Küçük oda dekorasyonu dizaynı
Tabii ki bunlar, bulunulan mekâna göre değişiklik gösteriyor, birinde işe yarayan bir teknik diğerinde belki de hiç işe yaramıyor. Her mekânda işe yarayacak püf noktalar…
Aynalar her zaman için küçük mekânların kurtarıcısıdır. Bu aynalar ne kadar büyük olursa vereceği derinlik de o kadar çok olur.
Küçük mekânlara boşuna fazla eşya sığdırmaya çalışmayın. Bu, çok büyük bir hata olur. Önce ihtiyacınızın ne olduğuna karar vermeli, sonra da kalan eşyalarınızı başka yerlerde değerlendirmeye çalışmalısınız.
Büyük ve hantal eşyalardan mümkün olduğunca uzak durun. Odanın her yerini eşyalarla doldurmayın, rahatça hareket edebileceğiniz boş yerler her zaman olsun.
Cam veya daha açık renkli mobilyaları, ahşap veya koyu renkli mobilyalara tercih edin.
Odaya ne kadar çok ışık girerse, oda o kadar ferah duracaktır. Pencerenin önünde fazla yer kaplayan, kalın ve koyu renk kumaşlardan olan perdelerden kaçının. İçeriye ışık girmesini engelleyecek, pencere önünü kapatacak eşyaları pencere önüne koymayın.
Odanın ışıklandırmasına büyük bir özen gösterin. Tavandan aydınlatmanın yanı sıra gündüz vakitlerinde kulanabileceğiniz ve göz almayacak, yerden aydınlatma sistemlerini de kullanabilirsiniz. Ayaklı bir lamba ya da abajurları size önerebiliriz. Unutmayın, önemli olan ışığın duvara yansıması.
Duvarlarda uçuk renklerden kaçınmanız yerinde bir karar olacaktır. Ayrıca duvarın rengi ne olursa olsun tavanın beyaza boyanmasına dikkat edin.
Mobilya konusunda tercihiniz her zaman açık ayaklılardan yana olsun. Örneğin yere kadar kapalı, kumaş kaplı sandalyeler yerine, ince ve uzun bacaklı sandalyeler mekânda daha açık ve ferah bir hava yaratır.
Prostat nedir nasıl olur tedavisi nelerdir
Prostat erkek üreme sisteminin bir parçasını oluşturan bir salgı bezidir. İdrar torbasının hemen altında idrar yolunu çepeçevre sarar ve asıl görevi orgazm sırasında meni sıvısını oluşturmaktır.
Prostat bezi yaşla birlikte büyümeye başlar ve altmış yaşın üzerindeki erkeklerin yaklaşık yarısında, idrar yolunda deformasyon ve daralmaya yol açar. Bu da idrar yapma sırasında değişik şikayetlere neden olmaktadır. İyi huylu prostat büyümesinin (BPH), idrar yapma alışkanlıkları, cinsel aktivite ya da beslenme ile bir ilişkisi yoktur.
Büyüme dışında prostattan kaynaklanan bir çok hastalık vardır. Bunların bir kısmı herhangi bir şikayete neden olmazken, bir kısmı ise prostat büyümesi ile benzer bulgulara yol açmaktadır.
Prostat büyümesi sonucunda idrar yolunda daralma meydana gelir.
Prostatın enfeksiyon hastalıkları çoğu kere ilaç ile tedavi edilebilmektedir. Prostat kanseri ise diğer tüm habis hastalıklarda olduğu gibi erken teşhis ve tedavi edilmesi gereken farklı bir hastalıktır. Bu nedenle 50 yaşın üzerindeki bütün erkeklerin, şikayeti olsun ya da olmasın bir üroloji uzmanına başvurarak gerekli tıbbi incelemeleri yaptırmaları şarttır.
BPH bir kanser değildir ve kansere dönüşmez, ancak kanserle birlikte bulunabilir.
Belirtileri Nelerdir?
Prostat büyümesinin (BPH) belirtileri, idrar yolunda tıkanma ve irritasyona bağlı olarak iki farklı grupta değerlendirilir:
Tıkanma Belirtileri:
· İdrara başlamada duraklama
· Akış hızında yavaşlama
· İdrar yaparken zorlanma
· İşeme zamanının uzaması
· İşeme sonrası rahatlayamama
· Hiç idrar yapamama
İrritasyon Belirtileri:
· Acil idrar yapma isteği
· Sık idrara çıkma
· Gece idrara kalkma
· İdrar kaçırma
Tıkanmanın oluşması ile birlikte mesane, daralan idrar yoluna rağmen akımı sağlamak için daha güçle kasılmaya başlar. Ancak bir süre sonra kasılma ve genişleme yeteneği azalır ve idrarın tamamını boşaltamaz hale gelir. Mesane içerisinde kalan idrar zamanla enfeksiyona ve hatta taş oluşumuna yol açar.
Tıkanma giderilmez ise, böbreklerden idrar akımını sağlayan kanallardaki bası sonucu böbreklerde de geçici veya kalıcı hasar oluşabilir.
Teşhis Nasıl Koyulur
Doktorunuzla yapacağınız ayrıntılı bir görüşmenin ardından böbrek fonksiyonları ve prostatınızın doku yapısı hakkında fikir edinmek amacı ile idrar ve kan analizleri yapılır.
Bu analizlerden birisi de kanda PSA (prostat spesifik antijen) düzeyinin ölçümüdür. PSA prostat kanseri tanısının konulmasında kullanılan yardımcı bir testtir ve 50 yaşın üzerindeki her erkekte bu test yapılmalıdır.
Rektal Muayene
Rektumdan (anüs) parmak yardımı ile muayene edilme yöntemidir. Bu muayene ile prostatın büyüklüğü, yapısı ve mevcut diğer hastalıkların varlığı anlaşılabilir.
Ürodinamik İnceleme
Ürodinami cihazı ile idrar akımı hızı ve bunun mesane basıncı ile ilişkisi, mesane kapasitesi, işeme sonrasında mesanede kalan idrar miktarı gibi birçok bilgi elektronik olarak kaydedilir. İşlem basit, kısa süreli ve güvenilirdir.
Rektal Ultrasonografi
Prostatın büyüklüğü, doku yapısı ve çevre organların durumu ile ilgili, yakın plandan objektif bulgu edinilmesini sağlayan bir yöntemdir. Parmakla muayene metodunda olduğu gibi yaklaşık bir parmak inceliğinde aletin, rektum içerisine konularak ses dalgaları ile görüntü alınması esasına dayanan bu yöntem, şüpheli durumlarda
Baba kız ilişkisi
Sağlıklı bir aile yapısında genellikle kız çocuklarının ilk aşkı babaları sayılır. Öyle ki, belli bir yaş döneminde “Ben babamla evleneceğim!” diye tutturan kız çocuklarıyla sıkça karşılaşmak mümkün. Bu aşkın etkileri bazı kız çocuklarında ileri devrelere de taşınabilir. Örneğin, bazı kadınlar eşlerinde hep babalarının özelliklerini bulmaya çalışır. Olumlu ya da olumsuz, hiç farketmez…
İlk aşk babayla başlar
Küçük kız çocukları babalarına hayranlık duyarlar. Öyle ki, en büyük arzuları babalarıyla evlenmektir. Babalar, kızlarının dünyasında önemli bir yere sahiptirler ve hatta onların ilk aşkları sayılırlar. Babalarının yerini başka bir erkek alana kadar, bu böyle devam eder. Kız çocuklarının hayata sağlıklı bir pencereden bakabilmeleri ve hem sosyal, hem de duygusal ilişkilerinde mutlu olabilmeleri için, babalarıyla sağlıklı bir ilişki geçirmiş olmaları önem taşır.
İdolleştirme babada başlar
Anneler, kızlar için bir örnek sayılırlar. Fakat babalarının yeri daha farklıdır. Kız çocuklarının babalarıyla kurdukları bağ çok güçlüdür. Babayla kız arasında asla anneyle olabileceği gibi, bir rekabet duygusu oluşmaz. İlişkileri bazen mesafeli olsa da, genellikle içten ve etkileyicidir. Babayla kız çocuğu, aşkın farklı bir çeşidini yaşarlar. Baba kız ilişkisnde, babanın çok özel veya mükemmel özelliklere sahip olması gerekmez. Onlar, kız çocukları için her halleriyle bir idoldürler.
Erkek dünyasına açılan ilk pencere
Baba kız ilişkisi sayesinde kız çocukları erkeklerin dünyasını tanırlar. Bu şekilde erkekler arasında nasıl saygı göreceklerini de öğrenebilirler. Babanın tepkileri, ailedeki roller ve günlük hayattaki davranışlar da burada çok etkili olur. Baba kız ilişkisinde, kız çocuğu sadece erkeklere karşı duyguları öğrenmez. Aynı zamanda eş seçimi konusunda da bir düşünceye sahip olurlar. Babanın kadınlara karşı feodal özellikte davranışlar sergilemesi, kızın da ilerde feodal yapılı erkeklara ilgi duymasına yol açabilir.
Özgüvenin ilk tohumları atılır
Babayla kızı arasındaki bu güzel iletişim, kız çocuğun özgüvenin gelişimini etkiler. Babayla birlikte sosyal etkinliklere katılmak, sinemaya - tiyatroya gitmek veya sohbet etmek kız çocuğunun özgüvenini destekler ve özsevgisini geliştirir.
Kendini izlemeye başlar
Anne kız arasında duygusal anlamda bir yakınlık olur. Kız çocukları anneleriyle kendini özdeşleştirir. Buna karşılık babalarında, davranışlarının nasıl bir sonuç getirdiğini tespit ederler. Kızların babalarıyla kurdukları bu yakınlık, ileriki yaşamlarında özdeğerlerini benimsemelerine, ilişkilerde karşılaştıkları sorunlarla başetmelerine ve nasıl erkeklerden hoşlandıklarını belirlemelerine yardımcı olur.
Hayat maratonu başlar
Hayatları içersinde babaların verdiği onay, yaşam yarışında büyük önem taşır. Kız çocuğunun üzerine alacağı sorumlulukları yerine getirmesi, kişiliğini daha da iyi oturtması için ciddi bir temel oluşturur. Kızını teşvik eden ve cesaretlendiren bir baba, hem iş hayatında hem de duygusal ilişkilerinde, başarının ve mutluluğun anahtarını sağlar.
İyi ideal bir baba nasıl olur
Erkekler için ebeveyn olmaya giden yol temelde toplum tarafından “İşte anne. Ve sen de gururlu baba olmalısın!” şeklinde kabul görüyor.
Toplumun bu gibi beklentileri, en iyi niyetli babanın bile gelişmekte olan çocuğuyla kişisel ve sürekli bir bağ kurma çabası içinde takdir edilmediğini, ihmal edildiğini ve boşa uğraştığını hissetmesine neden olabilir.
Annelerine fazlasıyla bağlı, babasız büyüyen genç erkekler, umutsuzca hem cinsleri tarafından kabul görmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyarken, zorlayıcı, abartılı ve fazlasıyla kıyasçı erkek davranışları göstermeye itilirler. En ciddi toplumsal sorunlarımıza katkıda bulunan ilk şey pekala, bağlı, sorumlu ve ilgili babaların yokluğu olabilir.
Sağlam dayanakları olmayan erkekler, ebeveynliğin kendine değerli bir şey sunduğunu muhtemelen göremeyecekler, bunu erkeklerin aile hayatından kaçmasının, ayrı kalmasının veya kopmasının nedeni sayacaklardır.
Yüzyıllarca erkeklerden yaşamlarında kaslarına güvenmeleri istendi. Günümüzün aydınlık çağında, oğullarımızı yaratıcı; bir baba, bir dost ve bir sevgili hisleriyle yetiştirmektense, zenginlik, başarı ve iş dünyasında bir iz bırakma arzusuna saplanıp kalmaları yönünde yetiştiriyoruz.
Küçük kızlar evcilik oynayıp, bebeklerini sallarken ve anne olma provası yaparken, çoğu erkek çocuk, vurup öldüren elektronik oyuncaklarla, rekabete dayalı oyunlarla, her biçim ve boyda silahlarla ve sonsuz sayıda spor aletleriyle geleneksel erkek rollerini oynamakta ısrar ediyor.
Oğullarımızın babalarıyla hala fazla şefkat, güven ve bakım deneyimi yok. Sabır, duyarlılık ve kendini karşısındaki insanın yerine koyma gibi özellikle gösteren erkek çocuklar, bunları genellikle annelerinden, büyükannelerinden veya öğretmenlerinden öğreniyorlar, babalarından değil.
Bugün erkeklerin çocuk bakımı ve ev işleri konularında sorumluluk alması, çocuk bakımıyla ilgilenmesi, duyarlı ve kendinin farkında olması, duygularını ifade etmesi, ailelerinin sağlığı ve refahı için maddi olanaklar yaratması bekleniyor. Doksanlı yılların babaları iki ayrı işi yürüttükleri aile yaşamının, mali zorluk veya enflasyonun, ailelerinden ve köklerinden coğrafi olarak ayrı olmanın pratik ve psikolojik yönleriyle de başa çıkmak zorundalar. Bugünün babası, kendisi ve çocukları için eşi olmayan bir babalık imajı yaratmak zorunda; aile içinde çocuğu büyütecek potansiyel kişi olan erkek imajıyla, ailenin dışında dünyayla etkili bağlar kuran kişi olan erkek imajını birleştirmeli.
Babalığı yeniden kavramak için arzudan çok daha fazlası gerekiyor. Babalığı yeniden yaratmak için niteliğe ihtiyaç var: çocuklarımız ve dünyamız için neyin önemli olduğunu görecek kadar geniş görüşlülük, uzun süre önce geçerliliğini kaybetmiş bir sürü yanlış bakış açısını değiştirecek kadar sızıcı düşünce ve bizi inançlarımıza sımsıkı bağlayacak kadar güçlü bir cesaret. Sadece babalar için değil anneler, aile büyükleri, eğitimciler, sağlık hizmetlileri ve politikacılar için de, eski ön yargıları yıkıp, birlikte çocuklarımız için daha iyi bir dünya yaratmanın zamanı geldi.
Ebeveynliğin cinsiyetle bir ilgisi yoktur. Çok sayıda araştırma göstermiştir ki, istekli babalar da bebeğin davranışına karşı anneler kadar duyarlı, bakımı ve yeni doğan çocuğun hareketlerinden neye ihtiyacı olduğunu anlama konusunda da anneler kadar kabiliyetliler. Bundan da öte, ebeveynlik etme arzusu kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de içseldir. Sonuç olarak ebeveynlik, bir başka insanla olmanın, sevgi ve anlayış göstermenin, inançları ve değerleri nakletmenin ve kabullenme, bağlılık, sevgi yoluyla kendimizin ötesinde ilişki kurmanın temel yoludur.
Etkili ebeveynlik duygu etkileşimidir ve bebekler bunun meyvesini toplar. Bir babanın yeni doğan bebeğiyle ilgill olması, anne rolünün önemini hiç bir zaman azaltmaz. Doğru olan şudur ki, babalar destekleyici ebeveynler ve ilgili bakıcılar olurlarsa, bebekleri muhtemelen anne ve babaları araaında güvenli bir bağ kuracaklardır. Eşleri tarafından desteklendiklerini ve yüreklendirildiklerini hisseden babaların, böyle olmayanlarla karşılaştırıldığında, bebeklerine ebeveynlik etmek konusunda daha rahat ve kendine güvenli oldukları görülür. Benzer şekilde eşleri tarafından desteklendiğini ve yüreklendirildiğini hisseden anneler de çocuklarına karşı daha becerikli, duyarlı olur ve genellikle doğum sancılarını ve doğumu daha kolay atlatırlar. Anlamlı bir şekilde iletişim kuran ve birlikte etkili bir biçimde ebeveynlik eden ailelerin çocukları, iki sevgi kaynağından birden etkilenir.
Bebeklerin gelişiminde babaların, çok derin ve sürekli bir etkisi vardır. İlgili bir babayla büyüyen çocuklar diğerlerine göre yaratıcı, zihinsel ve sosyal beceriler geliştirmeye; kırılganlıklarını psikolojik sorun noktasında tutmaya; olumlu bir beden yapısı geliştirmeye daha yatkındırlar. Ve bu çocuklar, cinsel kimliklerine rahat bir bakış, kendine güven ve ahlaki bir güç oluştururlar.
Diyabet Körlüğe sebep Olabiliyor
Diyabet, Türkiye’ de bilinen 2.5 milyon, bilinmeyenlerle birlikte 5 milyon insanı etkileyen bir sağlık sorunu. Pankreastan salgılanan insülin hormonunun, tamamen ya da kısmen eksikliğine bağlı olarak gelişen diyabet, kan şekeri yüksekliği ile kendini gösteriyor. Kalıtım, şişmanlık,hareketsizlik ve yüksek tansiyon hastalığı diyabete yakalanma riskini artırıyor. Çok susama, idrara çıkma, acıkma, kilo kaybı ve yorgunluk hastalığın en iyi bilinen belirtileri.
Diyabetin düzenli tedavisi son derece önemli. Aksi halde hastaların göz sağlığı da olumsuz etkileniyor. Hastalarda göz tansiyonu, katarakt ve gözün arka damarlarında kanama gibi sorunlar gözleniyor. Özellikle insülin kullanan hastalarda gözle ilgili sorunlar daha sık görülüyor.
Damarları etkiliyor
Acıbadem Hastanesi Bakırköy Göz Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Solmaz Akar, diyabetin gözün ağ tabakasındaki (retina) damar sistemini etkileyen bir hastalık olduğunu, çoğunlukla küçük damarları tuttuğunu belirtiyor ve “Ancak büyük damarları da etkileyebilir. Ufak damarlarda meydana gelen tıkanmalar retinada yetersiz beslenmeye (hipoksi) neden olur ve retinada oksijenlenmeyi artırmaya yönelik yeni damar gelişimi başlar. Bu bölgeler, tedavi edilmediği takdirde de retinada veya göz içinde kanamalara neden olur” diyor.
Diyabetin tipleri
İki tip diabet var. Tip 1 çocukluk yaşında, tip 2 ise erişkin yaşında özellikle 50-70 yaş grubunda ortaya çıkıyor. Birincisine insüline bağımlı, diğerine insüline bağımlı olmayan tip adı veriliyor. Prof. Dr. Akar”Tip 1 de diyabetik retinopati görülme sıklığı yüzde 40 , tip 2 de yüzde 20′dir. Diyabetik retinopati 20-65 yaş arasındakilerde görülen körlüğün başta gelen nedenidir” diyor ve şöyle devam ediyor:
“30 yaşından önce diabet tanısı konmuş kişilerde, diyabetik retinopati görülme sıklığı tanı konmasından 10 yıl sonra yüzde 50, 30 yıl sonra yüzde 90′dır. Diyabet tanısı konmasından 5 sene içinde ve ergenlikten önce çok seyrek ortaya çıkar. Erişkinlerdeki diyabette ise, gözün arka bölümünü (retina) olduğu gibi ön kısmı da etkilenebilir. Diyabetik hastalarda katarakt daha sıktır ve gerektiği halde tedavi edilmemiş hastalarda göz tansiyonu (glokom) meydana gelebilir. Bu olgularda görme kaybı kaçınılmazdır, ancak gerektiği zaman tedavilerin uygulandığı olgularda günümüz teknolojileri ile görme kaybı minimumdur. ”
Gözdeki belirtiler
Diyabetik retinopati, başlangıçta hastanın fark edebileceği bulgu vermeyebiliyor. Genellikle diyabeti nedeni ile göz kontrolü altında olduğu için hekim tarafından tanı konuluyor, gerekiyorsa tedavi ediliyor. Bulgu verenler ise görme noktasının tutulduğu ve kanamaların başladığı hasta grubunu oluşturuyor. Prof. Dr. Akar hastaların genellikle görme azalması, eğri görme veya görmenin tümünün kaybolmasından yakındıklarını söylüyor.
Tanı ve tedavi
Tanı için öncelikle hastanın gözünün retina tabakası inceleniyor. Bunun için özel lensler kullanılıyor. Eğer diyabetik retinopati bulguları mevcut ise retina damarlarının muayenesinin anjiyografi ile tamamlandığını belirten Prof. Dr. Solmaz Akar sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Anjiyografi de, tıkalı damar ve yeni damar oluşumu saptanırsa yapılacak lazer tedavisi hastanın görmesini koruyacaktır. Göz içi kanama mevcut ise ultrasonografi uygulayarak gözün arka bölümünü durumu incelenir ve ameliyata alınır. Gözde retina damarlarında tıkanıklıklar veya yeni damar gelişimi saptanır ise hastaya acil olarak laser tedavisi uygulanmalıdır. Bu tedavi gözde tıkalı olan bölgedeki oksijen ihtiyacını karşılamak için gelişen anormal damarların oluşumuna dolayısı ile kanamalara ve gözün kaybına engel olacaktır. Lazer tedavisi, görmenin azalmasını önler. Diyabetik retinopatinin ilerlememiş olgulardaki tedavisi, gerektiğinde gereken dozlarda uygulanan lazerdir. Bir defa lazer uygulanmış bölgeye tekrar uygulanma. İlave lazer tedavisi, yeni bölgelerin tedavisi şeklindedir. Günümüzde artık çok ilerlemiş, hatta görme derecesi ışık hissine kadar düşmüş gözlere de görme sağlamak mümkündür. Vitrektomi dediğimiz ileri mikrocerrahi yöntemi ile göz içine girerek hasar veren dokuları temizleyip tekrar hastalara görme kazandırıyoruz.”
Diyabet hastalarına öneriler
Zamanında laser ya da ameliyatla yapılan tedavi ile diyabetin verdiği zarar ortadan kaldırılıp ileriye dönük önlem alınabiliyor. Hasta ne kadar kontrol altında kalır ve tedavilerini yaptırır ise istenilen sonuca ulaşma şansı da artıyor. En önemli faktörün hastanın diyabetini kontrolünü yapan hekim ile göz hekiminin işbirliği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Solmaz Akar şöyle konuşuyor:
“Görmeyi koruma açısından diyabetin kontrolü ve önerdiğimiz sürelerle bize başvurması bize büyük yardım olacaktır. Diyabetik kontrolü, göz bulgularının ortaya çıkması açısından önemlidir. İyi kontrollü metabolik kontrol düzeyinde diyabetik retinopatinin ortaya çıkma ihtimali ortadan kalkmasa bile, bu süre çok daha uzun olup hastalık daha hafif seyretmektedir. Bu arada diyabetle birlikte hamilelik, hipertansiyon, böbrek sorunlarının diyabetik retinopatiyi şiddetlendirdiğini unutmamak gerekiyor. Diyabetik bir hasta, diyabetinin ve gözdeki bulgularına göre hekiminin ayarlayacağı 3 ay–1 yıl gibi süre aralıkları ile kontrole gitmelidir.”

