10 adımda kilo ver zayıfla

Kilo problemlerinin kabus gibi üzerimize çöktüğü günümüzde, kilo vermek ve formunuzu korumak için diyet ve egzersiz yapmanın yanı sıra, size yardım edecek bazı başka ipuçları da var. İşte bazıları…

Formda kalmak istiyorsanız, aşağıdaki önerilere bir göz atın: 

1. Hafif egzersizlerle daha çok kilo verebileceğinize dair teorileri unutun.
Kilo vermek ve egzersiz ilişkisi üzerine kurulu teorilerden biri de daha çok yağ yakmak için, daha düşük yoğunlukta egzersiz yapmak gerektiği üzerine. Her ne kadar bu konuda yazılıp söylenmiş pek çok şey olsa da, bunun bir mitten öreye gitmediği kesinlik kazanmış durumda. Kalori yakmaya çalışırken, elinizden geldiğince yoğun ve uzun süreli çalışmaya bakın. Tabii, herhangi bir incinmeye sebep olmayacak ve kendinizi tüketmeyecek şekilde. Eğer çok yoğun egzersizler yapamıyorsanız, o zaman egzersize ayırdığınız zamanı uzatın. 

2. Karma antrenman yapın. 
Uyguladığınız egzersiz programına çeşitlilik, yoğunluk kazandırmak ve fazladan yağ yakmak için, uyguladığınız kardiyovasküler antrenmana daha ağır çalışmaları ilave edin ve değişmeli olarak çalışın. Örneğin; yürüyüş yaparken, 30 saniye ila 2 dakika için yürüyüş hızınızı maksimuma çıkarın ve daha sonra normal hızınıza dönün. Bunu kondisyon bisikleti gibi bazı salon aletlerinde de kolaylıkla yapabilirsiniz. 

3. Circuit training’i deneyin. 
Circuit training’den kasıt şu: Çalışmanız sırasında bir egzersizden diğer farklı bir egzersize, mümkün olan en kısa zamanda geçerek, en kısa zamanda en yoğun antrenmanı uygulamak. Burada amaç tüm vücudu çalıştırmak. Böylece vücudunuzun bir bölgesi çalışırken, diğeri dinleniyor. Daha da yoğun bir çalışma yapmak istiyorsanız, her 2-3 ağırlık çalışmasından sonra, araya 3 dakikalık aerobik egzersizi (ip atlamak gibi) serpiştirebilirsiniz. 

4.Ağırlık kaldırın.
Ağırlık kaldırınca, kas yığını olacağınız korkusundan kurtulun; çünkü ağırlık çalışmak denince kafanızda beliren bol kaslı görüntüye ulaşmak aslında sandığınızdan çok daha zor. Ağırlık kaldırmak, vücudu sıkılaştırmanın ve inceltmenin dışında, yağ yakımını da hızlandırır. Az ağırlıkla çok tekrar yapmak sizin için ideal olabilir. 

5. Margarini hayatınızdan çıkarın. 
Tereyağa alternatif olarak piyasaya sürülen margarinler herhalde besin endüstrisinin bugüne kadar yaptığı en büyük hatalardan. Çünkü margarin, trans yağ asidi içeriyor ve günümüzde bu yağ tipi, en sakıncalı yağ tiplerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu yağ tipi aynı zamanda kraker, patates kızartması, cips gibi besinlerde de bulunuyor. 

6. Medyaya güvenmeyin.
Medya vasıtasıyla duyduğunuz her öneriye hemen inanmayın.

7.Yumurta yiyin.
Araştırmalar, diyet kolesterolünün, serum kolesterol üzerinde önemsiz bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, ambalaj üzerinde ürünün kolesterol içermediğine dair bulunan ibarelerden, hemen o ürünün sağlıklı olduğunu düşünmeyin. Ayrıca yumurtanın sarısında, lesitin dahil pek çok besleyici madde bulunuyor. 

8. Şişmanlık fobisine kapılmayın.
Diyet endüstrisinin mantrası haline gelen yağsız yeme tutkusu tamamıyle sağlıksız. Üstelik bir noktadan sonra bu şekilde kilo vermeniz mümkün bile değil. Vücut, yağ olmadan, E vitamini gibi değerli bazı vitaminleri özümseyemez. Zeytin, zeytinyağı, badem, fındık ve avokadoda bulunan tekli doymamış yağların pek çok yararı vardır. 

9. Mağara adamı gibi beslenin.
Paleolitik beslenme tarzı genellikle balık, sebze, meyve ve tohumlara dayalıydı. Tarım dönemi öncesi beslenme ise daha çok karbonhidrat içeren besinlere dayanıyordu; şeker,un, pilav ve makarna gibi. Sağlıklı beslenme için köklere dönmeyi deneyin ve işlenmiş besinlerden mümkün olduğunca uzak durun. 

10. Kendinizi daha çok sevin.
Eğer kendinizi iyi hissetmek için kilo vermeyi bekliyorsanız, zor günler sizi bekliyor demektir. Amacınıza ulaşmak için çaba gösterin; ama bu amaca ulaşmak için geçirdiğiniz zamanı da sizi en mutlu edecek şekilde değerlendirin. Kendinizi kabullenmeniz ve mutluluk, giydiğiniz bedene bağımlı değil. Yani kilo vermekle birden her şey harika olmayacak.

Aç kalmak şişmanlatıyor

Artık hepimiz diyetten ve zayıflamaktan bahseder hale geldik, ama çoğumuzun diyetten anladığı aç kalmak. Oysa diyet aç kalmak olmadığı gibi, tersine bir durum da söz konusu. Yani aç kalmak şişmanlamaya sebep oluyor.  

‘Diyet’ kelimesi hepimizin ağzında ama kelimeye dair yanlış bir anlayış söz konusu: Diyetten, bahsedildiğinde, akla ilk gelenler az yemek ya da yememek gibi eylemler. Oysa diyetten kasıt sağlıklı bir beslenme şekli. İster şişman, ister şeker ya da kalp hastası, ister çocuk olun; diyetten kasıt sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarının kazanılmasıdır. Kişinin enerji ihtiyacının yüzde 55′i karbonhidratlardan, yüzde 15′i proteinlerden, yüzde 25-30′u da yağlardan gelmelidir. Bu dengeyi sağladığınız zaman, beslenme tedavisini halledebilirsiniz. Dolayısıyla, zayıflama diyetleri de bundan ayrı düşünülemez.

Günümüzde dış görünüm neredeyse her şeyden önemli hale geldiği için; bu türden estetik kaygılar da, sağlıklı beslenme işini bir pazar haline getirdi. Oysa zayıflamak isteyen herkes aslında tıbbi anlamda şişman değil. Bu nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin, öncelikle şişman olup olmadığının tespit edilmesi gerekiyor. Bunun için de ‘Beden-Kütle Endeksi’ denilen bir ölçümden yararlanılır. Ölçüm aralıklarına göre şişmanlık tanısı konur. Böylece ideal kilonun ne olması gerektiği belirlenir. Eğer kişi şişmansa, güvenilir bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Şişmanlık, tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Tedavi de diyetisyen, hekim ve hatta psikologların ortak çalışmasını gerektirir.

Öğün disiplinine uyulmalı
Zayıflamak isteyen herkes, bu işi en kolay, zahmetsiz ve en kısa zamanda halletmek ister. Oysa alınan kilolar bir haftada alınmadığı gibi bir haftada da verilemez. Aç kalmak, şişmanlamanın bir başka yoludur; çünkü bedenimiz açlığa göre değil, sık aralıklarla beslenmeye göre programlanmıştır. Bunun için de öğün disiplinine çok iyi uymak gerekiyor. Yemeklerimizi aralıklı olarak yediğimizde, beden aç kalma tehdidi içinde olduğunu düşünüyor. Böylece yenilen tüm yiyecekleri depolayıp, kıtlık dönemlerinde kullanmak üzere yağa dönüştürüyor. Bunu yaparken de metabolizmayı yavaşlatıyor. Dolayısıyla tek öğünle beslenmek ve öğün atlamak şişmanlığın nedenlerindendir.

Tek öğün beslenmenin bir adım ötesi ise bulumia, ya da anoreksia nervoza hastalıklarıdır. Bunlar zayıflama takıntısıyla yememe, yediklerini kusma gibi davranışlarla ilerleyip, ölümle sonuçlanabilen ciddi hastalıklar. Bu hastalığa sahip kişiler, zayıflama takıntıları nedeniyle, kendilerini olduklarından şişman görme eğilimine ve hep daha fazla zayıflama arzusuna sahip oluyorlar.

Su içmemek büyük hata
Yapılan en büyük hatalardan biri de su içmemek. Vücudumuzun yüzde 60′ı su. Bunun için mutlaka yeterince su almamız gerekiyor. Su aynı zamanda metabolizmayı hızlandırıyor ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı oluyor.

Çok düşük kalorili diyetlerle, tek besinle beslenmede, gerçekten yağ dokusunun kaybetmek mümkün değildir. Kısa zamanda kilo verdiğinizde, yağ değil, kas ve su kaybı yaşarsınız. Ayrıca bu beslenme şeklini bırakıp, eski beslenme şeklinize döndüğünüz anda, tekrardan kilo almaya da başlarsınız. Üstelik bu kilo alış çok da hızlı olur. Bu tür kilo alıp vermeler metabolizmayı da değiştirip, yavaşlamasına sebep olur. Zayıflamada asıl hedef, beslenme alışkanlıklarımızı değiştirerek bunu hayat biçimine dönüştürmek ve sürekli kılmaktır.

Egzersiz olmadan zayıflamak hayal
İncelmek için türlü çareler öneriliyor. Bunlar arasında yeşil çay içmekten, sıkılaştırıcı kremler sürmeye, keten tohumu yemekten elma sirkesi içmeye kadar pek çok kanıtlanmamış öneri var. Oysa dengeli beslenmeye başlayıp, bununla birlikte egzersiz uyguladığınızda, hem zayıflamanız kesinleşir, hem de kalıcı olur. Egzersizi hayatınıza çeşitli şekillerde katabilirsiniz. Asansör yerine merdivenleri kullanıp, otobüsten bir durak önce inebilir, arabayla gittiğiniz yakın yerlere yürümeyi deneyebilirsiniz. Yeni bir şeyler denemek adına yoga gibi spor dallarına başlayabilir, ya da bir spor salonuna kaydolabilirsiniz. Önemli olansa bunları hayatınızın bir parçası haline getirerek düzenli uygulamaktır.