Astım hastaları için keçiboynuzu unundan bisküvi

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, keçiboynuzu meyvesi ve tohumunun, içerdiği biyoaktif bileşikler nedeniyle ilaç ve gıda alanında büyük kullanım potansiyeline sahip olduğunu belirtti.

PAÜ’den Prof. Dr. Vural Küçükatay, Doç. Dr. Emine Nur Herken, Ahmet Ermiş ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden Prof. Dr. Mehmet Güven Görk ile “Türkiye’de Yetişen Keçiboynuzu Meyvesinden Biyoaktif Madde Elde Edilmesi ve Ekstraktın Bileşim, Fonksiyon ve Veriminin Ekolojik Şartlara Bağlı Olarak Tanımlanması Projesi”ni hazırladıklarını aktaran Çelik, proje çalışmalarının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının da desteğiyle sürdüğünü kaydetti.

Türkiye’de üç formu bulunan keçiboynuzundaki biyoaktif maddelerin özellikle kanser, alzaymır, diyabet, astım başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde önemli etkileri olduğunu ifade eden Çelik, şunları söyledi:

“Bilimsel adı ‘ceratonia siliqua’ olan keçiboynuzu, önemli ekonomik bitkilerdendir. Maalesef günümüze kadar yeterince değerlendirilememiştir. Genellikle yöre halkı tarafından toplanmakta ve hayvanları beslemede kullanılmaktadır. Meyvesi, etli olan kısmı da çekirdeği de önemli olan bir türdür. Çekirdeğinden 18 farklı etken madde elde edilmekte, içerisinde en önemli olan kimyasal bileşenler teofilin ve pinitoldür. Teofilin, özellikle astım hastalarının kullandığı ilaçların ana etken maddesidir.”

 “Yakında raflarda yerini alacak”

Farmakolojide şeker hastalığı, astım ve solunum yolu enfeksiyonları tedavisinde kullanılan ilaçların etken maddesi pinitol ve teofilin keçiboynuzunda hangi miktarda bulunduğunu tespit etmeyi ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamayı düşündüklerini belirten Çelik, “Biz bu bitkiden elde ettiğimiz unla astım hastaları için bisküvi imal ettik. Özellikle bu bölümdeki çalışmaları üniversitemizin Gıda Mühendisliğinde Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Emine Nur Herken bisküviye dönüştürmekte. İleride ayrıcalıklı ürün olarak bu bitki raflarımızı süsleyecek. Bu ürünün solunum problemi olan kişilere önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ayrıca yapılacak testlerle diyabetik hastalar için de gıda ürünü olabilir” diye konuştu.

“Farmakolojik çalışmalara da yol gösterecek”

“İlaç için birçok aşamadan, çeşitli fazlardan geçmesi gerekir” diyen PAÜ Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Nur Herken, bunların farmakolojik çalışmalar açısından yol gösterici olacağını söyledi.

(AA)

Etiketler: , , , , , ,

“Kalp hastaları, kırmızı eti kontrollü tüketmeli”

Kamu Hastaneleri Birliği Çekmece Bölgesi Genel Sekreteri Prof. Dr. İhsan Bakır, kalp ve damar hastalarının az tuzlu ve az yağlı veya eti haşlama olarak ve az miktarda tüketmelerinde sakınca olmadığını belirtti.

Bakır, Kurban Bayramı’nda kalp hastalarının et tüketimine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, koroner kalp hastalığı veya genetik yatkınlığı olan kişilerin, kırmızı eti kontrollü tüketmeleri gerektiğine işaret etti.

Yağlı ette doymuş yağların fazla miktarda bulunduğuna değinen Bakır, alınan yüksek miktarda etin, ilaveten tuzlu olarak tüketilmesinin kalp damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyonu olan kişilerde sorun oluşturduğuna dikkat çekti.

Bakır, koroner kalp hastalığı olan diyabetik ya da hipertansif hastaların bayramda “miktar olarak az” ve “özellikle yağsız” etleri tercih etmesinin, sağlık açısından daha faydalı olacağını vurguladı.

Özellikle, yüksek tansiyon, kalp damar hastalarının, tuzlu ve yağlı kavurma ürünlerinden uzak durmasını tavsiye eden Bakır, şu bilgileri verdi:

AZ MİKTARDA TÜKETİLMELİDİR

“Tuz ve iç yağın aşırı tüketilmesi artan tansiyon atakları, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi şikayetlerle ağır ve sıkıntılı hastalık tabloları ile hastanelere başvuruları artıracaktır. Kurban bayramlarında, sakatat denilen, kurbanın, karaciğeri, dalağı, böbreği ve mumbarları yoğun kolesterol içeriği nedeniyle kalp hastalarına yedirilmemelidir. Ancak kalp ve damar hastalarının az tuzlu ve az yağlı veya eti haşlama olarak ve az miktarda tüketmelerinde bir sakınca yoktur. Kavurma yenecekse de az yağlı ve az tuzlu olmasına dikkat edilmelidir. Ateşe direkt maruz kalmış, yanmış, katranlaşmış ette kanser riski vardır. Bu bakımdan eti pişirirken dikkat etmeliyiz. Et tüketirken, yeşillik, taze salata gibi antioksiden besinlerin, etin olası zararlarını önleyebileceği unutulmamalıdır.”

Kamu Hastaneleri Birliği Çekmece Bölgesi Genel Sekreteri Prof. Dr. İhsan Bakır, kalp hastalarının ölçülü olmak kaydıyla bayramda pişirilen etten rahatlıkla tüketebileceğini belirterek, şunları kaydetti:

“Balon stent yaptığımız hastalar taburcu olduktan sonra çok yağlı ve çok yoğun olmamak kaydıyla et tüketebilir. Kalp yetmezliği olan hastalarımız yine tuzlu olmamak kaydıyla kurban etinden tüketebilirler. Baypaslı hastalarımız da hastaneden çıktıktan sonra yine kurban etini rahatlıkla tüketebilir. Haşlama gibi daha tuzsuz tüketilmesi daha zararsız olabilir. Tansiyon hastaları da tuzsuz olmak kaydıyla kurban etinden rahatlıkla yiyebilir. Diyabet, kalp ve tansiyon hastalarının aşırı tatlı tüketimine dikkat etmesi gerekir. Bu hastalar, tatlı alımını en az düzeye indirmeli, hafif olan sütlü tatlıları tüketmelidirler. Kalp, tansiyon ve diyabet hastalarının, her dönem olduğu gibi bayram süresinde de ilaçlarını aksatmamaları, fiziksel egzersizlerine devam etmeleri gerekmektedir.”
 

Etiketler: , , , , , , ,
null
    null