmesinde etkilidir. Bu nedenle de anaokulu ve yuvaların çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimlerini ve dil gelişimlerini destekleyici bir program uygulamaları ve bu programı uygun koşullarda sunmaları gerekmektedir.  Çocukların var olan ilgi ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik değişik aktivitelerin sunulması önemlidir. Çocuklar hem eğlenmeli, hem öğrenmeli hem de yeni ilgi alanları bulmalıdırlar.Çocukların tüm gelişim alanlarını destekleyen bir program hazırlanmalı ve bu program çocukların keyifle ve ilgilerini çekebilecek şekilde takip etmelerini sağlayacak bir içerikte hazırlanmalıdır. Öğrenirken eğitim hayatlarının temeli olan birlikte hareket edebilme, grupla birlikte karar alabilme, sıra bekleme, kendini grup içinde ifade edebilme, ihtiyaçlarını ifade etme, belirlenen kuralları öğrenme ve bu kurallara-sınırlara uyma gibi becerileri kazanmaları da önemlidir. Çocukların <strong>yaşlarına uygun</strong> olarak gerekli kavramları (renk, şekil, sayı vb), el becerilerini, sosyal becerileri öğrenmeleri evden çok yuva ortamında mümkün olmaktadır. Yuvada tüm bu bilgi ve becerilerin belli bir sıra ile öğretilmesi söz konusudur. Programın uygulanması aşamasında yuva personelinin deneyim ve eğitimleri de çok önemli olmaktadır. Anaokulunda daimi bir pedagog veya çocuk gelişimi konusunda deneyimli bir psikoloğun bulunması yuva seçiminde birinci koşul olmalıdır. Çocukların <strong>becerilerinin ve gelişimlerinin</strong> takibini yapabilmek ve olası bir aksaklıkta aileyi uyarabilmek çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü olası bazı problemler erken yaşta keşfedildiklerinde hızlıca çözümlenebilmekte aksi halde uzun yıllar süren, eğitim hayatını ve çocuğun sosyal hayatını etkileyen başka zorluklara dönüşebilmektedirler. Ayrıca her çocuk zaman zaman bazı sıkıntılar yaşayabilmekte bu sıkıntılar değişik şekillerde ifade edilmektedirler. Çocuklardaki bu belirtileri ve değişiklikleri dikkatle gözlemlemek ve başka bir problemin işareti olduğunu keşfedebilmek uzmanlık ve deneyim gerektirmektedir. Ayrıca ailelerin çocukların eğitimi ve gelişimi konusunda ve uygun disiplin yöntemleri konusunda yönlendirilmeleri ve desteklenmeleri önemlidir. Bu nedenle de yuva personelinin pedagoji eğitimli olması büyük önem taşımaktadır. Temizlik ve fiziksel ortam zaten anne-babaların dikkat ettikleri ve fark etmekte zorlanmadıkları özelliklerdir. Burada da dikkat edilmesi gereken şey fizik ortamın nasıl düzenlendiğidir.</p>
<p>Örneğin çocuklar hangi aktivite sırasında nerede bulunuyorlar? Bu ortamlar o aktivitenin rahatça gerçekleşmesi için uygun ortamları mı? (örneğin boya yapılan yerde zeminin halı olması hem çocukların rahatı hem de hijyen açısından uygun olmayabilir) Merdivenler ne kadar korunaklı? Bahçe ve bahçedeki oyun malzemeleri tüm çocukların kullanımına açık mı ve çocuk sayısına oranlandığında yeterli mi? Oyuncak çeşitliliği var mı? Hangi malzemeler kullanılıyor? Boyalar vs çocukların ağzına almaları durumunda zararlı olabilecek nitelikte mi? Oyuncaklar ve diğer eğitim malzemeleri gerçekten kullanılıyorlar mı? Serbest oyun zamanlarında ve bahçe saatinde çocuklarla ilgilenen personel sayısı da önemlidir. Çünkü çocuklar açık alanda daha hareketli olmakta ve zarar görme olasılıkları artmaktadır. Bu nedenle bahçe saatlerinde ve hareketli oyunlar sırasında normalde var olan öğretmen ve eğitimci sayısının takviye edilmesi önemli olmaktadır.</p>
<p><strong>Çok önemli bir konu da sınıf mevcududur.</strong> Okul öncesi sınıflar<strong> 3 yaşta 10-12 </strong>civarı olmalıdır. Daha fazla sayıda çocuk için tek öğretmen yeterli olmamaktadır.<strong> 4 ve 5 yaş grubunda bu sayının biraz daha üzerine çıkılabilir.</strong> Ancak ilkokul sınıfları gibi kalabalık ortamlarda çocukların bir arada düzen içinde bulunmalarını sağlamak güç olacağından ister istemez daha sıkı bir disiplin uygulanmaya çalışılacak bu da çocukların ihtiyaç duydukları rahatlık ve ilgi ihtiyaçları ile ters düşecektir.<br />
<strong>Anaokulu çocuğa neler öğretir? İlerideki akademik ve sosyal yaşamına ne tür katkıları olur?</strong></p>
<p>Anaokulu çocuğun yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimdir. Çocuğun merkez olduğu ve tüm ilginin üzerinde olduğu bir ortamdan uzaklaşıp ilgiyi, sevgiyi paylaştığı, bir düzen içinde grup halinde hareket ettiği, beklemeyi, sabretmeyi öğrendiği, tüm ihtiyaçlarını karşılaması için desteklendiği ilk ortamdır. Belirli bir saatte yatmayı, düzenli olarak kahvaltı etmeyi öğrenir. Düzenli ve sürekli arkadaşlıkları olur. Arkadaşlarını aramaya, onlar tarafından aranmaya başlar. Çocuk yuvaya giderek öncelikle düzen öğrenir. Her gün aynı saatte kalkıp, aynı düzen içinde okuluna gitmektedir. Bu ev yaşamında da düzen sağlar.  Arkadaşlık ve arkadaşlarıyla paylaştıkları önemli olmaya başlamıştır.</p>
<p><strong>Anne-babası</strong> dışında öğretmeni ve okuldaki arkadaşları hayatında önemli olmaya başlarlar. Başka insanlarla ilişki kurmayı ve sürdürmeyi öğrenir. Evde ortaya çıkan sorunlarda sorun çözmek zorunda kalmayabilir ancak yuvada örneğin oyuncağını paylaşması gerektiğinde uygun yöntemle yaklaşamazsa hayal kırıklığı yaşayabilir ve bu yolla zaman içinde problem çözmeyi öğrenir. Kabul görmek, kabul etmek gibi sosyal kavramlar gelişmeye ve önem kazanmaya başlar. Yaşayarak, deneyerek öğrenme fırsatı elde eder.</p>
<p>Her tür bilgi grupla etkileşim halinde öğretilmektedir ve mümkün olduğunca çocukların bir çok duyusuna hitap edebilecek bir öğretim planı uygulanır. Bu nedenle çocuğa evde öğretilen sistemsiz ve düz bir bilgiye oranla çok daha kalıcı ve muhakemeye olanak veren zengin bir öğrenme ortamı sağlanmaktadır.</p>
<p>Tüm bu bilgi ve deneyimin <strong>6 yaşından önce kazanılmasının</strong> asıl önemi çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi için bu yılların çok önemli yıllar oluşudur. Bu dönemde edinilen bilgiler hem çok kolay öğrenilmekte hem kalıcı olmakta ve öğrenme alışkanlığı geliştirmek açısından önem taşımaktadır. Anaokuluna giden çocukların gitmeyenlere oranlar ilkokulda çok daha uyumlu ve başarılı oldukları bilinmektedir. Ayrıca sosyal uyum ve arkadaşlık geliştirme becerileri açısından okul oncesi eğitim almış olan çocuklar çok daha şanslı olmaktadırlar.</p>
<p>Okul öncesi eğitimin başka bir önemi de çocukların gelişimlerinin takip edilmesidir. Çünkü anne-babalar çocuklarının gelişim alanlarını dikkatle takip edebilecek bilgi ve beceriye sahip olmayabilirler. Ayrıca her çocuk gelişiminin bazı alanlarında sorunlar yaşayabilir, ileriki yaşlarda yaşaması olası bazı problemlere ait ipuçları verebilir.</p>
<p>Bu belirtileri fark etmenin ve en uygun müdahalenin ne olduğuna karar vermenin en iyi yolu <strong>çocuğun</strong> anaokulu gibi yapılandırılmış bir ortamda düzenli şekilde takip edilmesidir.</p>
<p><strong>Anaokuluna başlayan çocuklara aileler nasıl davranmalıdır?<br />
</strong>Anaokuluna başlama hem aile için hem de çocuk için çok önemli bir ilk adımdır. Aileler bir çok kaygı yaşamaktırlar. Özellikle de anneye fazla bağımlı olan ve evde kural öğretilmemiş, sorumluluk verilmemiş olan çocuklar için anne-babalar daha fazla kaygı duymaktadırlar. Çünkü genellikle bu çocuklar daha fazla uyum problemi yaşamaktadırlar. Çocuklar becerileri gelişmeye başladığı dönemden itibaren kendi ihtiyaçlarını karşılamaları için teşvik edilmelidirler. Ayrıca, yemek, uyku, temizlik vb gibi konularda kurallar öğretilmelidir.</p>
<p>Çocuk 2 yaşından itibaren yavaş yavaş nerede nasıl davranması gerektiği konusunda bilgilendirilmelidir. İstenen davranışlarla istenmeyen davranışların farkını öğrenmeye başlamalıdır. Burada tutarlılık önemlidir. İstenen davranışı karşısında her zaman olumlu bir ilgi alması çocuğu bu şekilde davranmaya isteklendirecektir. İsteklerinin makul ölçülerde karşılanması, bazı isteklerinin karşılanamayacağını bilmesi gerekmektedir. Aksi halde anne-babanın her talebi karşılayan tavrını çocuk girdiği her ortamda bekleyecek ve sonunda hayal kırıklığına uğrayarak yuvaya gitmek istemeyecektir. </p>
<p>Öncesinde kural ve sınır öğretilen, sabretmeyi ve beklemeyi öğrenen ve anne ile bağımlılık ilişkisi yerine bağımsızlık özelliğini kazanan bir çocuk yuvaya başlamak konusunda pek bir sorun yaşamayacaktır.</p>
<p>Anne-babanın çocuğun gideceği yuvayı çocuk olmadan seçmeleri ve karar verdikten sonra çocuğu götürmeleri uygundur. Çünkü seçme kararı çocuğa verildiğinde bizim için önemli olmayan kriterler çocuklar için önemli olabilir ve belki de pek uygun olmayan bir yuvayı çocuğumuz istediği için seçmek zorunluluğu oluşabilir. Biz de bunun etkisinde kalabiliriz.</p>
<p>Çocuk için uygun yuvaya karar verdiğimizde çocuğa bundan sonra oyun oynayabileceği, arkadaş edineceği ve yeni bilgiler edineceği bir okula gideceği söylenmelidir ve bir gün sadece ziyarete gidilmelidir. Ziyaret saatinin çocukların eğlenceli bir aktivite saati olması yararlı olabilir. Tüm yuvayı gezdikten ve kendi öğretmenini tanıştırdıktan sonra yuva yetkilisi çocuğa yuva hakkında bilgiler verebilir. İlk gün fazla kalınmadan dönülmelidir. Özellikle 3 yaşındaki çocuklar için çocuk istekli de ilk hafta günde 1-2 saatten fazla yuvada kalmaması uygun olmaktadır. İkinci hafta 3-4 saate çıkarılabilir. Mümkün ise dönem boyunca, değilse hiç değilse 2 ay boyunca çocuğun yarım gün yuvaya devamı daha uygun olmaktadır. Çünkü 3 yaş grubu çocuklar için tüm gün program psikolojik olgunlaşmalarının yetersizliği nedeniyle fazla yoğun gelebilmektedir.</p>
<p>Yeni başladığı dönemde çocuğa fazla soru sormak, yuvayı fazla övmek, ne yediğiyle fazla ilgilenmek, sık sık yuvaya gidip bakmak çocuğun uyumunu bozabilmektedir. Çocukla ilgili bilgileri çocuğunuz yanınızda değilken yuva yetkilisinden almalısınız. Çocuğu sorularla bunaltmak yerine kendi anlattığı bir şey olursa onu dinleyip, ne kadar takdir ettiğinizi ve okula başladığı için onunla ne kadar gurur duyduğunuzu belirtebilirsiniz.<br />
Her şey yolunda gidiyor görünürken bile bir gün birden bire çocuğunuz yuvaya artık gitmek istemediğin belirtebilir. Paniğe kapılmadan sıkıntısının ne olduğun anlamaya çalışmalısınız. Çünkü çocukların yuvaya gitmek istememeleri genellikle yuva ile ilgili bir sorun olmamaktadır. Bazen yeni bir kardeşin geliyor olması, bazen anne ile ilgili sıkıntılar, bazen evde olan bir huzursuzluk gibi bir çok neden çocuğun yuvaya gitmek istemediğin belirtmesine neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Anaokuluna gitmekten korkma, ağlama, hatta sabahları mide bulantısı hissetme gibi davranışlar normal mi? Anne-babalar bu gibi davranışlar karşısından nasıl bir tutum içine girmeliler?<br />
</strong>3 yaşını doldurmuş bir çocuğun yuvaya gidebilmek için gerekli psikolojik olgunluğa sahip olması beklenmektedir. Ancak bazı çocuklar annelerinde ayrışmakta güçlükler yaşayabilmekte ve bu nedenle de yuvaya gitmeye aşırı direnç gösterebilmektedirler. Hatta bu direç aşırı ağlama, kusma gibi uç sonuçlara neden olabilmektedir.</p>
<p>Tepkilerin bu derece aşırı olması çocuğun başka ciddi sıkıntılar yaşadığının bir göstergesidir ve ancak profesyonel bir bir yardım alınması koşuluyla bu problemin üstesinden gelinebilir. Bu durumda yuvadaki uzmanlar ile klinik ortamda çalışan uzmanın işbirliği ile bu problem çözülebilmektedir. Ailenin bu konuda eğitilmesi ve çocuğun psikolojik olgunlaşmasının desteklenerek aile ile işbirliğinin sağlanması gerekmektedir.</p>
<p>Böyle bir erteleme genellikle çözüm olmamaktadır ve bu çocuklar ilkokula başladıklarında da benzer belirtiler göstermektedirler. Problem ne kadar erken çözülürse o kadar kolay olmakta ve çocuk bu durumun olumsuz etkilerine daha az maruz kalmaktadır.</p>
<p><strong>Okulöncesi eğitimde anaokulundaki eğitmenler ne gibi vasıflara sahip olmalıdır?<br />
</strong>Anaokulunda çalışan öğretmen, yönetici ve çocuklarla teması olan her türlü personelin pedagojik bir eğitimden geçmiş olması önemlidir. Çünkü çocuklar için yuva içinde gördüğü ve temas ettiği herkes ve her şey okulu temsil etmektedir. Benzer bir dilin kullanılması, ses tonunun çocukları rahatsız edecek şekilde kullanılmaması, güler yüzlü olunması, mümkün olduğunca bakımlı ve temiz bir görünümde olunması çocuklar için önem taşımaktadır. Özellikle öğretmenlerin çocukların duygularını anlamak konusunda yetenekli olmaları, empatik olmaları, problem çözme yeteneğine sahip olmaları, oyuna, dramatizasyona yatkın olmaları, kendi duygularını iyi ifade edebilmeleri, düzgün bir diksiyona sahip olmaları önemlidir. Ayrıca sürekli çocuklarla bir arada olmak en az çocuklar kadar oyunu ve oyuncağı sevmeyi gerektirir. Sadece psikoloji veya pedagoji eğitimi almış olmak anaokulu öğretmeni olmak için yeterli olmamaktadır. Anaokulu öğretmeni olacak kişinin, kişiliğinin de çocuklar gibi çoşkulu ve eğlenceli olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Her çocuk mutlaka anaokuluna gitmeli midir? Eğer gidemiyorsa anne-baba neler yapmalıdır?</strong><br />
3 yaşından itibaren her çocuğun anaokuluna gitmesi önerilmektedir. Ülkemizde bir çok devlet okulunun anasınıfı mevcuttur ve her geçen gün de yaygınlaşmaktadır. Ancak çevresinde anaokulu bulunmayan ailelerin okul öncesi döneme ait çocuk yayınlarını takip etmelerinde yarar vardır. Anaokulları için üretilen ünite dergileri veya kavram öğreten ve bir çok beceriyi geliştiren bir çok yayın mevcuttur. Bunları takip edip günlük bir program dahilinde çocukların masa başında çalışmaya alıştırılmaları, el becerilerinin geliştirilmesi ve mümkün olduğunca yaşıtlarıyla bir arada oyun oynama olanağı sağlanması gerekmektedir.</p>
<p>Okumak, öğrenmek, çalışmak konusunda anne-babanın çocuğa örnek olması ve çocukta öğrenme isteği uyandırması önemlidir. Ülkemizde bir çok çocuk eline kalemi ilkokula başladığı gün almaktadır. Çocukların öğrenebilmeleri ve beceri geliştirebilmeleri için onlara fırsat verilmesi, teşvik edilmesi ve örnek olunmasının önemi unutulmamalıdır. Çocukların çok küçük yaşlarından itibaren onların becerilerini geliştirecek oyun malzemelerinin alınması-sağlanması önemlidir.</p>
<p>Anne-babaların çocukların gelişim dönemlerindeki zihinsel ihtiyaçları konusunda bilgilenmeleri ve bu konuda bol bol okumaları gerekmektedir. Ancak bu yolla çocukları için en uygun oyun malzemesini bulabilirler ve onları kendi ilgileri ve becerileri doğrultusunda eğitebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/okul-oncesi-egitimine-nezaman-baslanmali/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarınız için kitap seçerken</title>
		<link>http://kurtlu.com/cocuklariniz-icin-kitap-secerken</link>
		<comments>http://kurtlu.com/cocuklariniz-icin-kitap-secerken#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 18:54:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara kitap alırken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kurtlu.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız, onu küçük yaşlardan itibaren kitaplarla tanıştırmalısınız. Ancak doğru kitap seçimi bu noktada çok önemli. Daha bebekliklerinden itibaren çocuklar kitaplara ilgi duyarlar. İlk başta renklerin cezbettiği kitaplara bakıp, onları dişlemekte kullanırken, zamanla ilgileri bunun ötesine geçer. Onların kitaplarla ilgilenmesi ve kitaplarla bir bağ kurabilmeleri, sizin yaklaşımına da bağlıdır. Bu noktada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarınıza kitap okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız, onu küçük yaşlardan itibaren kitaplarla tanıştırmalısınız. Ancak doğru kitap seçimi bu noktada çok önemli.</p>
<p>Daha bebekliklerinden itibaren çocuklar kitaplara ilgi duyarlar. İlk başta renklerin cezbettiği kitaplara bakıp, onları dişlemekte kullanırken, zamanla ilgileri bunun ötesine geçer. Onların kitaplarla ilgilenmesi ve kitaplarla bir bağ kurabilmeleri, sizin yaklaşımına da bağlıdır. Bu noktada en önemli şeyse, kitap seçimidir.</p>
<p><strong><span style="color: #cf0060;">Yaşa göre kitap</span></strong><br />
Çocuklar için kitap seçimi yaparken mutlaka çocuğunuzun gelişim düzeyine uygun kitaplar seçmeye çalışın. Çocuk kitapları kendi içinde seviyelere ayrılır ve her seviye farklı yaş grubundaki çocuklara hitap eder. Eğer kitabın seviyesini anlamıyorsanız bu konu hakkında satış elemanından bilgi almaya çalışın, aksi takdirde aldığınız kitap çocuğunuzun gelişim seviyesine uygun olmadığı için onun ilgisini çekmeyebilir.</p>
<p>Çok küçük çocuklar için aldığınız kitapların kalın materyallerden (kalın karton, tahta, plastik&#8230;) yapılmış olmasına özen gösterin. Çünkü bu yaşlarda çocuklar kitapları tanımak için ısırma, emme, yalama gibi davranışlar gösterirler. İnce kağıttan yapılmış kitaplar, bu davranışların sonunda yırtılır, kopar, erir ve çocuğun kağıt parçalarını yutmasına sebep olur.Böyle bir tehlikeyi önlemek için kitap malzemesinin seçimini iyi bir şekilde yapmanız gereklidir.</p>
<p><strong><span style="color: #cf0060;">Kitabın diline dikkat</span></strong><br />
Çocuk kitaplarının en önemli sorumluluklarından biri dilin en iyi şekilde kitaplarda kullanılmasıdır. Çünkü çocuklar kitaplarla olan ilk deneyimlerini yaşarken onlardan birçok şey öğrenirler. Çocuklar için seçilmiş kitaplarda kesinlikle kelimelerin yanlış kullanımları, anlatım bozuklukları ve argo sözcükler bulunmamalı, aksine söylenmesi kolay ve anlaşılır kelimelerle yazılmış metinler bulunmalıdır.</p>
<p>Çocukların gelişim seviyelerine göre de dili kullanma yetenekleri değişmektedir. Küçük yaşlardaki çocuklar ses oyunları ile hazırlanmış metinleri dinlemeyi severler, bu nedenle onlara aldığınız kitaplarda tekerlemeler, maniler, kafiyeli anlatımlar bulunmasına özen gösterin. Daha büyük çocuklar için zengin kelime haznesine sahip kitapları almaya çalışın, bu yaşlardaki çocukların dil gelişimini desteklemek için onlara yeni kelimeler ve sesler öğretmek gereklidir.</p>
<p><strong><span style="color: #cf0060;">Resimler çok önemli</span></strong><br />
Çocuklarınıza kitap seçerken dikkat etmeniz özelliklerin en önemlilerinden biri kitabın bol resimli olması. Çünkü çocuklar okuma-yazma bilmedikleri için kitaba olan ilgileri sadece resimlerle sınırlıdır. Resimlerin anlaşılır olması ve ilgi çekici öğeler taşıması (renklerin parlaklılığı, karakterlerin sevimliliği&#8230;) çocukların o kitaplarla ilgilenmelerini sağlıyor.</p>
<p><strong><span style="color: #cf0060;">Şiddet unsuru içermemeli</span></strong><br />
Ne yazık ki çocuklar her geçen gün farklı şiddet unsurlarının etkisine maruz kalıyorlar. Çocukların maruz kaldıkları şiddet seviyesini en aza indirmek hatta sıfırlamak biz yetişkinlere düşen bir görev. Kitap seçimi yaparken de bu konuyu düşünmenizi ve şiddet kriterine kitap seçimi yaparken dikkat etmeniz gerektiğini lütfen unutmayın.Çocuğunuza aldığınız kitaplarda bulunan resimlerin şiddet unsuru içermediğine emin olun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kurtlu.com/cocuklariniz-icin-kitap-secerken/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

