Alzheimer hastalarına umut olabilecek tedavi

Bilim adamları, ultrasonun Alzheimer hastalarına umut olabileceğini ileri sürdü.

Avustralya’daki Queensland Üniversitesi’nden bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, ultrasonun Alzheimer’ı tetikleyen protein birikimini ortadan kaldırabileceğini gösterdi.

Jürgen Götz ve ekibi, laboratuvar ortamında farelerin damarına mikro kabarcıklar enjekte etti. Kabarcıklar sayesinde insan kulağının işitemeyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarının (ultrason), beynin koruyucu tabakasından geçmesi sağlandı.

Söz konusu yöntemi haftalar boyunca tekrarlayan bilim adamları, ultrasonun beyindeki hücreleri uyardığını ve hayvanların yüzde 75’inde beta amiloid proteinlerinin birikimiyle oluşan plakların beynin koruyucu tabakasına zarar vermeden ortadan kalktığını belirledi.

Yöntem sayesinde farelerin çoğunun hafızasının geri geldiği görüldü. Beynin enfeksiyonların yanı sıra ilaçlardan da koruyan özel bir tabakaya sahip olması, Alzheimer’ın tedavisini güçleştiriyor.

“Science Translational Medicine” dergisinde yayımlanan araştırma, hastalığın tedavisinde yeni yöntemlere ışık tutuyor.

İlk kez 1906 yılında Alman bilim adamı Alois Alzheimer tarafından tanımlanan ve 65 yaş üstü kişilerde beyin dokularında ağır hasara neden olan Alzheimer hastalığı için hala etkili bir teşhis ve tedavi yöntemi bulunmuyor. Dünyada yaklaşık 44 milyon Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor. 2050 yılına kadar bu sayının 135 milyona yükselmesi bekleniyor.

(AA)

.

Etiketler: , , , , ,

“Estetikte yaş sınırı düşüyor”

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Necmettin Kutlu, estetik operasyonlarda yaş sınırının düştüğünü söyledi.

Kutlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda Türkiye de dahil dünyanın birçok ülkesinde gençlerin estetik operasyonlara fazlaca yöneldiğini belirtti.

Estetik operasyonların sağlık açısından ya da kişinin isteğine göre yapıldığını aktaran Kutlu, “Özellikle burun ameliyatları için şimdiye kadar genelde kabul edilen yaş sınırı kızlarda 17, erkeklerde 18 iken son zamanlarda bunun 2 yaş geriye çekildiğini görmekteyiz” diye konuştu.

Kutlu, kişinin sağlığına zarar verecek estetik operasyonların yapılmaması gerektiğini vurguladı.

Bayanların estetikte, burun, kepçe kulak, dudak kalınlaştırma, yağ aldırma, yağ veya değişik dolgu maddelerinin enjeksiyonu, aknelerin yok edilmesi, karın gerdirme ve çarpık bacakların düzeltilmesi gibi isteklerde bulunduğunu ifade eden Kutlu, şöyle konuştu:

“Erkeklerde ise yine burun ön sırada olmak üzere, kepçe kulak düzeltilmesi, özellikle yağ aldırma ve jinekomasti dediğimiz memelerde aşırı büyüme ve kitle oluşumunun ortadan kaldırılması, akne izlerinin silinmesi ve karın germe sayılabilir. Estetik operasyonlarda yaş sınırı çeşitli faktörler nedeniyle gittikçe aşağıya düşüyor. Kızlar 15, erkekler ise 16 yaşında ameliyat edilebiliyor.”

Kutlu, bazı kızlarda göğüslerin kamburluk oluşturacak şekilde etki bırakması halinde estetik operasyon yapılmasının doğru bir karar olduğunu dile getirdi.

– Televizyon dizileri ve pop star kültürünün etkisi

Kutlu, yazılı ve görsel basın ile televizyon dizilerinin estetik ameliyatların gençler arasında yaygınlaşmasında etkili olduğunu söyledi.

Genç kızların estetik operasyonlarla gittikçe birbirine benzediğini belirten Kutlu, şunları anlattı:

“Her kanalda sayıları giderek artan diziler, pop star, türkü star veya benzeri yarışmalar ki bunlardan birisi de daha çok küçük yaş grubunu da içeriyordu, buralarda uygulanan makyaj, giysiler, takılar, mizansenler ve en önemlisi uyandırılan hayaller önemlidir. Bu arada çıkan renk dolu gençlik dergileri, fotoğraf teknikleri yine etkili olmuşlardır ancak bu arada etken olarak biz plastik cerrahlar, kendimize de pay çıkartacak olursak, geliştirilen yeni tekniklerimiz cerrahiyi daha uygun, kısa zamanlı emin ve güvenilir kılmıştır. Sonuçlarının da daha erken dönemde sorunsuz görülmesi ve bunların yine basına yansıması talep artışlarına önemli katkı getirmiştir.”

Kutlu, estetik operasyonlarda, cerrahi girişimin amacının, şekilsel bozukluk, fiziksel olgunluk düzeyi, ebeveynler ameliyatı ne kadar destekliyor gibi konularının göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.

(AA)

.

Etiketler: , , , ,

Obeziteyle mücadele için küresel çağrı

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), dünyada giderek artan obeziteyle mücadele amacıyla tüm ülkelere küresel çağrıda bulundu.

AA muhabirinin Örgütün Türkiye Ofisi’nden aldığı bilgiye göre, Örgütün Genel Direktörü Jose Graziano da Silva tarafından yapılan çağrı, obeziteyle mücadele için geçen yıl İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen 2’inci Uluslararası Beslenme Konferansı’nda alınan taahhütlerin hayata geçirilmesini amaçlıyor.

Çağrıda, dünya çapında obezitenin artışı ve ekonomik olarak getirdiği küresel yükün çarpıcı boyutlarına dikkat çekiliyor.

Çağrıya göre, küresel çapta sadece yüksek gelirli ve gelişmiş ülkelerin sorunu olmaktan çıkan obezite ve aşırı kilonun yaygınlığı düşük gelirli ülkelerde dahil tüm bölgelerde artış gösteriyor. Günümüzde ülkelerin yarıya yakını hem yetersiz beslenmeyle hem de aşırı kilo ve obeziteyle mücadele ediyor. Yetersiz beslenme ve obezite aynı topluluklarda, hatta aynı hanenin içinde bile birlikte yer alabiliyor.

Dünyada yaklaşık iki milyar insan aşırı kilolu

Çoğu yoksul ve orta gelirli ülkede gelir artışıyla birlikte yaşanan ekonomik ve sosyal dönüşümle birlikte, uygun fiyatlı işlenmiş gıdaların küresel ölçekte elverişli hale gelmesi insanların yaşam tarzlarında değişime yol açtı. Beslenme alışkanlıkları ve azalan fiziksel aktivite de bu değişimin bir parçası haline geldi.

Dünyada 2000’den 2013’e kadar hiçbir ülkede obezite verilerinde bir düşüş görülmedi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tahminlerine göre, 1.9 milyar insan aşırı kilolu, bunların üçte biri ise obez.

Obezitenin sosyal ve ekonomik bedelleri dengesiz beslenmenin getirdiği sonuçlarla birleşince toplumların altından kalkamayacağı yüke neden oluyor.

FAO’nun her yıl yayınladığı Gıda ve Tarımın Durumu Raporu’nun 2013 dönemine verilerine göre, aşırı kilo ve obeziteden kaynaklı sosyal yük, son 20 yıl da ikiye katlandı. Raporda yayınlanan tahminlere göre aşırı kilonun ve obezitenin başlıca nedeni olan bulaşıcı olmayan hastalıkların getirdiği toplam maliyet ise 2010’da 1.4 trilyon dolar.

ABD merkezli McKinsey Küresel Enstitüsünün kısa süre önce obezitenin küresel maliyetiyle ilgili yaptığı çalışmaya göre de kalp hastalığı riski, hipertansiyon, kriz, diyabet ve hayat kalitesini düşüren bazı kanser türlerinin faturası yılda 2 trilyon dolarla maliyet listesinin üst sıralarına kadar çıkabiliyor. Listenin başlarında 2.1 trilyonla sigara ve silahlı çatışmalar var.

Açlık, yetersiz beslenme, mikrobesin yetersizlikleri ve obezite gibi dengesiz beslenmenin tüm türleriyle mücadele etmek için beslenmenin sosyokültürel, ekonomik ve politik boyutlarına yoğunlaşmak gerekiyor.

Geçen yıl İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen 2’inci Uluslararası Beslenme Konferansı’na katılan ülkelerin temsilcileri, yetersiz beslenme, büyüme geriliği, aşırı zayıflık, mikrobesin yetersizlikleri, obezite ve bulaşıcı olmayan hastalıklara çözüm getirmek için ”Beslenme Üzerine Roma Deklarasyonu” ve ”Eylem Çerçevesi”ni kabul etmişti.
 

(AA)

.

Etiketler: , , , , ,
null
    null