İlaçta taban fiyat dönemi


Türk Eczacıları Birliği (TEB) Genel Sekreteri Harun Kızılay, bugünden itibaren yürürlüğe giren ilaçta taban fiyat uygulamasıyla SGK’nın, doktor ne yazarsa yazsın ‘ben ilacın en ucuzunu öderim, geri kalan parayı hasta öder’ diyeceğini ifade ederek, ”Bu uygulama tahmin ediyoruz 15 kalemle kalmayacaktır. Böylelikle hastalar cebinden çok daha fazla para ödemeye katlanmak durumunda kalacaktır” dedi.

Kızılay, yaptığı değerlendirmede, SGK’nın ilaçta taban fiyat uygulaması kapsamında mide ilaçları, antibiyotikler, tansiyon ilaçları gibi hastaların sıklıkla kullandığı ilaçların bulunduğunu söyledi.

Hastaların eczanelere geldiğinde muayene ücretinin yanı sıra katılım ücreti, ilaç katılım payı, reçete katılım payı ödediğine dikkati çeken Kızılay, ”Bir de eşdeğer fiyat farkı ödüyordu, üstüne eş değer fiyat farkının farkı diye yeni bir ödemeyi daha eklemiş oluyoruz. Böylece vatandaşın cebinden daha fazla miktarda para çıkmış oluyor” dedi.

Kızılay, şunları kaydetti:

”İlaçta taban fiyat uygulamasıyla SGK’nın uygulamış olduğu sistemde hekim bir ilacı yazdı, eğer bu ilacın eş değeri varsa, muadili varsa, normalde SGK bu ilacın en ucuzunun yüzde 10 pahalısına kadarki rakamı ödüyordu. Geri kalan doktorun yazdığı ilacı alması halinde aradaki farkı hasta, eşdeğer ilaç farkı adı altında ödüyordu cebinden. Fakat bu yüzde 10’luk farkı 15 kalem ilaçta SGK, 1 Ekim’den itibaren kaldırmış oluyor. Dolayısıyla doktor ne yazarsa yazsın ‘ben ilacın en ucuzunu öderim, geri kalan parayı hasta öder’ diyecek. Bunun anlamı şu; bugün itibariyle örneğin bir ilaçta 3 lira 30 kuruş fark ödeyecekse 4 lira 70 kuruş fark ödeyebilecek. Yani hastanın ödemiş olduğu fark ücretine yüzde 20-120 ile arasında bir zam bir artış geliyor”

YERLİ SANAYİCİ DE ECZACILAR DA OLUMSUZ ETKİLENECEK

Bu uygulamadan yerli sanayinin ve eczacıların da etkileneceğini belirten Kızılay, ”Eş değerler ilaçlar genellikle yerli üreticinin eş değer olarak ürettiği ilaçlar, dolayısıyla burada bir fiyat rekabeti aslında gizli olarak isteniyor” ifadesini kullandı.

Hastanın ödeyeceği fiyatın artması üzerine eczacı ile hasta arasında tartışmalar, sorunlar çıkabileceğine de dikkati çeken Kızılay, hastada, sanki bu fiyat değişikliğini “eczacı yaptı” gibi bir algı meydana geleceğini iddia etti.

Taban fiyat uygulamasını doğru bulmadıklarını, uygulamadan vazgeçilmesi gerektiği belirten Kızılay, konunun tarafları olan eczacılarla, hekimlerle, hasta temsilcisi ve derneklerle konuşulması gerektiğini kaydetti.

EŞ DEĞER KAVRAMI SULANDIRILMIŞ BİR VAZİYETTE

Kızılay, ”Sadece bütçe tuzağıyla biz bu işleri çözemeyiz. Bu uygulama tahmin ediyoruz 15 kalemle kalmayacaktır, bir müddet sonra SGK, ‘bütün eş değer olan ilaçların en ucuzunu ödeyeceğim’ diyecektir. Böylelikle hastalar cebinden çok daha fazla para ödemeye katlanmak durumunda kalacaktır” görüşüne yer verdi.

SGK’nın eş değer ilaç tanımını doğru bulunmadıklarını, bunun bilimsel olmadığını belirten Kızılay, eş değer ilaç içindeki etken maddesi aynı olan, aynı miktarda olan, kutu ambalaj adedi de aynı olan ve referansla aynı özellikleri gösteren ilaca kendilerinin bilimsel eş değer tanımı yaptıklarını kaydetti.

Kızılay ”Ama eş değer kavramı şu anda sulandırılmış vaziyette. SGK’nın parayı daha az nasıl öderim diye ayarlanmış bir eşdeğer tanımı. Buna hiçbir şekilde katılmıyoruz ve doğru da bulmuyoruz” dedi.

KRONİK HASTALIĞI OLANLARIN REÇETEYLE İLAÇ ALMASI

SGK Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklikle şeker, tansiyon gibi kronik hastalıkları olan vatandaşların mevcut raporlarıyla değil, reçete ile eczaneden ilaç almalarına dönük düzenlemeye ilişkin olarak da Kızılay, TEB ve eczacılar olarak rapor uygulamasına baştan beri karşı çıktıklarını söyledi.

Bunun hasta ile hekim arasındaki bağı koparan, hastanın kullanmış olduğu ilacın neticesinin hekim tarafından takip edilemediği bir aşama olduğunu düşündüklerini ifade eden Kızılay, şöyle devam etti:

”Onun için de biz devam reçetesi uygulamasının kaldırılmasını talep eden kurumuz, çünkü sizin bir kronik rahatsızlığınız var. Bu rahatsızlığınız nedeniyle doktor size bir defa ilaç yazıyor. Ondan sonra gidiyorsunuz, 6 ay ,1 yıl daha doktoru görmüyorsunuz, biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu hastanın kullandığı ilaç belki o hastanın tansiyonunu bir müddet sonra düşüremeyebilecek. Başka ilaçları değiştirmek, denemek gerekebilecek. Bu hem kamu kaynaklarının israf edilmesine yol açacak bir uygulama, hem de hastanın hekimi arada sırada görerek, ilacıyla ilgili ya da hastalığıyla ilgili düzenlemenin kontrol edilmesi uygulanmasını ortadan kaldıran bir uygulamaydı. Biz eczacılar hiç bir zaman hekim ile hasta arasındaki bağın koparılmasını istemiyoruz. Bu açıdan bakıldığında devam reçetesi uygulamasının kaldırılmasının uygun olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda SGK doğru yaptı, ama şu anda 1 Ekim taban fiyat uygulaması da yanlıştır.”

AA
 

Etiketler: , , , ,

Açık ameliyat dönemi sona eriyor

Antalya’nın Serik İlçesi’ne bağlı Belek Turizm Bölgesi’nde, Titanic Deluxe Hotel’de düzenlenen Türk-Alman Jinekoloji Kongresi’ne yerli ve yabancı çok sayıda uzman katıldı. Türk-Alman Jinekoloji Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, 30 Nisan-4 Mayıs arasında düzenlenen kongreye yoğun katılım olduğunu söyledi ve sunumlarla ilgili bilgi verdi.

Kongreye katılan NESA (Yeni Avrupa Cerrahi Akademisi) ve New European Surgical Academy Başkanı Prof. Dr. Michael Stark, gelecekte operasyonların karın açılarak değil vücudun doğal boşluklarından girilerek yapılacağını anlattı. NESA’nın Türkiye ve birçok Avrupa ülkelerinde eşzamanlı olarak başlattığı proje kapsamında örneğin miyom ameliyatları vajenden girilerek yapılabilirken, ağız boşluğundan girilerek tiroid operasyonları ya da yine vajen boşluğundan girilerek apandisit ve safra kesesi ameliyatları yapılmaya başlandığı belirtildi.

Dr. Wolfgang Holzgreve de her hamilelikte doğum defektleri, genetik veya diğer tıbbi problemlerin yüzde 3-5 oranında ortaya çıkma riski bulunduğunu, anneden alınan kan örneğinden elde edilen bebeğe ait DNA’nın artık analiz edilebildiğini ve bebeğin sağlığını etkileyebilecek sayısal kromozom anomalilerinin incelenebildiğini söyledi.

Kongrede ‘Kadınlar vajinal doğuma göre tasarlanmıştır, sezaryene göre değil’ konu başlığıyla Dr. Gerard H.A. Visser bilgilendirme yaptı. Açıklamada, sezaryenin doğumun doğal olmadığı durumlarda karın ve rahmin kesilerek bebeğin alındığı cerrahi bir işlem olduğu, Dünya Sağlık Örgütü raporlarında yıllar itibarıyla toplam doğumlar içinde sezaryen doğum oranının gittikçe arttığı ve birçok anne adayının sezaryenle doğumu risksiz gördüğü için tercih ettiği belirtildi.

Kaynak: DHA

Etiketler: , , , , ,
null
    null